Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Musa ve Leonidas

1989 yılının soğuk bir öğleden sonrasıydı. Okuldan çıktık ve eve ulaşım için pederimizin ofisine gitmiştik. Çayımızı yudumlarken, peder bey de klasik telefon trafiğiyle meşguldü. Odaya mesai arkadaşı Şenol Abi girdi ve kıpkırmızı ve melûl melûl bakan gözlerle “Mete’yi kaybettik” dedi. Zaten soğuk bir ofisti, o andan itibaren oda daha da buz kesti. Babamız Güner Hoca önce gözlüklerinin üzerinden şok bir ruh hali ile “Emin misin?” diye sorarken, diğer taraftan da TV’yi açmaya çalışıyordu ve de acı gerçekle başbaşa kaldık. Şok sonrası buğulu gözlerle TRT 1’i izlerken, pederim “Amman Allahım, gitti yavrucak, Alpay (rahmetli babası) napar acaba?” diye de mırıldanıyordu. Artık Mete yoktu, melek olup uçup gitti. Samsunspor’un kulüp otobüsü Malatya deplasmanına giderken, meydana gelen trafik kazasında iki gözümüzü kaybettik. İleriki dönemlerde Türkiye liglerinde uzun bir süre temsilcimiz olmadı ta ki Kenan Özer’e kadar. Kenan önce Beşiktaş, daha sonra Rize ve şimdi de ligin önemli takımlarından Antalyaspor’la sözleşme imzaladı. Tabii ara dönemde de Özer Kaya, Ertaç Taşkıran, Hamis Çakır, İbrahim Çıdamlı, Mustafa Yaşınses ve Coşkun Ulusoy’un kısa dönemli farklı liglerde az da olsa tecrübeleri oldu ancak maalesef sürer durum bir yapıya kavuşturulamadı. Şimdi sırada eski talebemiz Musa Şanlıer var Yavrucak geçtiğimiz hafta ile Almanya Berlin’de konuşlanmış FC Leipzig Kulübü’yle 1 yıllık sözleşme imzaladı. Sevgili Musa; “Bugün sporcu sorumlusuyla konuşup anlaştık önsözleşmeye imza atdım. 10 Temmuz günü ise benim gibi diğer ülkelerden gelen birkaç arkadaşımla birlikte toplu imza töreni ve basın toplantısı olacaktır. Bu sene kısmetse FC Leipzig forması altında olacam. Herşey tıkırında çok şükür ilgilenen, ilgilenmeyen, destek veren, vermeyen herkese çok teşekkür ederim” diye de açıklama çaktı ertesine. Kısa vadeli bir sözleşme altında yatan gerçek ise Musa’nın sakatlık sonrası performansı açısından mevcut durum tesbiti ve de tabii her iki taraf açısından da sürer durum vaziyetleri. İlgili gelişmeleri yakından veya uzaktan izleyen futbolseverlerin bi’çoğu; “Musa, eylül’ü bulmadan geri gelir” diyedursun biz de onlara; “Musacık artık ‘Musa bizi diskoya götür’ modundan çıkmıştır. Ciddi Alman disiplinine adaptasyonuyla beraber ikinci bir Tugay Kerimoğlu vakası vûkû bulacaktır” diye söyledik durumu. Malûm, Tugay da Galatasaray’ın son demi’ndeyken Premier League’ye kapak yapmış bi’futbolcuydu. Neyse, bizim adam artık Berlin’de ve ‘yolcu mu yoksa hancı mı olacak’ kendisi karar verecek. Plajda gören görmüştür, bizim adamın sırtında dev gibi bir Leonidas dövmesi var. Leonidas kim mi? Hani şu ‘güç ve kudret’i simgeleyen eski Sparta Kralı var ya, işte o zat-ı muhteşem. 300 kişilik ordusuyla Perslere meydan okuyan komutan günümüzde de müthiş bir motivasyon kaynağı oldu. Bu çerçevede Musa’nın ayağının kırıldığı dönemlerdeki sohbetlerimizde hep o 300 Spartalı ve komutanları Leonidas’ın azmini konuşmuştuk. E bu süreçteki motivasyon Allah’ın izniyle Berlin’de de sürecektir.  Bizler ve de devlet bu gençlere özel ne gibi destek verdi veya verecek? Bu konudaki stratejik plan ne? Ölümüzün goca körü bildik! Neyse, NBA takımlarından Phoenix Suns, Lebron James’i transfer etmek için tam 1 milyar USD teklif vermiş. Musacık için 1 milyon TL çok mu? Yakışır koçuma. Biz inandık, yeter ki bizim adam da inansın. Son söz; En derin başarı dileklerimizle evlat…