Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Mafiş icraat modeli…

Geçen hafta içi Göçmenköy’de ev yemekleriyle ünlü bi’mekândaydık. İlgili lokanta sahibesi Zehraba’nın o müthiş ev yemekleriyle zevkle ve de dörtköşe  bi’şekilde haşır ve de neşir olduk. Sofrada eski dostlarım KKTC Atletizm Federasyonu Başkanı Ersin Doğaç, yanında da Spor Dairesi Müdürlüğü’nden Hüseyin Eğitmen (atletizmin müstakbel federasyon başkanı) ve Mehmet Ceymi Aközer  vardı. Sağolsunlar bu rutinlerine bendenizi de dahil ettiler. İlk kez bulunduğum mekanda bumbar, bulgur ve Kıbrıs’a özgü mezeler bi’taraftan hominine gırtlak devam ederken, diğer bi’taraftan da dünyanın sporunu konuşuyorduk. E ne de olsa ilgili arkadaşların geçmişlerinde milli sporculuk referansları da vardı. Konu döndü dolaştı ve yine atletizme geldi tabiyatıyla. Mâlum, atletizme ilişkin dünyanın sporcusu var elimizde. Bu bebeler gerek geçmişte, gerek şimdi Avrupa standartlarının çok çok üzerinde atladılar, attılar ve de koştular. E hâl böyleyken de biz devlet olarak onlara nasıl bi’gözle yaklaştık? Ya da nasıl bi’algıda onların dertlerine derman olduk? Zannımca hiç’bi zaman ‘devlet başarılı sporcuyu korur’ tümceli bi’anayasal hakkı bu çocuklar üzerinde işletmedik. Haa, konuya direkt daldım ama bu satırların yazarı atletizm dünyamıza Reşat Oğuz, Ersin Doğaç ve Celal Keleş sayesinde yakın ama bir o kadar da uzak. Neden mi? E bu spor branşının dokusunda  7/24 fiziksel ve de zihinsel antrenman var. Şahsen kışın futbol gabağı kesmekten bu atlet işlerine maalesef Fransız kalıyorum. Tabii ara ara Celal Keleş ile birkaç acı kahve eşliğinde ‘orda neler oluyor’ merkezli sohbetler yanında, sıra arkadaşım Reşat Oğuz’la da ara ve de sıra Facebook duvarı üzerinden atletizm dünyamıza ilişkin naneleri ve de ölümüzün goca körü vaziyetlerini irdeliyoruz. Mâlum, Reşat Oğuz tescilli 100 metre eski Türkiye Rekortmeni. Bunun yanında Meliz Redif hem Gençler, hem de Büyükler 400 metre Türkiye rekorunu elinde bulundurmuş ve de 2012 Londra’da koşmuş müthiş bi’performans. Bu da kesmedi Yiğitcan Hekimoğlu da Gençler Türkiye Rekortmeni. Bu gençler 2016 Rio’da koşacak mı? E maalesef inşallah ve de maşallaha kaldı işleri. Zaman su gibi akıp geçiyor ve bu gençlerin de optimum performans yaşları her geçen gün tükeniyor. Celal Hoca’ya ergojenik yardım konusunda soru sorduğumda gülerek “ergojenik yardımı geçtik, maalesef daha eksik bile besleniyoruz” dedi bi’sohbette. Yiğitcan henüz 20’li yaşlarda. Meliz ise o da 20’li yaşların ortasında.  Nerden bakarsanız bakın önlerinde daha 10 yılın üzerinde performans süreci var. Gerek Meliz’in, gerekse Yiğitcan’ın şu anki ivmeleri Rio 2016’yı katılımı destekliyor mu? E henüz değil! Bu yavrucaklar için bir “Mükemmel Atlet Projesi” şart mı? E herld yani! Bu konuda bi’stratejik planlama var mı? Henüz yok. Müşterek Bahis Fonu’na şu an yılda 14 milyon TL civarı para düşüyor. Bu çocuklar için bi’mental antrenör gerekir mi? E şart. E başka? Acil olarak 150 bin TL’lik sadece atletlerin antrenman yapacağı atletizm sporuna özgü bir fitnes merkezi olsa fena olur mu? Asla! E çok para mı? Toprak stat bozmalarına atılan argasti-margasti çim tohumuna atılan parayla eşdeğer. Diğer bir istek ise dünya ve olimpiyat müsabaklarına sunulan hizmetler. Bunun da maliyeti yıllık 100 bin USD. Çok mu? E gene nayır-nolamaz demeyin lütfen! ‘KKTC’yi Tanıtma Sanayi’ mensuplarınca tonlarca para harcanıyor. Üstelik de  rahmetli Kaddafi’nin de dediği gibi “mafiş icraat modeli” ile henüz bir etkinlik yok. Neyse, değerli atletlerimiz olimpiyat hedeflerinde çalışadursun, bizim de bu çocuklar için hedefimiz Golden veya Diamond League sayesinde başlangıç bi’açılım olmalıdır. Bu durum asla bir hayalden ibaret değildir. Tabii erk isterse. Nokta…