Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Cam Tavan Sendromu

Sıkı Fenerli Göko (Gökmen Bolkan) geçen pazar akşamı canlı yayında; “Hoca; Gençlik Gücü (GG) düştü. Bir GG sempatizanı olarak neler hissediyorsun?” diye sordu. Bendeniz de yanımda oturan eski (1982) Oyna GG futbolcusu Özsoy Müdür’e baktım ve “laga luga” cinsinden bi”şeyler gevelemeye çalıştım. Tabii reklam arası yine Göko; “Ma neden acı hissettiğini söylemedin!” dedi gülerek ve reklam arkasına ilgili “acı” yı tarif etmeye çalıştık. Oyna GG’nin bildik sıfatı “asansör takım” oldu artık. Onu asansör gibi bir alt lige ve de bir üst lige sokanlar da küçük bi’grup Lefkoşalı. Bu garibim genççiklere üç kuruşluk faydamız da yok. Tabii futbolcu arkadaşlar da “çaresizseniz, çare sizsiniz”e pek takılmıyorlar mâlum ki ha’bire dayak yemeceler. E hâl böyle olunca da onlar da Cam Tavan Sendromu içerisinde sürekli debelenmece durumları altında eziliyorlar; “Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görür. Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışır ama başlarını tavandaki cama çarparak düşer. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplar, tekrar başlarını cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çeker. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıplamamayı öğrenir. Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte 30 cm zıplar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler. Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı ‘hayat dersi’ne sadık hâlde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkanları vardır ama kaçamazlar. ‘Çünkü engel artık zihinlerindedir’. Onları sınırlayan dış engel kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel varlığını sürdürmektedir”. İşte, Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini gösterir. İşte buna da “Cam Tavan Sendromu” denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır. Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir.  Başka bir değişle:  “Yapabileceğin, yapabileceğini düşündüğün kadardır” veya Ekmekçi Müdür’ün de dediği gibi: “Be Nazım; Olaylar gözünde büyüttüğün kadar büyüktür” demişti klavye başında enginar yerken klavye başında. “GG mi, bye bye mı” dedik ya haftalardır. Sonuçta Oyna GG de “bye bye” oldu K-Pet’te. Sıra Yalova’ya geldi sanırım. Arkasına da play-out’tan ihraçla bir alt kümeye bir takım daha gidecek. Hangisi mi? Bu yıl Süper (!) Lig’e yeni çıkan Cam Tavan Sendromlu takımlardan biri olacak kuvvetle ihtimâl veya bi’ihtimâl daha var. Neyse, futbolu geçtik; Genelde tüm gençliğimizi bu sınıfa soktuk. Özellikle de Göç Yasası’yla onların hayallerine engel koyduk. Sonuç mu? ‘Öğretilmiş Çaresizlik’ bedenden çıkmıyor bi’türlü. Son söz; “Unutmayın ki limit sizsiniz”. Ya bu’ada da. Ya da başka diyarlarda..