Kimler geldi, kimler geçti. “Atletizm” denince ‘mâzi kalbimde bi’yaradır’ o yıllar için; Mustafa Siyami Balık, Erhan Sucuoğlu, Harika Kıral, rahmetli Pelin, Ali Yırtıcı ve de Özgürgün Kardeşler. Sonra ki yıllarda da sıra arkadaşım Reşat Oğuz, arkasından da Eser Erçin, Meliz Redif ve adları bu’sütuna sığmayacak bi’sürü yeni nesil atletleri takip etmeye çalıştık. Şimdilerde de sprinter Yiğitcan talebemizi takipteyiz. İbrahim Bey’den olma, Aynur Hanım’dan doğma ve de sonraki yıllarda da Celal Keleş Hocamdan yoğrulma yeni nesil bi’tay. Derslerinde de başarılı bi’tay bizimkisi. Son zamanlarda aşk ve de meşk işlerine fena sarmış gibi bi’havası vardı bizim adamın zira gözü cep telefonundan kaçmaz olmuştu başı önde ha’bire yaza yaza yazdı(!) birilerine. Neyse, vak-ti zamanında Türk Ocağı Limasol Kulübü’nün sporcu kaynağını yöneten Dr. Serhat Deniz kardeşim; “Celal Hoca, takımımda çok süratli bi’eleman var. Gel bir bak(!) istersen” demiş. Celal Hoca da, Serhat Hoca’yı kırmamış ve antrenmana gitmiş; “Be gardaş, bi’baktım tay gibi süratli bi’genç” dedi bana sohbet sırasında. “Eeee?” soslu sohbetimizde; “Onu karşıma aldım ve dedim ki; Yiğit; Olimpik sporcu olmak istiyorsan yüzde yüz atletizme adanmış bi’hayatı seçmek zorundasın. Gerek özel yaşamın, gerekse sosyal yaşamında da bu adanmışlık devam edecek. Beyninde herhangi bi’nedenle soru işareti varsa takozdan çıkamazsın. Yol yakınken düşün, taşın biraz da kaşın da cevap ver. Bu çetin yolda ailenden sonra en yakının ben olacağım. Ben çok ümitliyim. Yersen…” demiş. Ve işte o anda Yiğitcan’ın kader ne ise o ya, atletizim yaşamında peşi sıra başarılar gelmeye başlamış. Bizim ada sınırlarını çoktan aşmış. Türkiye Atletizm Milli Takımı’nda yarışan bi’Türkiye rekortmeni. Bi’zamanlar Reşat Oğuz’la gururlandık ve de onun arkadaşı olmakla onur duyduk, Aygaz reklamıyla sevindik. O da 100 ve 200’de birçok kez kapak yapmış bir Türkiye rekortmeni. Hâlâ daha 200 salon rekoru kırılamamış bi’atlet Reşat Boss. Gerçi bu aralar har har değişen spinning seans vakitlerini Face’de paylaşıyor. N’aparsın ekmek parası! Hava bedava ama acı su parayla. Neyse, biz yine Yiğitcan’a dönelim; 27 Nisan 1992 doğumlu ve de 100’de Türkiye Gençler Rekortmeni bi’muhteşem. Elemanı biraz taradık; all-atletichs.com’a göre 2013’te 60 m. salonda İstanbul’da; 6, 82 koşmuş. 2010’da daha çok gençken Bursa’da 100 m.’yi 10.54’te geçmiş. 200’ü de Adana’da 21.47’de koşmuş 2013 yılı itibarıyle. Kısa bi’süre sakatlık ve geçenlerde (1 Şubat 2014) İstanbul’da 60 m. salonda Türkiye şampiyonu olmuş bizim adam. Arkasına da Türkiye Atletizm Federasyonu’nun İzmir’de organize edilen performans ölçümlerine dahil olmuş. Neden mi? Tabii ki Rio 2016 Olimpiyat Oyunları aday kadrosuna alındığı için. E bundan sonra bu devlet; “Yiğitcan olimpik bi’sporcudur” demelidir artık. Bundan sonra milyonları temsil edecek Kıbrıs asıllı bir Türktür. KKTC olarak bu olimpik sporcu üzerinden Trinidad-Tobago, St. Kitts veya diğer küçücük adaların tanıtımında olduğu gibi bu yavrucak üzerinden tanıtım organizasyonunu gerçekleştirmelidir. Bunu için de Yiğitcan’nın uluslararası performans durumu en ön plandadır. Onun da önünde bu ekibe madde cinsinden her türlü desteğin verilmesidir. Bunun yanında mâneveten; bu ekibi bi’mektup pulu üzerinde, bi’otobüs billboardında veya otobüslerin üzerindeki bi’posterde veya turistlerin çok takıldığı havalimanı veya Girne Eski Liman’ndaki bi’renkli pankart üzerinden bu genci ve diğer gençleri tanıtmalıyız. Fransızların Christophe Lemaitre’i varsa bizim de Yiğidimiz var. Bu devlete(!) rağmen az zamanda çok iş yapan bu ekibe bin selam. Devam aslan parçası…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























