Bi’defa KOP denen furbol organizasyonu Rumların malı değil. Onlara babalarından da kalmadı! Or’da kurucu üye olarak Türkler de var bildik üz’re! 60 Cumhuriyeti Anayasası veya babayasası’ndan elde edilmiş hakları da artık takan yok zira KOP üyeleri 62’de FIFA’ya (ki o dönemdeki adı Dünya Konfederasyonlar Birliği idi) başvururken biz arazi olduk ve malı onlara bıraktık. Kural ne der? “Tek ülke, tek temsiliyet” der. Bu yüzden kendimizi evrende yer alan bir futbol federasyonu olarak görmeyelim! Yok öyle bi’şey! Neymiş? Biz de federasyonmuşuz da başka federasyona üye olamazmışız ve de başka başka abuk sabuk gabak! Haa, “hiç mi hırsızın kabahati yok” demişti Nasreddin Hoca. Rumlar da sütten çıkmış ak kaşık değil! Sonuç mu? Bizdeki Jurassic Park’la bir oldular ve ha’bire gençlerimizin beline beline vurup onları dünyadan tecrit ediyorlar. Bu olay öyle Ticaret Odası örneğine benzemez! Gerçi İzmir Ticaret Odası daha geçen yıl Limasol’da çatır çatır anlaşma yaptı ya, o bile yeter. Yetmez mi? Apollon da bi’kaç gün içinde Trabzon’da olacak. Zaten bu spor işi toplamda bir sosyal boyut! Herkesi ilgilendiren bir hususta herkes konuşsun ama lütfen birbirimizi kırmadan! Sertoğlu mu? Bu aralar Blatter’e bakarak; “Birgün belki hayattan, geçmişteki günlerden, bir teselli ararsın, bak o zaman resmime” der galiba da veya diyecek. Arkasından da Karaca gibi devam edecek; “Ve işte arda kalan, bir avuç anı şimdi, koyup da bir başına, bırakıp gittin beni” da diyordur bu aralar kuvvetle ihtimâl. Neden mi? E Blatter Amcam geçen hafta içi; “Kıbrıs için çözümümüz var. 6 yıldan beri bununla uğraşıyoruz. Belgeler tam olarak kabul edildi. Kıbrıs Rum Kesimi Federasyonu onayladı. Türk tarafından onay bekliyoruz. KKTC tarafından beklediğimiz bu onay mektubu umarım ay sonuna kadar gelecektir” dedi ya, bizde de tam bir hayal kırıklığı gerçekleşti. Arkasından da Mağusa Türk Gücü’nün eski kalecisi, efsane başkanı ve de Cumhurbaşkanımız Derviş Bey kontra bi’açıklama yaptı; Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun Blatter’e yanıtı ise sert oldu: “Rum Futbol Federasyonu çatısı altında maç yapmayı benimsememiz mümkün değil” dedi. Tabii bu arada da KOP Başkanı Costaki Efendi de orta çömlek modunda ve ateşe körükle gitmece; “Süreç öncelikle düzenlemenin imzalanmasını, ikinci olarak Genel Kurullarda onaylanmasını ve üçüncü olarak da Kıbrıs Türk Federasyonu’nun Kıbrıs Futbol Federasyonu üyesi olması için başvuruyu sağlıyor. Ne belge üzerinde ne de süreç üzerinde bir değişikliği tartışmayız” konusunu çaktı. Kim doğru söyler, kim eyyam yapar, kim olayı manipüle eder anca tutanaklarda belli olacaktır. E kamu vicdanı mı? Kamu da vicdanların sızlana sızlana ve de salına salına sinsice boyutunu hayretle izliyor bu aralar. Mecaz bu ya, Bedri Rahmi’yi bilmem bilir misiniz; hani şu ünlü yağlı boya resim ve de şiir ustası; “Karadutum, çatal karam, çingenem; Daha nem olacaktın bir tanem; Gülen ayvam, ağlayan narımsın; Kadınım, kısrağım, karımsın” demişti bizim adam. Şiirde “karım” dediği ise sevgilisiydi. Rahmi’nin karadutu’na günü geldi ve menenjit tüberkülozu bulaştı. Gencecik kızcağız ateşler içerisinde yatağa düştü. İyleşebilmesi için antibiyotik lâzımdı. İkinci Dünya Savaşı daha yeni bitmişti ve piyasada tükenen ilaç ateş pahasıydı. Bunun üzerine Bedri Rahmi de sevgilisine ilaç parası için o güzelim tablolarını bir bir elden çıkarmaya başlamıştı. Halen piyasada satılan resimlerin çoğu, o dönem bizim adamın eldek çıkardığı tablolarıdır. Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl sevgili Mari kızımız Alman Hastanesin’de hayata gözlerini yumdu. Bizim adam yıkılmıştı. O günlerde yine içkiye daldı ve şu şiiri çaktı; “Türküler bitti, halaylar durdu, hüzün geldi baş köşeye kuruldu, yoruldu yüreğim yoruldu” demişti biçare bi’şekilde. Sonra ne mi oldu? Bedri Usta kederler içerisinde eveine döndü. Onu karısı Eren ve 11 yaşındaki oğlu Mehmet teselli etti Allah tüketmesin Bedri’yi ve sonucunda da 1974’te hayata gözlerini yumdu. İşte kıssadan hisse bu Blater aşkına bu aralar Kıbrıs’ın kuzeyinde har har birbirimizi kırmaca. Şahsen bendenizde büyük hayal kırıklığı var, en azından şimdilik. Ortalık toz duman olmuş, her yeri bulutlar basmış, her yerde bir flu ve de gri durum var! Sonuçta bi’an önce gençlerimizin önü açılımalı. Biraz Summak Dayı, biraz mezarlık bekçisi, biraz ölümün goca körü ve de biraz da siyasal ihanet içerisinde olan işleri bırakıp, ortak akıl projesi dahilinde tıpkı Rumlar gibi biz de topyekün bi’şekilde olayı presleyelim. “Artık hiçbi’şey eskisi gibi olmayacak” mı? İnşallah Blatter Dayı, Summak Dayı olmaz ve raconu keser ve de ezber bozar!


























