Araştırmacılar Victoria Clark ve Melissa Scott, dünya tarihine damga vurmuş diktatörlerin yemek alışkanlıklarını Dictators' Dinners (Diktatörlerin Akşam Yemekleri) adlı kitapta toplandı. Kitapta Hitler’den Mussolini’ye, Stalin’den Mao’ya, Kaddafi’den Saddam Hüseyin’e pek çok tiranın beslenme alışkanlıklarına dair çarpıcı ayrıntılar yer alıyor.
Joseph Stalin: Gürcü şaraplarına ve mezelerine çok düşkündü. Favorisi ceviz ve baharat soslu tavuktu. Sabaha kadar süren içki sofraları meşhurdu. Bu arada Stalin’in aşçısı Spiridon Putin, Vladimir Putin’in dedesiydi.
Adolf Hitler: En sevdiği yemek dil, ciğer ve fıstıkla doldurulmuş güvercindi. Bunun dışında et tüketmemeye dikkat ederdi. Kitapta, şiddetli gaz sancılarından mustarip olduğu, bu nedenle vejeterjan rejim uyguladığı iddiasına yer veriliyor.
Mao Zedong: Modern Çin’in mimarı etsiz sofraya oturmazdı. Ancak onun da bağırsak problemleri vardı.
Benito Mussolini: Makarnadan hoşlanmaz, patates püresinin kendisine baş ağrısı yaptığını söylerdi. Yağ ve limonla sunulan sarımsağa ise bayılırdı.
Saddam Hüseyin: Iraklı diktatörün yemek tercihi yağdan arındırılmış, çiftliklerde yetişmiş en iyi dana ve kuzuların etleriydi. Şekerleme ve çikolata düşkünüydü.
Kim Jong-il: Kuzey Kore eski diktatörü pirinç tanelerinin eşit büyüklükte olması için kadınlardan bir ekip kurmuştu.
Muammer Kaddafi: İtalyan yemeklerine düşkündü. Deve eti, deve sütü, kuskus ve kuru eriği de sıklıkla tüketirdi.
İdi Amin: Uganda’nın sabık tiranı bir günde 40 portakal yerdi. Suudi Arabistan’daki sürgün günlerini ise fast food ürünleri tüketerek geçirdi.
Nicolay Çavuşesku: Devrik Rumen diktatör, ziyarete gelen yabancı liderlerin yiyeceklerini yanlarında getirmelerinden nefret ederdi. Favori yiyeceği tavuktu. Tavuğun ayaklarını dahi yediği rivayet ediliyor.
Antonio Salazar: Portekizli Salazar tam bir sardalya düşkünüydü. Sardalya, ona çocukluğunun yoksul günlerini hatırlatıyordu.
































