AB-Türkiye ilişkileri yeni bir döneme girme aşamasında.
Ya da zorunluluğunda…
Suriye’deki savaş ve onun yarattığı mülteci krizi tarafları bir birine yakınlaşmak zorunda bırakan bir gelişme oldu.
AB Türkiye’yi kaybetmemesi gerektiği gerçeği ile yüzleşti.
Öte yandan Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler Türkiye’nin yüzünü yeniden batıya döndürmesini gerektirecek bir hal aldı.
Dolayısıyla AB ve Türkiye’nin birbirine bağımlı olduklarını gördükleri bir sürecin içerisine girildi.
Geride kalan yıllarda AB-Türkiye ilişkileri gerilimlere sahne olmuş, sıkıntılar yaşanmıştı.
Arap baharı ile birlikte AB-Türkiye ilişkilerinde yaşanmaya başlanan kopma ve taraflar arasında yabancılaşma süreci sonucu kırılmalar olmuştu.
Gelinen aşamada sıkıntıların tam olarak bittiğini söylemek doğru olmaz.
Ancak tarafların bir birilerine bağımlılıklarını yaşayarak görmeleri sonrasında, kırılganlıkları geride bırakmaları gerektiği yönünde bir zorunluluk da ortaya çıktı.
Diğer yandan Kıbrıs meselesinde yaşanmakta olan gelişmeler AB-Türkiye ilişkileri açısından geçmişe göre daha fazla önem kazandı.
Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere sürecinde olumlu gelişmeler yaşanıyor olması, AB-Türkiye ilişkileri açısından da önemli olarak nitelendiriliyor.
Kıbrıs’taki iki lider ve ilgili taraflar Kıbrıs meselesine Haziran ayına kadar kapsamlı bir çözüm bulunması olasılığının yüksek olduğu iddiasında.
Kıbrıs sorununun ortadan kalkması ile birlikte paralel bir çok gelişmenin yaşanması bekleniyor.
Bu gelişmelerden en önemlisi bölgenin gerginlikleri geride bırakarak barış ve işbirliği havzasına dönüşmesi ve yeni işbirlikleri için fırsatlar ortaya çıkarması olarak değerlendiriliyor.
Böylece Doğu Akdeniz’de bugün bir birine karşı hasım gibi görünen tarafların bölgede ekonomik işbirliklerine gidebilecekleri yeni bir dönem başlayabileceği konuşuluyor.
Türkiye, İsrail, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki işbirlikleri ve ilişkilerin farklı bir boyut kazanacağı ve bundan ilgili tüm tarafların kazançlı çıkacağı iddia ediliyor.
Kıbrıs sorununun çözümlenmesinin yaratacağı bir diğer önemli etkinin ise Türkiye-AB ilişkileri üzerinde olacağı belirtiliyor.
Özellikle de Haziran ayına kadar Kıbrıs sorunun çözümü konusunda somut ve önemli ilerlemeler sağlanırsa, bu durum mülteci krizi ile yakınlaşma sürecine giren AB-Türkiye ilişkilerinin bir başka boyuta geçmesine zemin oluşturacak. Bu yönde çok büyük bir beklenti var.
Kısacası Türkiye-AB ilişkileri mülteci krizi sonrasında yeniden gözden geçirilerek yapılandırılırken, Kıbrıs meselesinde ulaşılacak bir çözüm tarafları bir birine kopmamak üzere birleştirecek bir etki yapabilecek.
Bu da küçümsenecek bir durum değildir.
Hem bölge barışı, hem de AB’nin geleceği açısında büyük önem taşıyor.
Tabii ki dünya barışı için de…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























