Su konusunda dünkü yazımda Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar ile yaptığım görüşmede söylediklerinden derlediğim notları paylaşmıştım.
Özçınar Türkiye’nin adada suyu yönetmeye talip olmadığını söylemiş ve yapılacak olanın sadece bir işletme devri olduğuna vurgu yapmıştı.
Bugün kaldığımız yerden devam edelim. İşte, Özçınar’ın tespitlerinin devamı:
– Yapılacak olan bir işletme devridir. Bu model yatırım anlamında yapılmak istenenlerin yapılması ve süre sonunda işletmenin tekrar belediyelere devredilmesini öngörüyor.
– Şu anda Güzelyurt ve Mağusa belediyeleri benzer bir model ile arıtma tesislerinin işletmesini devrettiler. Bu iki belediyenin AB finansmanları ile elde ettikleri arıtma tesisleri suda uygulanmak istenen mantıkla ihaleye çıkıldı ve işletme devri yapıldı. Arıtma tesislerini bugün bir Alman şirket işletiyor ve öngörülen sürenin sonunda belediyelere devredecek.
– Su yönetimi bugün devletin kontrolünde ve sorumluluğundadır. Belediyelerde değildir. Türkiye’den gelen suyun yönetiminde de öngörülen modele göre kontrol ve sorumluluk devlette olacak. Belediyeler yasasına göre tarım suyu hariç suda belediyelerin sadece işletme ve dağıtma yetkisi vardır. Doğal olarak bu modele göre işletme devri olacağı için tarım suyu hariç belediyelerin bu sürecin doğrudan içinde olması ve yönetmesi gerekir.
– Maliyetlerin tespiti net olmadan Yap-İşlet-Devret modelinin süresi ortaya konulamaz. Bu süre maliyetlere göre 20 yıl ya da 30 yıl olabilir.
– İhale süreci sonuçlanana kadar DSİ isteyen belediyelerin depolarına suyu vermeyi taahhüt ediyor.
– BESKİ şu ana kadar hiçbir karar almamış, hiçbir şey üretmemiş, sadece yaptıklarını ya da yapmaya çalıştıklarını toplumla paylaşmanın ötesine geçemeyen bir yapıdır. BESKİ’nin 9 kişilik yönetiminin 5’i zaten toplantılarına katılmıyor. BESKİ’deki yapı işlevsel bir yapı olamadı.
– Yap-İşlet-Devret modeli çerçevesinde ihaleyi alacak şirket Belediyeler Birliği’nden hizmet alarak da bu işi yapabilir.
– KKTC tarafı ‘Su Kurumu’ gibi yeni kurumlar yaratarak kaosa oynamamalı. Devlet su konusunda denetim ve kontrol görevini üstlenmeli.
– Belediyeler şu anda sudan yıllık 35 milyon TL civarında bir gelir elde ediyor. Türkiye’den gelecek su ile birlikte belediyeler için öngörülen kira bedeli 17.5 milyon TL dolayındadır. Buna hizmet bedelleri de eklenecektir. Tahsilat ve belediyelerin verdiği diğer hizmet bedelleri devri yapılan şirket tarafından toplanıp belediyelere ödenecektir. Bu da belediyelerin tahsilattan doğan büyük kayıplarını ortadan kaldıracaktır.
– Bütün belediyeler şu anda zarardadır ve kar elde eden bir yapıları yoktur. Suda öngörülen model ile birlikte belediyeler için modern belediyecilik yapma fırsatı da ortaya çıkacaktır.
– Su konusunda Türkiye ve KKTC tarafları arasında üzerinde uzlaşıya varılan ancak CTP Parti Meclisi tarafından kabul edilmeyen model dünyada uygulanan bir modeldir. İngiltere’de bu model kullanılmaktadır ve orada sistem bu modelle yönetilmektedir. Türkiye’de ise CHP’li Belediye Başkanı’nın bulunduğu Alaçatı’da bu model uygulanmıştır ve başarı elde edilmiştir.
– Öngörülen modelle ilgili endişeye gerek yoktur çünkü sonuçta her şey devletin kontrol ve denetiminde olacaktır.
Mahmut Özçınar’ın tespitleri böyle…
Konuşmamız sırasında belediyelerin sayılarının azaltılması konusunu da Özçınar ile değerlendirdik. Mahmut Başkan belediyelerin sayılarının azaltılması görüşünde. Bunun belediyelerimizin daha profesyonel kurumsal yapılara dönüşmesini sağlayacağı iddiasında. Böylece belediye başkanlarının sayısı azalırken merkezlerde personel sayısının artacağını, bunun da hizmet kalitesini yükselteceğini düşünüyor.
Bizden aktarması…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























