Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eski fotoğraflar

Çatalköy’de ‘Eminem’ diye bir yerdeydik dün.

Deniz bir tarafımızda, Beşparmak dağları bir tarafımızda güzel bir manzara eşliğinde yemek yedik.
Konumu gerçekten çok iyi olan Eminem’in duvarlarındaki eski siyah beyaz fotoğraflar eski Kıbrıs’ı yansıtıyor.
Mimarisi de eski Kıbrıs taş evlerini anımsatacak şekilde tasarlanmış.
Restoran içerisine serpiştirilmiş artık antik sayılan eski Kıbrıs evlerinin vazgeçilmez eşyaları sizi geçmişe götürüyor.
Girişte dekor olarak kullanılmış eski eşyalar karşılıyor sizi. Merdivenleri çıkarken köşeye konulan eski bir çocuk arabası ile karşılaşıyorsunuz. Antik aynalar, büfe ve duvarları süsleyen fotoğraflar sizi istemeseniz de eskiye götürüyor.
Eski günleri, kaybettiklerinizi anımsıyorsunuz.
Sonbaharın son ayında yazdan kalma bir günde Eminem’in çok iyi bir peyzaj çalışması ile şekillendirilmiş bahçesinde, akan su sesi eşliğinde yemeğimizi yerken, mekanın iç dekorunun etkisinden olacak eskiyi konuştuk.
Eski günleri yad ettik.
Tavanda asılı duran ekmek tahtası, büfe üzerindeki nostaljik radyo, şömine üzerinde yer alan çalar saat artık evlerimizde yok.
Değişen yaşam koşulları, gelişen teknoloji ve bir sürü başka nedenle artık farklı hayatlar yaşıyoruz.
Eskiden hayatın olmazsa olmaz birçok aracı artık hayatımızdan çıktı.
Ellerimizde akıllı telefonlar, evlerimizde akıllı televizyonlar, ‘modern çağın’ dayattığı yaşam biçimi hayatı daha hızlı ve belki de anlamsız yaşamamıza neden oluyor.
Zaman çok hızlı akıp giderken çabuk tüketiyoruz.
Bizden sonrakiler bizden daha da hızlı tüketiyor.
Her şey anlık yaşanıyor.
Kendimize zaman ayırmadan oradan oraya koşuşarak geçip gidiyor günlerimiz.
Zamanımızı çok kaliteli bir şekilde kullanamıyoruz.
Kimilerine göre biz ve bizden öncekiler şanslı kuşaklarız.
Özellikle de bizden öncekiler.
Ulaşımın eşeklerle yapıldığı, tarlaların öküzlerin çektiği sapanlarla sürüldüğü, çıkan ürünlerin harmanlarda hasat edildiği günleri yaşadı onlar.
Gazyağı lambalarının ışığında kitaplarını okudular.
Şimdi ellerinde akıllı telefonlar var.
Ulaşımda ve iletişimde yaşanan devrime tanıklık ettiler.
‘Eminem’ restoranın otantik ortamında duvarlardaki fotoğraflara bakarken insan ister istemez bunları hatırlıyor.
Dün ile bugünü kıyaslıyor.
Çocukluğuna geri gidiyor. Film şeridi gibi geride kalan yıllar geçip gidiyor gözünün önünden.
Yılların unutturduklarını anımsıyor ister istemez.
Leymosun’a özel cümbez macunu ile sonlanıyor yemek.
Bu arada biz de Eminem Restoran sayesinde eskiyi konuşarak, kah gülümseyip kah hüzünlenerek bir Pazar gününü daha geride bırakıyoruz.
Çatalköy’deki bu güzel mekanı yaratan Şerife Hanım ve eşi Cemal Kır’a Kıbrıs kültürünü yaşatma konusunda gösterdikleri hassasiyetten dolayı teşekkür ederek oradan ayrılıyoruz…