Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kolay olmayacak

Kıbrıs konusundaki müzakere sürecinde en kritik dönemece girildi.
Kasım ve Aralık aylarında liderler ve ekiplerinin göstereceği performans sürecin geleceğini belirleyecek.
Bu iki ay içerisinde liderler ve müzakerecileri yoğun bir mesai harcayarak elli yılı aşkın bir süredir uluslararası toplumun gündemini de meşgul eden Kıbrıs sorununa son vermeyi deneyecekler.
İşleri hiç de kolay olmayacak.
Kolay olsa idi bu sorun elli yılı aşkın bir süredir devam etmezdi.
Düşünün bir kere, 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken doğan bebek bugün 55 yaşında…
Bu sorun birkaç kuşağı tüketmiş bir sorun.
Gelinen aşamada kuşkusuz mülkiyet ve toprak konuları görüşmeciler için en zor konu başlıkları olacak.
Elbette ki bu diğer konuların kolay olacağı anlamına gelmez.
Aralık sonuna kadar hedeflenen, kapsamlı bir çözüm planının çerçevesini ortaya çıkarmak.
Ardından da bunun hukuki bir metne dönüştürüleceği süreci başlatmak.
Onun sonrasında da bunu halklara anlatıp referanduma götürmek.
Bu süreçlerde en çok dikkat edilmesi gerekecek olan husus varılacak mutabakatların AB hukuku içinde yok sayılmaması için AB Birincil Hukukuna dönüştürülmesi…
Bu yapılmadığı takdirde varılacak mutabakatlar sonucu ortaya çıkacak kapsamlı çözüm planının bir değeri olmaz.
AB hukuku karşısında çöpe gider.
Kıbrıs’ta yaşayanlar da yeni gerilim ve kaos ortamları içerisine sürüklenir.
Bu nedenle müzakere sürecinin sonunda varılacak kapsamlı çözüm planının AB hukuku içinde güvence altına alınması şart.
Uygulanabilir ve yaşayabilir olması için bu olmazsa olmaz.
Garantiler konusu bir diğer hassas konu.
Bu konuda Türk tarafında var olan hassasiyet ilgili taraflarca dikkate alınmalı.
Müzakere sürecinde liderlerin çok iyi bir uyum yakaladıklarını ve kimyalarının uyuştuğunu biliyoruz.
Şimdi önemli olan önümüzdeki iki aylık kritik dönemde liderlerin kimyasının bozulmadan yıllardır çözümlenemeyen sorunlara çözüm üretebilmeleridir.
Bunu yaparken halklarına anlatabilecekleri orta yol formüllerini bulmalarıdır.
Bu da ancak karşılıklı al-vere giderek mümkün olacaktır.
Yani kolay olmayacaktır.
Zor olacak bu dönemde liderler halklarını samimiyetle ne kadar çok bilgilendirirlerse işlerini o kadar çok kolaylaştıracaklardır.
Medyayı da çok büyük görev ve sorumluluklar beklemektedir.
Ortak gelecek ancak ortak akıl ve çaba ile oluşturulabilir.
Yaşanmışlıkların bir daha yaşanmaması için yaşananlar dikkate alınarak.
Geride elliyi aşkın yılı bırakan bir sorun ancak çok taraflı uzlaşılar sağlanarak çözülebilecektir.
Ve dengeleri koruyarak.
Yani işimiz hiç de kolay değildir.
Ama denemek ve çözmek için gerçek anlamda samimiyetle katkı koymak hepimizin görevdir.