Köşe Yazarları

2020-21 de Dünya ekonomileri ve biz…

Onur Borman yazdı






 

Genel olarak dünyada salgından dolayı ülke ekonomilerinde ve ticarette küçülme olmuştur.



Ülkeler arası kısıtlamalar dolayısıyla uluslararası hareketlilik çok azalmış, ülkeler arası kapalılık ve ülke halklarının alım güçlerinin düşmesi,  piyasalara yansımış ve genelde durgunluk yaşanmıştır. Dünya genelinde ekonomide ortalama %3 küçülme ve ticarette % 8 daralma olmuştur. Asında pandemide yaşanan çok anormal durumlar dolayısıyla çok fazla da değildir.

Merkez Bankaları ve ülke kaynaklarının birikimleri yeterli olan ülkelerle kaynaklarını tasarruf ederek yerli yerinde kullanan ve gerek halkın sağlığını ve geçimini belli seviyede tutmayı başaran ülkeler, bu ortalama belli bir küçülmeye rağmen halkın genelinin pek fazla yaşamını etkileyecek veya açlık sınırları seviyelerine düşürecek seviyede gelirleri etkilenmemiştir.

Kaynaklarını kullanmayı beceremeyen ülke Yönetimlerinin halkları ise bu dönemde oldukça mağduriyet yaşamıştır. Bunlardan biri de KKTC’ dir. Maalesef mevcut kaynaklar rasyonel biçimde kullanılmadığı cihetle toplu işsizlik meydana gelmiş, bir çok işletmeler ve özellikle yedeği ve sermayesi düşük olan esnaf ve sanatkârlar, sabit gelirliler çok zor günler yaşamışlardır. Devletten yapılan teşviklerde , sigorta ve vergi bağışlamaları, vergi düşürülmeleri daha ziyade sermayesi hacim olarak geniş olan sektörlere önem verilmiş ve kaynak kaydırılmıştır. Tahakkuk etmiş tahsilat safhasına gelmiş kazanan kesimlerden dahi vergiler tahsil edilmemiş, hatta vergi bağışlamaları devam etmektedir.

Zengin kaynakları olan ABD de bile ve İngiltere gibi zengin ülkelerde kazanan kesimlerin vergileri yükseltilmiş, kazanç vergileri dilimlerinde yüksek dilim oranlardaki vergi oranlarında artışlar yapılarak daha zayıf olan geniş orta kesim halkın yaşamlarında muhtaç olmamaları için bu kesimlere aktarılmıştır. Bizde ise tam tersi yapılmış hatta son haftalara kadar yurt dışından gelen yolcuların garanti ücretleri otel paraları bile akıl almaz bir şekilde geliri çok dar olan bu halkın sırtından ödenmiştir ki dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir uygulama duyulmadı. Bunu hiçbir mantık almaz. Tek nedeni bu mekân sahiplerine kaynak aktarmak demektir.

Tasarruf ise hiç yok normal zamandaki gibi lüks harcamalar, gereksiz yerlere atamalar, partizanlıklar devam etmekte, hiçbir tecrübeleri veya ehliyetleri olmayan bir çok kişiler sürekli olarak ya danışman ya  da geçici personel olarak atanmaktadır. Üstelik parasızlıktan şikâyet ederken arka kapıdan da istihdamlar ve lüks harcamalar devam etmektedir.

Yine söylemem gerekir ki bu dönemde hiç olmazsa resmi hizmet araçları kaldırılsın. Binlerce devlet aracı şoförleriyle, yakıtı, bakım masraflarıyla bu zamanda  özel amaçlarla dolaşmakta veya evden daireye personel taşımaktadır. Bu kadar zenginsek o zaman para şikâyeti lütfen yapılmasın. Çünkü bu halkla alay etmek demektir.

Hele de işsizliğin arttığı, ekonominin Ticaret Odasının çıkardığı hesaplara göre % 20 lerde daraldığı genç işsizlikte %30’ların üstünde olduğu bir dönemde. Devletin istatistiklerinin güncellenmediği ve resmi bilgilerin olmadığı bir ortamdayız. Neredeyiz, nereye gidiyoruz gibi bir program derdi bulunmayan Yönetimlerde halk elindekini de muhtaç duruma düşmemek için tutmaktadır. Bu, ekonomik açıdan harcama temayülünü de kısıtlayan olumsuz etki eden en önemli unsurdur ve Yönetimlerde olan sorumlular bunun farkında olmuyor. Akılcı politikalar ve hayatı ucuzlatacak hiçbir önlem de alınmamakta kurlar dolayısıyla, enflasyon, daha fazlasıyla da sürekli fiyatlar artarak devam ediyor. Buna dur denmesi lâzım. Önlem yok..

TL değerinde sürekli düşüş, dolarizasyonu arttırmaktadır. Faiz-kur- fiyat birbiriyle bağlantılıdır. Türkiye’de de işsizlik çok yüksek, küçük ve orta boy işletmeler çok zorda olduğu çıkan istatistiklerden ve verilen resmi beyanatlardan da görülüyor. Şimdi Hükümet orta boy işletmelere, KOBİ’lere yeni destek paketler öngörmektedir. KKTC’nin bu destek paketlerden yararlandırılması gerekir. Hükümetin irtibat kurarak bu talepleri yapması gerekir. Devlette maaş, ücret, sabit gelirlilerden hiçbir kesinti Türkiye’de şimdiye kadar yapılmadı, hatta hayat pahalılığı oranında artışlar devam etmiştir. Buna rağmen çok zor durumda olan insanların olduğu görsel yayınlarda yansıtılıyor. KKTC’de de yardım kuruluşlarınca, aynı şekilde sürekli yardıma muhtaç duruma düşen insanlara yiyecek yardımları yapılıyor. Bu KKTC halkının ne duruma geldiğinin göstergeleridir.

ABD’de şimdi faiz artışı beklentisi olduğu cihetle, çünkü (%1-1.5 lerde seyreden) enflasyonun Nisan’da yükselmesiyle FED’in normal olarak dolar faizini yükselteceği beklentisi, dünyada dolaşan sermayeyi dolara doğru yöneltmiş durumdadır. Yani dolarizasyon devam edecek..

Aslında bu dönemde dünyada dolaşan sermayeden Ülkeler ne kadar pay alırsa ekonomik açıdan o kadar avantajlı olur. Tabii ki kâr ister ve nerede kâr varsa oraya yönelir. Bir de her açıdan istikrar.

Gerek Türkiye istatistik kurumu gerekse muhtelif kurumlar Türkiye’nin %5’le 7 arasında büyüyeceğini tahmin ediyor. İMF’de geçenlerde %5.75 büyüyeceği tahmininde bulundu. Ancak bu konuda bu güne kadar çıkan istatistiklere göre,  Türkiye’de ekonomistlerin de yaptıkları değerlendirmeler ve çizilen grafiklerde 2014 yılından yılından beri az veya çok büyüme olmasına rağmen halkın dolar bazında fert başına düşen geliri her yıl düşmektedir. O yıllarda 12,500’$lara çıkan fert başına düşen milli gelir 2020 ‘ye kadar her yıl düşmüştür ve bu yıllarda 7-8 bin $lara inmiştir. Dünyada bu dönemlerin ‘Orta iyi’ grubundan, ‘orta düşük’ grubuna girmiştir. Bu da TL’sındaki  düşüşün, gerek cari gerekse sabit fiyatlarla da olsa değer kaybının dolara ve geçerli döviz kurlarına göre oldukça düştüğünü ve halkın alım gücünün de o oranda düştüğünü gösteriyor. İnşallah bu fasit daireden kurtulacak yeni programlarla çıkış sağlanır temennisindeyiz.. Bu da her konuda istikrarla yabancı sermaye girişi ile ve mevcut kaynakların üretim sektörlerine yönlendirilmesi ile olabilecektir. Yalnız belli sektörlere sürekli kaynak arttırımı ile kalkınma sağlanması mümkün olmaz. Belli insanlar kalkınır , ülke geneli kalkınmaz . Nitekim birkaç ay önce TCMB nın yayınlarına göre toplam banka mevduatları içinde milyonerler sayısının arttığını 500 binlere çıktığını ve toplam mevduatların çoğunluğunun bu azınlığa ait olduğuna dair istatistik çıkmıştı.

 







Başa dön tuşu