En Üst

23 Eylül 2017

2013 bütçesi, eylül sonu itibarıyla 9 aylık uygulama sonuçları ile dolaylı vergilerin ağırlığı…

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

2013 bütçesinin 9 aylık uygulama sonuçlarına göre, toplam gelirler içine TC Yardım ve Kredileri de dahil edildikten sonra dahi, % 7.9 açık bulunmaktadır. Bütçe finansmanında TC Yardım ve Kredileri ise 9 ayda toplam bütçe gelirlerinin % 23,7’si olarak gerçekleşmiştir. Toplam giderlerin de % 23.4’ünü teşkil etmektedir. Yani sonuçta yerel gelirlerimiz dışında, bütçenin % 31.6 finansman açığı vardır.

Aslında, gerek Merkez Bankası gerekse Maliye Bakanlığı yayınlarında özet bütçe sonuçları takdim edilirken, toplam gelirler olan genel gelirler ile toplam giderler ve bütçe açığı rakamları verildiğinde, toplam genel gelirler içinde TC Yardım ve Kredileri de dahil edilmektedir ki, bu takdim, okuyucuyu yanıltmaktadır. Ne kadar özet takdim dahi olsa, toplam gelir olarak bütçe gelirlerini yansıtan kalemlerin, vergiler, harçlar ve tüm fonlar dahil mahalli ve yerel gelirlerin toplamını kapsaması, TC Yardım ve Kredilerinin ise ayrı bir kalemde özetlenmesi gerekir. Çünkü bu takdim, bütçe açığı rakamı ve oranı konusunda farklı ve yanıltıcı sonuç ve yorumlar ortaya çıkarır. Hakiki bütçe finansman açığını göstermez.
Halbuki, tüm detayıyla yayınlanan göstergelere baktığımız zaman, bütçe yerel gelirlerimizin dışında, 2013 bütçesi 9 aylık sonuçlarına göre, oranladığımızda % 31.6 oranında bütçeye dış veya iç ek finansman ihtiyacı devam etmektedir.
Ortalama olarak son 10 yılda birkaç yıl hariç (biri daha az diğeri daha fazla) bütçe yerel gelirleri dışında, TC Yardım ve Kredileri ile artı iç borçlanmalarla bütçeye ek finansman ihtiyacı % 30-33 civarında gerçekleşmektedir. Bu yıllar içinde birkaç istisna yıllar hariç, biraz daha iyi veya biraz daha yüksek, ortalama olarak gerçekleşen bu orandır. 2000’li yılların başında ise batık bankalar döneminde % 50 civarında TC Yardım ve Kredileri ve açık gerçekleşmişti. Bilahare 2003’den sonra iyileştirme ile tedricen % 30’lu seviyelere geldi. Ancak büyüyen GSMH’ye göre normalde iyileştirmenin tedricen artması gerekir.
Eylül 2013 sonu itibarıyla özetlersek:
Toplam giderler 2,189 milyon TL
Yerel giderler 1,874 milyon TL
Mahalli giderler 1,762.milyon TL.
Bu rakamların içinde personel giderleri, cari transferler, hazine yardımları, kurum kuruluşlara ve belediyelere yardımlar, burslar, sosyal transferler, hane halkına transferler, ve kamu yatırımları ile üreticilerin, özel sektörün üretimi teşvik önlemleriyle ilgili giderler vardır.
Toplam genel gelirler: 2,161 milyon TL
1-Toplam yerel gelirler 1.647 milyon TL
Vergi gelirleri,
-Gelir vergisi 306 milyon TL
-Kurumlar vergisi 119 milyon TL
-Dolaylı vergiler, harçlar, vb (*) 732 milyon TL
Vergi dışı gelirler (fonlar, vb) 490 milyon TL

(*İçte ve ithalde alınan KDV),
(Gümrük muamelelerinden vergi vb, motorlu araçlar, harçlar vb)

2- TC Yardımları 249 milyon TL
-TC Kredileri 263 milyon TL
Yukarıda gelir kalemlerinde dikkat çeken husus, dolaysız vergilerin toplamının, toplam bütçe gelirleri içindeki oranının % 19.5 olduğu, dolaylı vergilerin ve vergi dışı bütçe gelirleri (Fonlar vb) ki tümü dolaylı vergi sayılır % 57.8, TC Yardım ve Kredileri ise % 23.7 oranındadır.
Toplam yerel gelirler içinde ise, % 25.8 dolaysız vergiler, yani maaşlı ücretli ve toplam kazanç vergilerinden alınan direk vergiler, geriye kalan % 74.2 ise dolaylı vergiler, harçlar, vergi dışı gelirler ve fonlardır ki bunlar da dolaylı olarak her vatandaştan alınan ve geliri ne olursa olsun herkese yansıyan vergi türleridir. Dolaylı vergilerin bu kadar yüksek oranda olması ve kazanç vergilerinin düşüklüğü ülkedeki vergi adaletsizliğinin aşırı bir temsilidir.
Halbuki KKTC’de 1986 dan 2000 yılına kadar dolaysız vergiler, yani kazanç üzerinden alınan vergiler, toplam yerel gelirlerin % 42- 43’ü oranında gerçekleşmekte idi. Dolaylı vergiler de yerel gelirlerin % 30-35 civarında idi. Yani dolaysız vergiler olan kazanç vergileri daha yüksek, halkın geneline yansıyan dolaylı vergiler ise daha düşüktü. Adaletli vergi sisteminin de böyle olması gerekir. Şimdi ise tam aksi dolaylı vergilerle, geliri ne olursa olsun vatandaşa yüklendikçe yüklenilmektedir.
Dolaylı vergiler ve fonların artışı 2000 yılından itibaren başlayarak yükselişe geçmiş, kazanç üzerinden alınan dolaysız vergiler ise gittikçe düşüşe geçerek şimdi de toplam yerel gelirlerin % 25-26’sı oranına inmiştir. Adaletli bir vergi sisteminde bunun tam tersi olması gerekir.
Sonuçta, büyüdüğü rakamlarla ifade edilen ve övündüğümüz GSMH’den, devlet payını alamamaktadır. Burada en bariz dikkat çeken husus ve çıkan sonuç, kayıt dışılıktan kaynaklanan gelir kaybı olmaktadır.
Büyüyen GSMH ve azalan kazanç vergileri!.. Kayıt dışı gelirlerin sisteme ve devreye girmemesi halinde, hem eşit kazanç sağlayanlar açısından adaletsiz bir vergi uygulaması ve şimdi ödeyenleri de caydırıcılığa sevk edecek ortam, hem de dar gelirlileri ve orta sınıfı daha da sıkıntıya sokacak ve vergilerin ağırlığını ve yükünü çekmeye devam ettirecektir ki sosyal huzursuzlukların kaynağı olacaktır.
Gittikçe büyüyen kayıt dışılık sonucu, bütçe denkleştirilemediği için devamlı kısıtlama ile bir yere varmak mümkün değildir. Kısıtlama arttıkça devlet bütçesi desteği ve kanalıyla çeşitli yatırım ve teşviklerle ve diğer harcamalarla ekonomide sağlanacak hareketlilik de gittikçe kısıtlanmaktadır.
Kayıt dışılık konusunda çok tartışmalar ve raporlar düzenlenmiştir. Artık bu konuda bir seferberlik gerekiyor kanaatindeyim. Aksi takdirde kayıtlılardan toplanabilen gelir oranındaki miktar kadar bir alan içinde sıkışıp, aynı çember içinde dönüp kalınacaktır. Yeni hükümetin ve ilgili bakanlıkların ve kurum ve kuruluşlarının en öncelikli konusu bence kayıt dışılıkla halktan da yardım isteyerek bu çemberden çıkışı sağlamasıdır.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman