Köşe Yazarları

1948’li yıllarda Kıbrıs -3-

(kapıönleri, caddeler, seyyar kebapçılar)


Hasene Ilgaz’ın Lefkoşa’da gördüğü ve ilgisini çektiği şeylerden biri de kapıönlerinde oturan kadınlar.

Hasene Ilgaz şanslıydı çünkü mevsim yazdı ve akşam saatlerinde kadınlar kapıönlerine çıkıp serin vakitler geçirmekte; her kadın iskemlesinde otururken bir işle meşgul olmakta, bir yandan da muhabbetler edilmekteydi.

Kıbrıs’ta hayatın en görülmeye değer yanlarından biri dar sokaklardaki bu kapıönü muhabbetleriydi ki, Ilgaz’ın da dikkatinden kaçmayarak şunları belirtmiştir:

Kapıönleri:

“Bazı iç sokaklarda bilhassa kadınların öğleden sonra kapı önlerinde oturmaları pek hoşumuza gitmişti. Bizde modasını, kıymetini kaybeden hasır iskemleler orada pek revaçta. Hatta büyük otel salonlarında, gazinolarda, sinemalarda, mavi ve sarı ile örülmüş olan bu iskemleleri kullanıyorlar.

İşte bu iskemleler kapıların önüne sıralanıyor. Ön sıralarda oturanlar sokağa bakar vaziyette, karşısına dizilenler ise arkalarını sokağa vermiş… Böyle oturmak burada çok makbul… Çünkü bu ters oturuşla gelene geçene şu ifade edilmek istenmekte imiş: Biz ev hududu içindeyiz, sokakla alakamız yok. Sırf serinlemek ve hava almak için buraya çıktık.

Bilmem bu izahat ve böyle düşünmek ne için ve kim için. Kapı önlerinde oturanlar bir taraftan tatlı tatlı sohbet edip gelen geçeni belli etmeden süzerken, elleri de boş durmamaktadır. Bluzlar, örtüler, danteller ve Kıbrıs’ın çeşitli el sanatları, bu kapı önlerinin, bu dinlenme saatlerinin ve akşam üzeri yapılan sokak safasının eserleridir…”

Hasene Ilgaz ve beraberindeki heyet Lefkoşa’da caddeleri gezerken kendine özgü manzaralara da rastlamışlar hatta bu manzaralar karşısında şaşırıp kalmışlardır.

Seyyar kebapçıların parçalanmış kuzu etlerini seyyar arabalarında bir çengele asılı olarak satış yaptıklarını gören heyettekiler gözlerine inanamamıştı.

Hasene Ilgaz yazılarında şunları anlatıyor:

Caddeler:

“Lefkoşa’nın cazip tarafı sokakları değil, bilhassa caddeleridir. Çünkü bu caddeler bilhassa satış meşheridir. İki tarafa sıralanmış dükkanlar, gazinolar ve bu gazinoların önlerine yaya kaldırımların aşağılarına kadar konulan iskemleler, sandalyeler bisikletlerini yanlarına koyarak oturan yüzlerce Kıbrıslı ilk gelenlerin derhal dikkat nazarını çeker.

Şehrin en işlek ve en mühim caddeleri olan buralarda büyük dükkanların, ön taraflarına sıralanmış olan altları tekerlekli veya dört veya dört kolla taşınabilen üstü tenteli, seyyar tezgahlar da ayrı bir manzara gösterir. Bu tezgahlar önünde dakikalarca insan oyalan şeyler bulmak mümkündür. Buralarda kullanılacak eşya, oyuncak, kuru yemişler, kavun, karpuz, üzüm, ekmek, simit, pasta, babuçka (mısır inciri- babutsa, A.O) hasılı her şey satılmaktadır.

Kısacası bunlar birer seyyar dükkandır.

Seyyar kebapçılar:

Bizim bugün yadırgadığımız bir tek şey de seyyar dükkan dediğimiz bu tezgahlardan bazılarında asılı duran buz gibi yağlı koyun butlarının manzarasıdır. Böyle bir tezgah hem bir kasap dükkanı, hem de aşçı dükkanı ve hem de iki adım ötesine konulan iskemlesiyle bir lokanta vazifesini görmektedir. Bunları görünce hepimiz şaşırdık. Ve derhal kasaplık hayvanların mezbahada kesilip kesilmediğini soruşturduk. Etler mezbahada kesilir, yalnız kesilip bekletilmez, hemen yenir, dediler.”

(Devam edecek)

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı