Yolsuzlukta Dünya sıralamasına 81’nci sıradan girdik

29 Haziran 2018 Cuma | 12:12

Rüşvet ve yolsuzluk KKTC kamu yaşamında işlerin yürütülmesi için başvurulan bir yöntem midir? Bu

soruya verilen cevaplar çoğunlukla evet olmasına rağmen, bu algının ne düzeyde olduğu herhangi bir

bilimsel çalışma ile ölçülemedi. Elde veri olmayınca, denetleyici ve yargılayıcı olması gereken

kurumlar da dahil bütün kamu yaşamı ve siyaset yıpratıcı bir dalganın baskısı altında inandırıcılık

sorunu ile baş başa kaldılar. Arada sergilenen iyiniyetli ve dürüst çabalar da karşılık bulmadı.

Geçtiğimiz günlerde Kıbrıslı Türk bilim insanları Prof. Dr. Ömer Gökçekuş ve Doç.Dr. Sertaç Sonan,

uzunca bir süreden beridir hazırlığını yaptıkları bir çalışmayı “Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu

2017” ismi ile kamuoyuyla paylaştılar. Böylece yolsuzluk algısının ne düzeyde olduğu dahası

KKTC’nin düzenli olarak izlenen diğer 180 ülke ile kıyaslandığında hangi basamakta durduğu ortaya

çıktı. Durumumuz hiç de iyi görünmüyor. Raporun hazırlayıcılarından olan Doç.Dr. Sertaç Sonan ile

durumu ve ne yapmamız gerektiğini konuştuk.

 

Soru: Babam, İngiliz sömürge döneminde kamu görevlisi idi. Bu pozisyonu Kıbrıs Cumhuriyeti’nde ve 1974 yılı sonrasında ise Kıbrıs Türk Federe Devleti’nde devam etti. Edindiği deneyimlerden bize anlattığı dikkat çekici bazı şeyler vardı. Mesela İngiliz döneminde bir memur her birkaç yılda bir görev yeri değiştirilir başka köylere kasabalara gönderilirdi. Nedeni sorulduğu zaman ise, “Bir memur eğer 3-5 yıldan fazla bir süre ile bir köyde görev yaparsa, o köylüler ile yüz- göz olur ve görevi ile bağdaşmayan farklı ilişkilere girebilir” denirdi. Babamın anlattıkları arasında şöyle bir durum daha vardı: İngiliz kanunlarına göre bir memur, herhangi bir borç-alacak meselesinde hiçbir surette başkası adına kefillik yapamazdı. Çünkü kefil olduğu borç ödenmez ve kendisinden talep edilirse yapabileceği tek şey, rüşvet almak olacaktı. Yine babam, İngiliz hükümetinin hakim ve savcılara kullanmaları için açık çek verdiğini söylerdi çünkü eğer dara düşerlerse ve başkalarına muhtaç olup borç para isterlerse görevlerini yapamaz duruma düşebilirler, bu durum ise adalet düzenini bozucu gelişmelere yol açabilir diye düşünürlerdi.

Bu saptamaları dikkate alırsak son 60-70 yılda Kıbrıs Türk toplumunda etik değerlerde ne tür değişimler oldu? Yolsuzluk ile ilgili algılarda nasıl bir sonuca ulaştınız? Genel görünüm nedir?

 

Sertaç SONAN: Aktardıklarınıza ek olarak, bahsettiğiniz dönemin kamu idaresinde en önemli prensip liyakattı. Yani hangi düzeyde olursa olsun bir kamu görevlisinin işe başlaması ve terfi etmesi bir takım objektif kriterlere tabiydi. Bu yapı maalesef zamanla ve özellikle kendi kurumlarımızı oluşturmaya başladığımız 1974 yılından sonra bozulmaya başladı. Liyakat sistemi önce üst kademedeki kamu yöneticileri düzeyinde ortadan kalktı. Kamu yönetimi politize oldu ve bu durum zamanla daha aşağılara da sirayet etti. Bunun sanırım en çarpıcı örneği 1981 genel seçimleri arifesinde yaşandı; 3 bin 500 civarında kişi, bir gecede kamu görevlisi yapıldı. Ondan sonra yapılan seçimlerde de benzer şeyler yaşanmaya devam etti. Böylelikle patronaj sistemi dediğimiz uygulama siyasetimizin ve kamu idaremizin ana unsurlarından birisi haline gelmiş oldu.

Bugüne nasıl geldik sorusunun cevaplarından birisi yukarıda söylediğim türden sapmalar ise, bir diğeri de 1974 sonrası ele geçirilen ve hiç bitmeyecekmiş gibi görülen Rum mal ve mülklerinin (ganimetin) politikacıların seçim kazanma aracı olarak gelişigüzel dağıtılmasıdır. Bir bozulma ya da kokuşma oldu diyorsak -ki olduğu açıktır- bu iki temel nokta toplumumuzda ahlaki değerler yanında hak ve adalet kavramlarının bozulmasında öne çıkan iki faktör olmuştur.

 

Soru: Bugüne bakarsak yolsuzluk ve usulsüzlük bakımından somut olarak ne görürüz? Daha doğru bir ifade ile KKTC yönetiminde yolsuzluk algısı ne düzeydedir? Diğer ülkelerle kıyas yapabilmemiz olası mı?

Sertaç SONAN: Bu sorunuza müsaadenizle biraz uzun bir cevap vereceğim. Yolsuzluk konusunda en önemli düşünce kuruluşlarından birisi olarak kabul edilen Berlin merkezli Uluslararası Şeffaflık Örgütü, her yıl dünya çapında hazırladığı Yolsuzluk Algı Endeksi’yle kamu sektöründeki yolsuzluk algısını ölçmekte ve ülkeleri buna göre en iyiden en kötüye doğru sıralamaktadır. KKTC, tanınmamış bir devlet olarak bu endekste yer almamaktadır. Yolsuzluk konusunda birçok akademik çalışması yanında Dünya Bankası’nda bu tür konularda çalışma tecrübesine de sahip olan ekonomist Profesör Ömer Gökçekuş’la biz bu boşluğu doldurabilmek adına geçtiğimiz yıl içerisinde bir çalışma başlattık. Bunun sonucunda, Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün metodolojisinden hareketle yaptığımız çalışma ile KKTC’nin 2017 yolsuzluk algısı raporunu oluşturduk.

İlk defa gerçekleşen bu raporlama ile KKTC’nin yıllara göre kendi içerisindeki kıyaslamasını yapmamız olası değildir ancak KKTC’nin diğer ülkelerle olan kıyaslamasını yapmak ve değerlendirmek mümkündür. Kuzey Kıbrıs, 2017 yılı için hazırlanan endekste yer alan 180 ülke arasında Gana, Türkiye, Hindistan ve Fas ile birlikte 81’inci sırada yer almaktadır.

Soru: Bu sıralama hiç de iyi görünmüyor.

Sertaç SONAN: Evet, özellikle de kendini genel olarak Avrupa’nın bir parçası olarak görmekten hoşlanan bir toplum için pek de iyi bir yerde değiliz. Çeşitli sorulara karşılık aldığımız cevaplarla oluşturduğumuz endekste Kuzey Kıbrıs’ın skoru 100 üzerinden 40 olarak belirlenmiştir. Bu rakam, 180 ülke veya bölgenin ortalama skoru olan 43 sayısının da altındadır. Yani yolsuzluk algısında dünya ortalamasının altındayız. Bu sıralamada biz 81’inci sırada yer alırken mesela Kıbrıs’ın güneyi 41’inci, nüfus ve coğrafik büyüklük bakımından bize çok yakın olan Malta 46’ıncı, bir diğer komşumuz Yunanistan ise 59’uncu sırada yer almaktadır.

Soru: KKTC için ilk defa gerçekleştirilen bu ölçümde nasıl bir metot izlediniz?

Sertaç SONAN:

Şeffaflık Örgütü, farklı kaynaklardan gelen ve farklı amaçlarla yapılan anket ve raporlardan, yolsuzluk ile ilgili kısımları alıyor, bu bulguları belli bir yönteme göre puanlıyor ve skorlarla, sıralamayı çıkarıyor. Bu çalışmalar ülkemiz için yapılmadığı için bizim bire bir aynı yöntemi kullanma şansımız olmadığından daha dolaylı bir yol izledik. Bunu yaparken de ülkemizi, örneğin güneyle, Türkiye ile Yunanistan ile ölçek itibarı ile benzerlik gösteren Malta ile kıyaslama yapılabilecek bir metot oluşturmaya çalıştık. Bunun için Dünya Ekonomik Forumu’nun Yönetici Görüşleri Anketi, Economist Intelligence Unit’in Ülke Riskleri Derecelendirmeleri ve Bertelsmann Vakfı’nın Yönetişim Göstergeleri çalışmalarında kullanılan soruları bir araya getirerek bir anket oluşturduk. Benzer bir yaklaşım, Ticaret Odası’nın rekabet edebilirlik raporunun hazırlanmasında da kullanılıyor.

Anketimizi uygularken, bu kaynaklardan gelen spesifik sorulara ek olarak bazı devam soruları ve ülkemiz şartlarına uyarladığımız birkaç soru daha kullandık. Ancak kendi sorularımıza aldığımız cevapları diğer ülkelerle kıyaslamada benzer kriterler oluşturabilelim diye skorumuza koymadık. Mesela diğer ülkelerde kamusal arazi tahsisleri veya devlet kaynaklı krediler yolsuzluk algısı içerisinde herhangi bir yer tutmuyor. Biz ankete katılanlara bu iki konuda soru sorduk ama skoru hesaplarken bu verileri kullanmadık. Belirtmeliyim ki, her iki alanda da yolsuzluk algısı çok yüksek çıktı ve bu verileri de kullansaydık kuzey

 

 

Kıbrıs’ın sıralamadaki yeri daha da aşağılarda bir yerde olabilirdi.

Soru: Anketinizi uygulamada nasıl gerçekleştirdiniz?

Sertaç SONAN: Anketimizi, Kıbrıs Türk Ticaret Odası üyesi firmalarda yönetici pozisyonunda bulunan 366 kişi ile gerçekleştirdik. Uygulama Lipa Danışmanlık Şirketi tarafından yapıldı; finansmansa Alman Friedrich Ebert Vakfı tarafından sağlandı.

Anket tamamlandıktan sonra yolsuzlukla mücadele bağlamında ülke olarak kurumsal altyapımızla ilgili soruları bir de bu işin uzmanlarına sorduk. Bu uzmanlar arasında Sayıştay, Maliye Teftiş Kurulu, Merkezi İhale Komisyonu, Başsavcılık ve mecliste görev yapmış bürokratlar da vardı. Uzmanların verdiği cevaplarla iş insanlarının verdiği cevaplardan çıkan skorların neredeyse aynı olmaları bizim için oldukça dikkat çekici oldu.

Soru: Peki KKTC’de yolsuzluk olasılığına karşı denetleyici veya caydırıcı olması gereken kurumların inandırıcılıkları veya başarı/başarısızlıkları üzerine çıkan sonuçlar nasıl oldu?

Sertaç SONAN: Katılımcıların en başarılı buldukları iki kurum sosyal medya ve mahkemeler olmuştur. En başarısız görülenler ise Maliye Teftiş Kurulu, Meclis ve Sayıştay’dır. Fakat en başarılı görülen iki kurum için dahi çok başarılı veya başarılı diyenlerin oranı katılımcıların üçte birini geçmemektedir. Diğerlerini başarılı bulanların oranı daha aşağılarda, yüzde 20-25 civarlarında görülmektedir. Sorularımız arasında yer vermediğimiz, doğal olarak raporda da yer almayan fakat uzmanlarla yaptığımız görüşmelerde ortaya çıkan bir veriye göre savcılık kurumunun durumu da iyi bir yerde değildir. Savcılığın özellikle daha hızlı hareket etmesi gerektiği yönünde beklentiler vardır.

Bu bölümde çok önemli olduğuna inandığımız ve mutlaka altı çizilmesi gereken bir husus daha vardır. Mali denetim kurumlarımızın ve yargımızın bağımsız olduklarına yönelik algı son derecede düşüktür. Anket katılımcılarının %60’lık bir kesimi, bu kurumların yolsuzlukla mücadele bağlamında bağımsız olmadıklarını düşünmektedir. Bağımsız olduğunu düşünenlerinse %40’tan daha az bir bölümü bu kurumları yolsuzlukla mücadelede etkili ya da çok etkili bulmaktadır. Bu durum, yolsuzlukla mücadelede özellikle üzerinde durulması ve önlem alınması gereken bir sıkıntı olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Soru: Sonuç itibarı ile siz bu anketle ne yapmaya çalıştınız ve beklentileriniz nedir?

Sertaç SONAN: Temel amacımız yolsuzluk konusundaki farkındalığı artırmak ve toplumu biraz da olsa harekete geçirmektir. Yolsuzluk, ülkemizde sürekli gündeme gelen ve her platformda karşımıza çıkan bir şikayet konusudur. Buna karşılık Kıbrıs’ın kuzeyinin yolsuzluk ve yolsuzlukla mücadele anlamında diğer ülkelerle kıyaslanabileceği verileri oluşmamıştır. Biz, bu eksiği gidermek için uluslararası kabul görmüş yöntemler kullanarak iş dünyasına bir ayna tuttuk ve çıkan sonucu raporlaştırdık. Yolsuzluk ve yolsuzlukla mücadelede sahip olduğumuz görünümün dünya ortalamasının altında bir yerde olduğunu tespit ettik. Durumumuzu iyileştirebilmek için bir takım önerilerde bulunduk. Umuyoruz ki, hazırladığımız rapor, kamuoyunda bir tartışma yaratır, yolsuzlukla mücadele konusunda yeni fikirler ortaya atılır ve bunlar da bir noktada karar vericiler tarafından dikkate alınır.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü bu yılki raporunda, kamu yaşamının şeffaflaşması ve yolsuzlukla mücadelede medya ve sivil toplumun önemli bir rolü olduğunu vurgulamıştır. Dünyanın her yerinde bu iki kurum önemli sınavlar vermektedir. Kamuoyunu bilgilendirmek, gerekli tepkileri oluşturmak oldukça önemlidir. Bizde de bazı ümit verici gelişmeler vardır ve medya ile sivil toplum kuruluşlarının tepkileri bazı olumlu adımların atılmasında etkili olmuştur. Örneğin bugünlerde parlamentoda dokunulmazlıkların kaldırılması tartışmalarının yapılması, son yapılan genel seçimlerde adları yolsuzluk veya usulsüzlük ile anılan bazı politikacıların sandalyelerini kaybetmeleri, daha da önemlisi eski bir başbakanın dokunulmazlığının kaldırılarak yargılama yolunun açılma ihtimalinin ortaya çıkması önemli gelişmelerdir. Bu noktada, şu anda iktidarda olan hükümete büyük görev düşmektedir. Bu dosyaları süratle yargıya taşıyarak ‘böyle gelmiş, böyle gider’ algısını kırmak ellerindedir.

Son olarak, şunu eklemek istiyorum. Raporumuzun tamamı, Haziran ayının ortasında kamuoyuyla paylaşılacaktır. Sonrasında rapora Friedrich Ebert Vakfı’nın Kıbrıs ofisinin internet sayfasından (www.fescyprus.org)  ulaşılabilecektir. Çok teşekkür ederim.

 

Öntaç Düzgün