Köşe Yazarları

YAZ BİTTİ, EYLÜLLE BİRLİKTE…

 

 

Köşe yazarları, eylülün gönüllü tutsaklarıydılar.

“Eylül için bir kez yazı yazmayana köşe yazarı demem” şeklinde konuşurdu üniversitedeki hocam.

Eylülde, kuru yaprakların peşi sıra hüzünlenmeyen insanın bir yarısı eksiktir kalbinin.

Veya avucuna sevgilisinin elini alıp, rüzgarın kuru yaprakları savurduğu bir orman yolunda yürümeyenlerin aşkından şüphe edilmelidir.

Eylül paldır küldür geldi buralara.

Takvim yaprakları eylülü gösterdiğinde güneşin kızgın öfkesi azaldı.

Serin bir akşam esintisinde, gece tütenlerin kokusuyla tütsüleme ve  ruhumuzu aşk ürpertisine bırakma zamanı geldi.

Eylülü özlemiştik….

 

***

 

Eylülle ilgili bir yazı yazmayı planlıyordum.

Çekip giden kırlangıçların peşi sıra hüzünlenmek istiyordum.

Bağ bozumu, kadınların maharetli elleriyle altüst olan toprakla birlikte ciğerlerime o harikulade güzel kokuyu doldurmak istiyordum.

Deniz şimdi beyaz köpükleriyle bir gelin gibi süslüdür ve hiç bu kadar kesif koklamamışsınızdır havadaki iyot kokusunu.

Dalgaların okşadığı bir kayalığın üzerinde, şarap içip aşk şiirleri okumak  bağıra çağıra.

Eylüle “ne iyi ettin de geldin, hoş geldin” partisi düzenlemek tüm dostları davet ederek.

 

***

 

Sanal gerçekliğin dayanılmaz azabında, önce suretleri yitirdik, sonra yaşamın ta kendisini.

Klavyede harcanan uzun saatlerden ara verip de çekilen bir fotoğrafın altına duygusal kelimeler yazmaktan ibarettir artık eylül.

Bir ormanda el ele yürümenin yerini hazır emojiler aldı. (internetten ankortlanmış  süslü sözlerin eşliğinde)

Eylüle hoş geldin partisinin yerini bol likelı  selfiler aldı. (Muhtemelen internetten kopyalanmış pozların eşliğinde)

“Niye benimle vakit geçirmedin bu muhteşem eylül gününde” sözleri yok artık dillerde.

“Niye paylaştıklarıma like yapmıyorsun” serzenişleri var.

Kavgalar bile sanal gerçekliğin girdabındadır artık.

 

***

 

Eylül şairlerin, yazarların ve aşıkların  ayıdır.

Ve artık kimse de bu gerçeğim farkında değildir.

Doğrudur yaz bitti.

Ama Eylül’ü de bitirmek üzereyiz.

Ebediyen sanal gerçekliğe hapsederek…

 

 

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı