Köşe Yazarları

“Türkleştirilen” Rum mallarının akibeti….Ve kurulmak istenen fon

Öntaç Düzgün yazdı






 

1974’ten önce kuzeyde mal bırakmış Rumlar’a Taşınmaz Mal Komisyonu marifeti ile karşılıkları ödenerek “Türk malı” statüsüne geçirilen 1261 kişiye ait koçanların statüsü şu anda ne durumdadır? Bu soruyu sorduğum kimi milletvekilleri ve bürokratlardan cevap oluşturacak bir karşılık bulamadım. Yani ortada bir bilinmezlik var.



 

Sorun şu: Türkiye’nin müracaatı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) onayı ile kuzey Kıbrıs’ta kurulan ve bir iç hukuk aracı olarak kabul gören Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) bu güne kadar iade için başvuran Rum mülk sahipleri için oluşturulan 1261 dosya için toplam 318 milyon Sterlin ödeme yapmış ve bu mal mülklerde Rumlar’ın her hangi bir iddiaları kalmamıştır. Görünüme göre statü değişen bu mal mülkler halen kullanıcıları tarafından kullanılmaktadırlar. Ancak pek çok soru işareti ile beraber. Örneğin bu operasyon için şimdilik 318 milyon Sterlin ödeme yapan ve komisyonda yıllardır tazminatlarını bekleyen diğer 5 bin 622 dosya için 4-5 katı kadar daha  ödeme yapması gerekecek olan Türkiye bu mal mülk üzerinde hak iddia edecek mi? Veya hangi mülklerin karşılığının ödendiğinin açıklanmadığı bu şartlarda halen kullanıcısı olan yurttaşların koçanları üzerine herhangi bir rezerv mi konmuştur? Öyle ya, güneyde bıraktığı bir mala karşılık kuzeyde eşdeğerde bir Rum malı almış fakat şimdi bu mülk için eski Rum sahibine değeri kadar bir ödeme yapılmıştır. Bu ödemeyi yapan örneğin bu mülkün satışı sırasında ‘ben de şu kadar para ödemiştim paramı geri isterim’ mi diyecektir? Bu saydıklarımızın hiçbirisinin olmadığını varsaydığımızda o zaman devlet, malları ‘Türkleşen’ bu yurttaşlara büyük bir ayrıcalık diğer tüm yurttaşlar için ise haksızlık yapmış olacaktır.

Düşünün bir kere; eşdeğer veya Mücahit puanı ile kuzeyde sahip olunan bir mülkün değeri diyelim ki yüz lira ise, ayni mülk Türk malı statüsünde yüz 30 liraya alıcı bulabilmektedir. Aradaki fark haksız yere edininilmiş bir kazanç durumundadır.

 

Bu konuda zamanında politikalar oluşturulmadığı için bugün çok ciddi ve hatta tehlikeli sonuçlarla karşılaşıyoruz. Şöyle ki;

 

1- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, TMK’da görüşme sırası bir türlü gelemeyen binlerce müracaat dosyasını, karara bağlanan fakat yıllardır ödenemeyen karşılıkları ve son olarak Maraş’ta izlenen oyalayıcı politikaları dikkate alarak TMK’yı hukuki bir organ olmaktan çıkarabilir. Bunun için kritik tarih Ekim ayıdır. Güneye kayıtlı Mediterranean Sea şirketinin yıllar önce açmış olduğu ve pilot dava olarak AİHM’nde görüşülen davada son oturum Ekim ayında yapılacak ve kararlar alınacaktır. Şimdilik zayıf bir ihtimal olarak görülse de böyle bir olasılık, Türkiye ile Avrupa kurumları ile büyük siyasi krizlere ve Türkiye bütçesinin dahi üstesinden gelemeyeceği mali kaosa dönüşme potansiyeline sahiptir.

 

2- Bugüne kadar bin 261 Rum mülkü için 320 milyon Sterlin ödeme yapan Türkiye, yaklaşık son iki yıldan beridir TMK bütçesine katkı yapmayı durdurmuş, ‘bu iş için Kıbrıslılar da ellerini ceplerine atsın’ anlamına gelen tartışmalar yaptırmaktadır. Bunun için de çeşitli hükümet dönemlerinde özel ve yeni vergi türleri ile bir fon oluşturulması tartışılmaktadır. Bu tartışma bu hükümet döneminde yeniden gündeme getirilmiştir. Kabul etmek gerekiyor ki yeni vergi-yeni fon kararı için en kullanışlı hükümet bu hükümettir. Ancak şöyle bir sorun vardır; yeni gündeme gelen Maraş sorunu hariç, TMK’nın önünde ödenmeyi bekleyen 5 bin 622 dosya için 1 milyar Sterlinden fazla bir paraya ihtiyaç vardır ki bu rakam KKTC bütçesi büyüklüğündedir ve temin edilmesi olası değildir. Kaldı ki fon için vergi istenecek yurttaşlar, ‘birileri ihya olsun diye neden vergi vereyim ki’ sorusunu sorarak itiraz ve tepki geliştireceklerdir.

 

3- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 Temmuz yıldönümü vesilesiyle KKTC’ye yaptığı ziyareti tamamlayıp ülkesine dönerken medyaya yaptığı açıklamalar, Rumlar’a ödenecek tazminatlar konusunda nasıl bir yol izleneceğinin açık ipuçlarını vermiştir.

Erdoğan, yerleşime açıldığını duyurduğu yüzde 3.5’luk bölgede mallarını iade etmek isteyecek Rumlara ödeme yapılması gerekeceğini fakat bunun için Kıbrıs Türk sermayesinin zayıf ve yetersiz olduğunu bu nedenle de Türkiye iş çevrelerinin devreye girmesi gerekeceğini vurguladı. Kısaca Türkiye bir taraftan “Maraş Kıbrıs Türk toprağıdır” diye direterek BM ve AB ile bilek güreşi yaparken, öte yandan parasını almaya hazır Rumlar’ın mülkleri Türkiye’nin belli başlı sermaye gruplarının eline geçecektir.

 

Kısaca Ersin Tatar ve gücü tamamen tükenmiş üçlü koalisyon üzerinden geliştirilmeye çalışılan  yeni Kıbrıs politikaları yeni gerginlik ve açmazlara doğru yol alırken, adada bölünme karşıtlarını da zorlamaya başlamıştır. Artık yeni şeyler konuşma zamanının gelmiş olması gerek.







Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu