Sorunlu değil sorumlu çevre – ego değil eko !

29 Haziran 2018 Cuma | 14:27
5 Haziran Dünya Çevre Günü

Geçtiğimiz sene yapılan bir araştırmada ‘’ Ülkenin en önemli sorunu nedir ? ‘’ sorusuna verilen cevaplar, çevre açısıdan ne halde olduğumuzu çok iyi özetliyor.. Anketteki sonuca göre, ülkemizde çevre, Kıbrıs sorunu, yolsuzluk, sağlık, eğitim, plansızlık, işsizlik, partizanlik, trafik, pahalılık, kamudaki verimsizlik, su sorunu, gibi konulardan, çok daha önemsiz olarak adledilerek, seçenekler içerisinde, son sıradaki yerini aldı. Sonuç şaşırtıcı mı ? Ülkemizin haline bakacak olursak, şaşırtıcı değil !

 

 

 

KUZEY KIBRIS’TAKİ ÇEVRE HAYALİM VE GERÇEKLER

 

Kuzey Kıbrıs’ı, doğa’nın sesini dinleyerek, gelecek planlarını yapan, doğal ve organik üretimi teşvik eden,  iyi tarım uygulamalarını destekleyen, çevre dostu turizm modellerini geliştiren, çevre kirliliğinin olmadığı, tüketen değil üreten, metre kareye kişi başı düşen yeşil alanın tatminkar olduğu, yeşil dostu bir ülke olarak, hayal etmek istiyorum.

Hayal kurmak güzel de, gerçeklerle çatışıyor. Bir yanda tüm yıkımlarına karşın, özelliklerini, hala daha muhafaza etmeye çalışan, sinesinde turizmin üç anahtarı olan, tarih, kültür ve doğa değerlerini barındıran, bir güzellikler bütünlüğü.  Diğer yanda ise, kemirilen Girne Dağları, Beş parmağı her geçen gün eksilen tepe, acımasızca yağmalanan doğal alanlar, sit ve alçak orman arazilerinin kiralanma dedikoduları, yeşil alanların azlığı, adı olup kendisi olmayan yeşil Ada Kıbrıs söylencesi, varlık ile yokluk arasında gidip gelen Karpaz milli parkı, bitmek bilmez CMC  maden atıklarının temizlenmesi sorunu, sahil şeritlerindeki korumasızlık,  şehirlerdeki plansız çarpık betonlaşma, kirlilik, çöp görüntüleri, kirli yatrırım tartışmaları ve en büyük sorun denetim noksanlığı. Huzur ve hüzün bir arada… Peki bu sorunları çözmek bu kadar zor mu  ? Elbette ki hayır. İyi bir organizasyon ve inançla, küçük ölçekli ülkemiz, en temiz Ada ülkelerden biri olabilir.

 

 

ÇEVRECİ ANLAYIŞ ;  SORUNLU DEĞİL, SORUMLU ÇEVRE  !       

Dünya Turizm Fuarı (World Travel Market)  endüstri raporuna göre, turizmin gelecekteki yükselen değerleri, tarih, kültür ve doğa dostu turizm modelleri olacaktır. Ülkemiz açısından da, bu anlayışı  ön planda tutan, toplama dayalı sorumlu turizm, yerellik, otantiklik ve çevreci anlayışı rehber olarak benimsemek, geleceğimiz açısından oldukça önemlidir.

 

ADALI VE AKDENİZLİ ÇEVRE DOSTU YEŞİL TURİZM  

Kuzey Kıbrıs’ta, ilk ve son intibanın edinildiği yer olan, Ercan havaalanından başlayarak, ülkemizin her köşesinin, doğal dokusu ile adından söz ettirecek, bir konuma getirilmesi, tüm turizm ve çevre paydaşları tarafından ortak hedef olarak belirlenmelidir.  Yeşil turizm ve yeşillenen mekanlar, son dönemlerin ilgi gören önemli  kavramları arasında geliyor… Oluşturulacak, Adalı ve Akdeniz’li Yeşil Kıbrıs imajı, yaşam kalitesi yanında ülke imajımıza da müspet etki yapacaktır…

Sürdürülebilir turizm hedefi doğrultusunda, turizmi doğa ve kültür turları ile çeşitlendirip, yıl boyuna yaymak, beraberinde ortalama kalış süresinin uzatılmasını ve toplumun farklı kesimlerine ulaşmayı da getirecektir. Hiç kuşkusuz, köy turizmi, yürüyüş yolları, kuş gözlem turları, sualtı gözlem, dalış turları, macera turizmi, deniz sporları, eko turizm, agro turizm, sağlık turizmi, inanç turizmi gibi özel ilgi turizmi modellerinin bir plan dahilinde geliştirilmesi, Kuzey Kıbrıs’ı alternatif bir destinasyon haline taşıyacaktır…

Dünyada, çevreyi koruyarak, manevi sorumluluk yanında, çevreden önemli ekonomik gelir sağlayan örnek alınması gereken önemli örnekler mevcuttur. Sağlıklı gelişimin bir anahtarı da yaşanmış başarılı deneyimlerden ders çıkarabilmektir.

Okullarda turizm ve çevre bilincini yaygınlaştıracak eğitimlere önem verilerek, ‘Turizm ve Çevre’ derslerinin müfredeta girme çalışmaları önemsenmelidir. Turizm, çevre ve eğitim den sorumlu olan Bakanlıklar ilgili sektör temsilcileri ile bir araya gelerek, çevre konusunda kalıcı adım atmalıdır.

 

KAYBEDİLEN ÇEVRE KAYBEDİLECEK TURİZM VE GELECEK DEMEKTİR

Bozulmamış Çevre, turizmin en büyük çekim noktasıdır.  Turizm artık klasik tanımının dışına çıkarak, çevresel, ekonomik, ve sosyo-kültürel etkileşimlerle yeni akımlar yaratmıştır. Çevre Dostu Turizm, hem ekonomik hem de, ekolojik gelişme sağlayıp, ülke kaynaklarının gelecek nesillere dengeli olarak, sürdürülerek aktarılmasını sağlar. Eko turizm yanında eko turist beklentilerini de anlamak çok önemlidir. Turizm, doğaya ve yerel kültürlere karşı ‘sorumlu’dur. Çevre kirliliğine karşı, ülkemizde ne yazık ki halen etkin çözüm bulunmayışı, önemli bir sorundur. Bu yüzden ‘’ SORUNLU değil, SORUMLU Turizm ve Çevre ‘ anlayışı ile ilerlemeliyiz. İyi bir organizasyonla, küçük ölçekli ülkemiz en temiz ada ülkelerden biri olabilir. Özellikle yol boyunca atılan çöpler, biriken kirlilik ve  hayvan ölüleri artık sorun olmaktan çıkmalıdır. Ülkemizin ihtiyacı olan, planlı, sürdürülebilir ve uygulanabilir bir turizm ve çevre politikasıdır. Çünkü Turizm ve çevre, ayrılmaz bir ikili olup, kaybedilen çevre, kaybedilecek turizm ve gelecek demektir.   Çevre dostu bir turizm gelişimin hedef seçilmesini, ülkemiz turizmini planlı bir şekilde geleceğe taşımanın en önemli yoludur. Temiz bir çevre, turizmin olmazsa olmazıdır. Sürer durum plansız devam ettiği müddetçe, geçtiğimiz yıllarda TEMA Vakfı’nın, ‘’ Çevre adına kutlanacak bir şey yok. Bu yüzden çevre gününü kutlamıyoruz. ‘’ noktasındaki ironik çıkış  ile yüzleşmemiz kaçınılmazdır.

 

 

BAŞKA  KIBRIS YOK !

Dünya’nın birçok ülkesinde, taşıma kapasitesinin aşılmasından dolayı, biyolojik çeşitlilik tehlike altındadır. Ülkemizdeki doğal alanlar, sahil şeritleri, kaya oluşumları, ormanlık alanlar, flora ve fauna, yerel kültür muhakkak surette kapsamlı çevre ve turizm planının bir parçası olmalıdır. Artık, deniz, güneş, kum tatili çerçevesinde alışıldık tatil deneyimini yaşamak istemeyen ziyaretçiler, doğa ile iç içe yerel halk ile de temas ederek, bozulmamış bir çevrede dinamik bir tatil yapıp samimi bir hizmetin sunulduğu iyi bir tesiste hizmet almayı tercih etmektedirler. Çevreye en az zarar veren, sosyal, kültürel değerlere sahip çıkan yerel istihdam yaratan ekolojik sistemi sorumluluğu üstlenen hem bugünün hem de geleceğin değerlerini koruyan çevreci değerler turizm gelişiminin merkezinde olmalıdır . Arkeolojik alanlar, özgün mimariye sahip yerler ve doğal alanların korunması hayati önem taşır. Mevcut kaynakları biranda aşırı tüketimle eritmeden, sürdürülebilir kılmalıyız. Aksi takdirde, su-hava-gürültü-görüntü kirlilikleri en büyük çevresel sorunlar olarak karşımıza çıkar. Turizmin çevrenin doğal görünümüne uygun bir şekilde gelişimini sağlamak ülkemize yapacağımız en büyük iyiliktir.  

 

Ayrılmaz ikili olan, turizm ve çevre’nin, duyarlı, planlı ve istikrarlı bir politika ile gelişimi ülkemizin içerisine bulunduğu, bazı ciddi sıkıntılardan kurtulmasının anahtarı olabilir.

 

 

 

Yaşanabilir bir dünya adına, hepimizin yerine getirmesi gereken sorumlulukları var. Unutulmamalıdır ki ; Çevre olmadan turizm olmaz ve hiçbirimiz hepimiz kadar başarılı olamayız.  Başka bir KIBRIS yok !

 

Hasan Karlıtaş