Köşe Yazarları

Seçimlerinin değerlendirilmesi








Kuzey Kıbrıs’ta 7 Ocak’ta yapılan Parlamento seçimleri önemli derslerle doludur.




Özellikle muhalefette olan Partilerin yaşanan süreci derinlemesine incelemesinde büyük yarar vardır.



2018 seçimlerinde yaklaşık olarak 190 BİN seçmen oy kullanma hakkına sahipti.

Son bir yılda iktidar yanlılarının kimseyi dinlemeden verdikleri vatandaşlık sayısı 12 BİN kadardır. Bu sayı tüm seçmen sayısının % 6.3ü civarındadır.

Yeni vatandaş olan bu seçmenlerin, kendilerini vatandaş yapan Partiyi ilk oy kullanma şansları bulduklarında , destekleyecekleri kesindi.

Bu seçimde , %38 civarındaki seçmen de ya sandığa gitmeyerek, ya da gidip oylarını yakarak mevcut  PARTİLERİ beğenmediklerini göstermişlerdir.

190 BİN in %38i, yani 72 BİN i BOYKOT’a yönelince, oy kullanan seçmenlerin sayısı  118 BİN civarına düşmektedir.

Bu rakam içerisinde yeni vatandaş olanların oy oranı bu durumda %10 u geçmektedir.

İktidardaki Partinin , diğer Partilere yaptığı fark işte bu rakamdır. Yeni Vatandaşlıkların seçime kuvvetli etkisini  matematiksel olarak inceleyip yorumlamayı düşünemeyen MUHALEFET PARTİLERİNİN , hala uyanamamaları üzücüdür.

Muhalefet Parilerinden özellikle CTPnin, sendikalardan ve EMEKÇİLERDEN açık destek bulamamasının nedenleri de incelemenmelidir.

Özellikle  CTP nin DENK BÜTÇE hayali, CTP ile emekçileri ve sendikalarını karşı karşıya getiren hayali politikalardı.

Olağanüstü koşullarda, halka daha iyi bir yaşam umudu ile  geniş kitlelerden oy alarak, BİRİNCİ PARTİ olarak hükümete gelen CTP, kendi dayandığı sınıflara, reform adı altında, DENK BÜTÇE HAYALİYLE sadece baskı ve sıkıntı vermişti.

Geçmiş seçim döneminde CTP’yi destekleyen kitlelerin önemli bir kısmı, bu politikalardan olumsuz etkilendikleri için, yönlerini yeniden , kendilerine çıkar sağlayan ve maaşları düzenli olarak ödeyebilen UBP’ye çevirmişlerdir.

Sendikaların Montana sürecinde ve 7 Ocak seçimlerinde PASİF durumda kalmalarının diğer nedeni ise, içine battıkları EKONOMİZM hastalığıdır. Bu hastalık, sendikaları HALKTAN ALABİLDİĞİNE KOPARTMIŞTIR.

Seçimlerde UBP ye gitmeyi doğru görmeyen önemli bir çoğunluk da SEÇİMLERİ BOYKOT etmeye yönelmişlerdir.

HP nin girdiği ilk seçimde üçüncü büyük Parti olarak önemli bir varlık göstermesinde, LİDERİNİN söylediği sözün ardında duran  TUTARLI TAVRI da çok etkili olmuştur.

Özersay’ın, UBP ile herhangi bir koalisyonda yer almayacağını açıklaması, HP ye şimdiden ek seçmen getirecek net bir politikadır.

Kuzey Kıbrıs insanı artık, tutarlı, verdiği sözü tutan politikacılar aramaktadır.

UBP’nin popülist politikalarının kitleleri derinden etkilediği ve bu politikaların şimdiye kadar UBP oylarını arttırıcı bir etki yaptığı da mutlaka dikkate alınmalıdır.

Kıbrıs’ta görüşme sürecinde herhangi bir ilerlemenin olmaması ve Kıbrıs’taki görüşme sürecinin ne zaman başlayıp, ne olacağının belli olmaması da sağ oyların yeniden güçlenmesine yol açmıştır.

Sonuç olarak, Kıbrıs’ta BAŞ DÜŞMAN analizi yapamayan ve bunu alt etmek için güç birliği yapmak yerine PARÇALANMAYI SEÇEN SOL’un, bu seçimden sonra aklını başına alması gerekmektedir.

Kıbrıs’ta mevcut durumun, çözüm olmadan belirleyici öznesi olamayan, olmak için, güç biriktirmeye mecbur olan partilerin, DENK BÜTÇE, REFORM hayallerini bir yana bırakıp, koşullara göre mücadele etmeyi öğrenmeleri, bu seçim yenilgisinden çıkartılabilecek en önemli derstir.





Başa dön tuşu