Köşe YazarlarıSürmanşet

Sağlık ve alınan kararların uygulanabilirliği






Hayatta en önemli sağlıktır, ve her şey sağlıkla kaimdir.. Sonuçta yılbaşından sonra Covid 19 vakalarında meydan gelen artış, ülkede halkımızı risk açısından maalesef yine en başa döndürmüştür. Geçen yılın tam da bu aylarında dünyada yeni olan Covid’in KKTC’de turistlerden kaynaklı başlangıç günlerinde nasıl bir tehlike karşısında idi ise, şimdi bu kadar zaman yapılan uğraşlarla durum düzelmeye gitmişken ve ölüm vakaları da bir yılda asgaride iken, mevcut Hükümetin hataları ile Sağlık için yapılan bütün çabalar ve halkımızın titizliği ile gelinen asgari yayılma süreci boşa çıkarılmış, hem de yerel vakalar çoğalarak korkulan noktaya getirilmiştir.

Hatta daha kötüsü sağlık personeline de sıçrayarak, görevli doktorlar, hemşireler dahil, salgın hastalık yayılma temayülünü arttırmıştır.

Sağlık çalışanlarının ve Sağlık Bakanlığının geçen yıldan beri verdikleri uğraşlar dolayısı ile de oldukça yorgun duruma düşmüş olmalarına rağmen canla başla hem çalışmaya hem de tehlikenin büyüklüğü konusunda sürekli Hükümeti uyarmakta oldukları halde, gerekli önlemlerin alınmasından kaçınılması anlaşılmaz bir durumdur.

Hal böyle iken ve Sağlık üst Kurulu ile Sağlık Bakanı’nın aldıkları ve Hükümete önerdikleri kararların sürekli olarak değiştirilmekte olduğu  ve bu konuda sağlık bilimlerinden  bilgileri olmadığı halde, ilime ve bilimsel değerlere kıymet vermeyerek, birlikte koordinasyon sağlamaktan da uzak durarak sulandırılan ve ertelenen  kararlar  yüzünden bu gün yine tamamen kapanma durumuna gelinmesine neden olunmuştur..

Dünyada ve Türkiye’de cereyan eden olaylardan ve burada sağlık uzmanlarından verilen bilgilere ve yaşanmakta olan riskleri umursamadan Hükümetçe gösterilen tavizlerin, hem vakaların artmasına hem de maalesef son bu ayda artan can kayıplarının yaşanmasına neden olduğu ortadadır. Sağlık Bakanı’nı ve sağlık çalışanlarını da yordukları gibi halkı sürekli değişen kararlarıyla endişeye sevk etmede tereddüt edilmemektedir.

Bu bir halk sağlığı konusudur, kaybedilen canlardır. Kaybedilecek bir canın bedeli hiçbir şeyle ve hiçbir para ile ölçülemez. Aksi halde Yöneticiler  bu sorumluluğun altında kalacaktır.

Hükümetin bu kararları alırken Sağlık Bakanı ile Sağlık Kurullarının kararlarından ve önerilerinden ziyade, hala maalesef başka belli kesimlerin etkisi altında olduğu ayan beyan açıktır. Bu yüzden aynı gün içinde alınan kararlara bir takım ilaveler kaşla göz arasında eklenerek çoğu zaman sağlık sektöründe çalışanların bile haberlerinin olmadığını,  açıklamalardan herkes görmektedir..

Ancak bu etkiler ve belli dar bir sermaye grubunun bu devletin bu güne kadar verdiği imkânlarla kısa sürede büyük servet sahibi oldukları halde kendi ülkelerine ekonominin daha düzgün işlemesine yardımcı olacak bu  Pandemi’ye katkı sağlamaları ve yıllarca kendi kazançlarını temin etmede yanlarında çalışanlarına da borçlu olduklarını hatırlayarak kendi işçilerine sahip çıkmaları gerekmez mi?

Ve bu dönemde devlete yardımcı olmaları gerektiğinin kendileri için de daha yararlı olduğunu düşünme vizyonunu  gösteremez mi?

Devletten sağlanan imkânlar ve teşviklerle devletten güçlü hale gelenler, böyle bir dönemde en azından çalışanlarına sahip çıksalar bu dahi yeter de artardı bile, halbuki daha ilk günden Hükümetten talepleri devam etmektedir.

Bu dönemde en çok mağdur olanlar esasen dönemden faydalanarak denetimsizliklerden  devamlı artan fiyatlar karşısında alım gücünü kaybeden orta ve düşük gelir seviyesinde olanlar, orta direk ve esnaf ve zanaatkârlar, ve orta ve küçük işletmelerle küçük üreticiler olmuştur. Hükümet  bu yönde kararlar üretirken bu zümreleri göz önünde tutacağı, küçük ve orta işletmeler hakkında önlemler alacağına, halâ uygulanan baskılarla hem  toplum sağlığı hem de ekonominin genelini tehlikeye atmaktadır.

Daha geçen gün bile, 2021 Bütçesine konan Pandemi ile Mücadele ödeneği olan  20 milyon TL’den Bakanlar Kurulu kesinti yaparak turizm sektörü içinde belli bir kesimin elektrik ücretlerini ödemek için karar almış ve resmi gazetede yayınlamıştır. Hastalığın en yüksek ölçüldüğü bu acil ve kapanmayı getiren dönemde, üstelik geçen yıl Pandemi ile Mücadele projesi ödeneği 80 milyon TL’den, bu yıl 20 milyon TL’ye indirilmişken.. Bu dahi Karar verenlerin önceliklerin ne olduğunu göstermektedir.

Adaleti bir yana,  yasal da değildir. Teşvik’ler ilgili Yasa’da bellidir. Ve ‘teşvik’ diye elektrik paralarının ödenmesi mümkün değildir. Yasal olmayan bir ödemeyi üstelik pandemi için ayrılan ödenekten keserek yapamayacağı gibi, bütçeye de konmayan Meclis’ten geçmeyen, üstelik ilgili esas Teşvik Yasa’sında kapsam dışı olan bir ödeme mevzuat gereğince Bakanlar Kurulu kararı ile yapılamaz. Yetkisi yoktur.

Elektrik paraları bütçeye konmak suretiyle ödenecekse de pandemiden en çok etkilenen orta ve küçük boy işletmeler ile dar gelirlilerdir. Esasen yasalar da bir kenara itilmektedir. Bu konudaki yetkili ve yol gösterici, denetim ve gözetimi, hukuku koruyacak  makamlara da ve öncelikle Meclisimize de önemli görevler düşmektedir.







Başa dön tuşu