Köşe YazarlarıSürmanşet

RENKLİ LAMBALAR YANARKEN

Ahmet Okan yazdı


                                                                                                  “Güneşsiz görülmüş rüyaların bile değeri yok.”

Dostoyevski


İnsanlar St. Petersburg’ta güneşe hasret olabilirler,

Güneş onlara sevinç ve yaşama kaynağı olabilir hatta aşkın.

Eğer yazar Lefkoşalı olsaydı  “güneşsiz” yerine “Yağmursuz görülmüş rüyaların bile değeri yok” diyebilirdi.

Güneşsiz görülen rüyaların değeri çok bazı coğrafyalarda…

Ne halse aklımda hep güneşsiz bayramlar kaldı.

Çocukluk anılarım arasında güneşli bayramlar yok, yani böylesine kavurucu yaz sıcaklarına denk düşen bayramlar.

Soğuk çocukların yanaklarına birer kırmızı elma kondururdu sanki; yeni aydınlanmış bir günün sabahında Ayasofya’dan dönerlerdi.

Lefkoşa sokaklarında sütmavi bir aydınlık, soğuk hafif kesmekte, güneş parçalanmış bulutlar arasında telaşsız.

Telaş dediğin şey tekmil evlerde bir “mübarek” sevince karışırdı fakat çocuklar bundan habersiz, yüreklerinde güvercinler kanat çırpmakta; onların sevinci bambaşka.

İlerleyen zamanlarda her şey gerçekten bambaşka olacaktı…

Bazan bir sese,

Bir nefese,

Bazan bir melodiye,

Bir eve, bir renge, yağmura ve bazan da parçalı bir buluta sığınır hatıralar.

Her şeyin yok olduğu zamanlarda bir daha yaşanmayacak o hayatın parçacıklarını bir ses, bir melodi, bir sokak anımsatır sırasında.

Belki o eski yaz bayramlarını güneşin üzerine yuvalanıp ışınlarını keskin bir ustura gibi yansıttığı kırık bir cam parçası anımsatır ya da başka şeyler…

Bayramyeri Musalla tabyasına alındığında sevincin ve kederin birlikte yaşandığı dönemlerdi ve bu dönemler çok uzun sürecekti havada barut kokusu ile birlikte.

Buna rağmen hayat güzeldi.

Güneşsiz günlerdi.

Çocuklar en güzel elbiselerini giyer sabırsızlıkla bekledikleri bayramyerine koşarlardı.

Üç Şehida’lara akşamdan konan kandillerin kokusu karışırdı bayramyerine…

“Güneşsiz” demişsek o kadar değil!

Bahar güneşlerine denk düşen bayramlar da gidip gelir hatıralar arasında.

Bahar güneşi güvercine benzerdi ve akşam, sündürmelere yazılan bir çarşaf gibi serilirdi tabyaya, o vakitlerde güvercinler yerini renkli lambalara bırakırdı.

Böyle mevsimlerde gerçekten de güneşsiz görülmüş rüyaların değeri olmazdı…

 

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı