Poli köyüne tarihi ve nostaljik bir yolculuk

13 Aralık 2016 Salı | 10:32

(Görmesek de Gitmesek de O Köy Bizim Köyümüzdü) 

(Poli’nin bu sayısında sayfamızı Kıbrıs’tan çok uaklarda Avustruralya’da yaşayan ama memleketi ile ilgisini heç kesmeyen değerli dostum, ilkokul arkadaşım Sermen Erdoğan’a bırakıyorum. Sermen, Kıbrıs’ın hem görsel hem yazınsal tarihine meraklı, Kıbrıslıların köklerini arayan değerli bir dostumuz. Ailesinin Poli köyü olan ilgisi nedeni ile bu köy hakkında tarihsel ve nostaljik bir yazı kaleme almış. Bu hafta yerimizi ona bırakıyoruz.)

Kıbrıs Town Houses

Sermen ERDOĞAN

Poli köyüne ilgim ve ilk hatıralarım zannımca daha 2-3 yaşlarından hayal meyal hatırladığım anne ve babamla yaptığımız ziyaretlerimizle başlar.  Babamın kökeni olan Karabardaklar, Poli köyünün köklü ailelerinden biri idi.  Bu çocukluk ziyaretlerimde aklımda kalan Türk ve Rum mahalesinde babamla dolaşırken Babamın Rum komşuları ile olan münasebeti ve biribirlerine ve küçük bir çocuk olan bana karşı sevgı gösterileri idi. Tabii burada  1950 lerin başlarından bahsettiğimi belirtmek isterim. 1956-57 lerden  sonraları durum değişmeye başladığını o çocuksu aklımla çok farketmiş neden böyle olduğunu anlayamamıştım.

Hikayelere ve tarihi anlatımlarında Polinin Truvadan kaçan Atinalı Acamantus tarfından kurulup eski adının Marion olduğu ondan sonra sırasıyla, Latinlerce Fontana Amarosa (Aşk Çeşmesi), Makedonyalılarca Arsione,  Venediklilerce  ”I polis du Crusocho” idi. Daha sonraları Osmanlı fethinde de Poli olarak adlandırılır. İngilizler 1878 nüfus sayımında  Polis Chirsofu Nahiyesi olarak kayda geçirirler.

Polinin  bizlerce Afrodit Hamamları olarak bilinen meşhur yöresi şimdilerde bir turist merkezidir. Bu sularda yıkananların aşk hayatlarının devamlılık ve kuvvet kazanacağına inanılır. Afrodit’in sevgilisi olan Akamas ile burada evlendiği söylentiler arasındadır. Başka bir söylentiye göre Afrodit’in her gün tekrar burada yıkanıp bakireliğine geri dönmesidir.

Poli ve Baf yöresi su bakımından zengin ve mümbit bir bölge olduğundan Venedikli ve Lüzinyan aristokrat aileleri tarafindan paylaşılmıştı. Ayrıca Limni Bakır  madeninin tarih boyunca değeri Polinin bir Liman olarak bakır ve bölge ürünlerinin ihracatatında önemli yeri vardır.

 

Poli ana Caddesinin günümüzdeki görünüşü. İsmail Velinin arşivinden.

En Uzak En Yakın isimli kitabında çok değerli bir Polili olan Nevzat Yalçın Poliyi anlatırken

Bugün Kıbrıs’ın Rum kesiminde kalan, köy kılıklı bir kasabaydı Poli der. “Rahatlıkla ‘kasaba’ diyemediğim Poli’nin mahkemesi, polis karakolu, belediyesi ve doktorları, eczanesi vardı. Ama nüfusu, aklımda kaldığına göre binin altında kalıyordu. Bilmiyorum, belki bu yüzden, doğduğum yerin bendeki hatırası hep ‘köy kılıklı’ kaldı” der.

 

Nüfusun hehalde 70% Rum, gerisi Türktü. Babamın Poli’deki evi Trodos dağlarından gelen  Poli deresine inen yokuşun üzerindeki yukarıki caminin ve Türk mezarlığının yanında idi.  Bu mahalle Türk olmasına rağmen tek tük Rum evleri de vardı.  Evler taş ve kerpiçten bir veya iki kat olarak sokak boyu sıralanırdı. Karabardaklar çıkmaz sokak gibi olan Caminin hemen duvar aşırı iki göz , mutfağı ayrı babamın deyişi ile ayakyolu veya lazımlığı dışarıda kerpiçten bir evcağız dı. Ancak bu  kerpiçten evler ve Babamın da evi olan Türk mahllesi tamamen yıkılıp yerine bir park yapılmıştır. Cami ana binası ki bu eski bir Lüzinyan katolik kilisesi idi , tadilat yapılıp bir müze haline getirilmiş  caminin minaresi ve yanındaki ilkokul ortadan kaldırılmıştır.

 

Poli’deki Türk İlkokulu  ve cami, aynı avluya ve bahçeye açılırdı. Türklerin varlığını temsil eden bu ‘külliye’, Türkler  için bir manevi simge idi.  Poliye Osmanlılar tarafından yerleştirilenlerin babama göre Karamandan olduğunu ve ilk Poliye yerleşenlerin çok mutasıp olduklarını, nenesi Akıle Hacı Şerif’in ve dedesi Hacı Ramadan Karabardak’ın  hacı ve molla olduklarını anlatırdı. Aile evinin de caminin dibi olduğu herhalde bunun kanıtıdır.

Nevzat Yalçın  Ramazan aylarını anlatırken,  “cami Poli Türk toplumunun merkezi olurdu.   İftar topu civardaki köylerde duyulur , oralardaki Türk köylüler de  ona göre oruç bozarlardı. Ramazan akşamlarında Poli’nin  minaresine asılan kandiller, oradan okunan ezan ve ilâhiler, kiliselerden gelen çan seslerine karşı Polideki Türk toplunun varlığını simgelerdi” der.

1930-poli-ilkokulu

 

Köy İlkokulu da bu Poli Cami avlusunudaydı . Yine Poli’nin köklü ailelerinden biri olan değerli eğitimcimiz Hüsnü Feridun beyin Kıbrıs Türk Eğitim Tarihinden Bir Ömür kitabı kabında yer alan 1930 Poli İlkokulu, Okul önünde  Poli Cami avlusundaki resmidir.

Babamın çocukken elimde olan tek fotoğrafıdır. Burada babam 3.sırada soldan 6. ve 11 yaşıdaki halidir. Yanında soldan 5. Vasfi Tuğundur. Bilinen isimlerden 4. sırada 2. Dr Mustafa Dikengil,  oturan hocalardan sağdaki meşhur miliyetci Arif Hoca yanındaki Küçük Çocuk 3 yaşıdakim torunu  Hüsnü Feridun bey, ön sırada oturanlardan soldan 9.Kemal Feridun 12. Avukat Oktay Feridundur . yerde oturanlardan sağdan 2. Fuat Otağ.sağdan 6. Ise  Nevzat Yalçındır Yıl 1930. Oktay Feridun arşivinden.

Çocukken  annemle ve babamla Poli’de gitiğimiz misafirlikleri çok severdim. Diğer çocuklarla buluşup oynama yanında, Kıbrıs’ın misafirlik kültürü Poli’de bir başkaydı. En sevdiğim şey tatlı ikramlarından badem macunu,  köfter ve  sucuklar yanında paluzelerdi. Yörenin verimliliği ve misafirperverliğine yansır, misafir pest edene kadar türlü meyveler ağırlanırdı. Bu ağırlama adetimiz yaşadığım Lefkoşa’da bir lokum veya bir yemişle indirgelendiğinden misafirliklerde Poli tercihimdi.

Poli’de Rumlar Türklerden nüfus fazlalığı yanında daha zengindiler. Türkler toprağın fazlasını tutsalar da Rumlar ticarette daima önde olduklarından alışveriş yapılan yerler çoğunlukla Rumlarındı . Türklerin  ana cadde üzerinde olan Polinin alışveriş ve Bandabuliyasının çoğu Rumdu.

Poli’de Türk ve Rum toplumlarını da anlatırken Nevzat Yalçın bunun  iç içe miydi, yan yana mıydı, gibi bir soru sormak mümkündür der ve şöyle devam eder: Beraberliğimiz,hiç kuşkusuz sadece selâmlaşmaktan daha ileri bir anlam taşıyordu. Biraz da zorunluydu bu yakınlık. Ticaret yerlerinin Rumların elinde oluşu, Türkleri oralardan alışverişe zorluyordu. Zaman zaman açılan Türk dükkânları uzun  ömürlü olamıyordu.”

Yalçın, ana cadde üzerinde 1930-40’larda Türklere ait bir kahve, Sabahattin Öneyin tuhafiyesi, iki kunduracı ve bir terziden ibarett olduğunu anlatır.

Ben  Bandabulliya içi ve yanında Kasap Şükrü ve Küçük veya seyyar satıcılar yer aldığını ve babamla girdiğimiz her dükkanda Türkçe konuşulduğunu hatırlarım. Sadece Rum dükkanı olan ve her Türkün alışveriş yaptığı Civerto’nun kumaş mağazasını hatırlarım. 1960 larda da bir Türk hanımının işlettiği hazır ev eşyası yanında bataniye yün sattığını iyi hatırlarım.

sabahattin-oney

Sabahattin Öney (Tuhafiyeci)1930 larda Kıbrıs Türk Lisesi öğrencisi iken giyime ve  bakılırsa gençliğinden meraklı olduğu  için herhalde Poli’de Tuhafiye dükkanı vardı.

Hüsnü Feridun arşivinden

1600-1800’lerde  Poli’nin nüfusu da, ekonomisi de  tamamen Türklerin tekelindeyken Rumların yerleşmesi şöyle anlatılılır: Poli kahvesine Rum köyünden gelen bir Rum Köylü kahveye gelir Kıbrıs çakısı satmaya çalışırken Polili Türkler tarafından köyden kovulur. Rum yolda yürürken Poli muhtarı Korkut’a rastlar ve durumu anlatır. Korkut muhtar Rum’la köy kahvesine döner ve Polili Türk köylülere ‘bu Rumcuğa dokunanın karşısında kendini bulacağını’ söyler.  O vakiten sonra Rumlar bu zengin köye git gel iş bulup yerleşmeye başlarlar. Böylelikle toprak sahibi olup ticareti de ellerine geçirirler.

Başka bir anlatımda Rumların Poli’ye yerleşimi Batmayan Eğitim Güneşlerimiz kitapcığında Ali Nesim TÜRK POLi NASIL RUM POLİ OLDU başlığı altında şu olayı anlatır: 1911 de Poli’nin nüfusu ve ekonomisi Türklerin elinde iken,  1922 ziyaretlerinde büyük bir nüfus farkı olduğunu fark eder. Bunun sebebini Poli köylüsüne sorar. Çok büyük Poli Çifliğinin İstanbullu  bir Beyin malı idi ve  Melatyadaki  Müftüzadelere bırakmıştı. Çiftlik kötü idareden dolayı vergisini bile ödeyememesinden dolayı bu İstanbullu Beyin çiftliği Ahelliya adında bir Rum’a sattığını Rum ölüp bankaya borcu ödenemeyince de, bankanın çiftliği satıya koyduğunu anlatırlar.  Hasan Ağa adındaki çok zengin bir Polili 3 şiline aldığı harnup mahsulünü satınca 9000 Kıbrıs lirası kazanır ve bunun 6000 lirasını eşeğin heybesine koyup Baf Kasabasına Poli çiftliğini almaya gider. Baf’ın en zenginlerinden olan Kasabalı Ratip efendi Hasan’ın bu çiftliği alırsa kendinden daha zengin olacağını düşünerek kıskanır ve Polili Hasan’a ‘bu çiftliği şimdi alma sonra daha ucuza alırsın’ deyip geri Poli’ye gönderir. Kilise 12 Rum ailesini birleştirerek çiftliği satın alıp Rum ailelerini Poliye yerleştirir. Bundan sonra Poli’nin nüfusu da ekonomisi de Rumlara geçmiş olur.

Uzun yıllar Lefkoşa Erkek Lisesinde öğretmenlik yapan Polili Mustafa Ercilasun bu devir hakkında ve aile soyağacı araştırmaları için yaptığım sohbette 1600-1900’lerin Poli tarihi hakkında bana verdiği bilgilerde o dönemlerden ‘Poli’nin Ağalar devresi’ diye bahseder. Diğer araştırmalarımda da belleğimde kalan Poli’nin meşhur ağalarından birkaç tanesi Hasan Ağa , Hüsnü Ağa , Mehmet Hasan Halofta Ağa ve Hacı Şerif Ağadır. Zamanında Poli ve etraf köyler olan Magunda’dan, Antroligu ve hatta Kasabaya kadar bu ağaların büyük çiftlik ve toprakları vardı . Zamanla bu topraklar çocukları arasında ya bölüşülüp satıldı veya terk edildi. Babamın elinde olan taşınmaz mal veya koçan listesinde annesi ve babası yanında dede ve nenelerinden kalan Poli , Latçi  ve Podamos bölgelerinde dönümlerce arazi bulunmaktadır. Bunların çoğunun nenem ve dedemin ataları olan Hacı Şerif ve Mehmet Halofta Ağadan kalan arazilerdeki babamın 1/21 hissesi olduğunu anlıyorum.

1960’ larda artık 10. yaşımda bir çocuk olduğumda Poli’deki Rumların biz Türklere karşı olan tutumlarının neden değiştiğini Türk mahallesinde oynadığım Rum komşu oğlu Mihalakis’ten öğrendim. Ona Rumca olarak “Yadi thene erdis na bezumen re Mihalakis”, yani niye gelip benimle oynamıyorsun diye  sorduğumda, bana “ Isede bello şillo Durkos iben baderamu ”, yani Babam size deli, köpek  Türksünüz  der deyip yürüyüp gitti.

 

Aralık 1963’ten sonra başlayan hadiselerden sonra yolların 1968 e kadar kapalı olması nedeni ile Poli’ye gidemez olmuştuk. Fakat köyden alınan haberleri ancak Lefkoşa’da Bayrak radyosundan alabiliyorduk. Millet Vekili Cengiz Ratib’in ve öğretmen Turgut Sıtkı’nın Rumlar tarafından öldürülüp cesetlerinin kaybolduğunu da haberlerden öğrendik. Zaten bütün adada 1964 yılında çıkan silahlı çatışmalarda devamlı olarak ölüm haberlerini ve saldırıları 11 yaşındaki bir çocuk olarak merak ve üzüntü içinde dinliyordum. Bu ismi geçen iki kişiyi tanımadığım halde Poli’den olmaları beni çok büyük bir hüzne soktuğunu hatırlıyorum. Ne de olsa babamın bütün ailesi hâlâ Poli’de yaşıyorlardı. Poli’de Zehra Darbaz, Akıle Korkut, Ayşe Dikengil halalarım ve Ahmet Karabardak amcamla ve hepsinin genç yaştaki çocuk yeğenlerim vardı. Onlardan 1964 boyunca hiç bir haber alamadığımızdan babamın da kederlenip sustuğu, konuşmadığı, kara kara düşündüğü günleri çok iyi hatırlarım. En nihayet 1964 sonu ve 1965  yılında Rum barikatlarından bin bir güçlükle geçip Lefkoşa’ya köy otobüsleri gelmeye başladı. Tansel ve Yüksel Dikengil yeğenlerim Poli’den bizim eve gelip kalmaya başladılar çünkü Lise çağında gençlerdi. Liseyi bitirdikten sonra Tansel Türkiye’ye gidip doktor oldu, Yüksel yeğenim de Londraya göç edip orada evlendi.

Ahmet Beyaz, yeğenim Polililerce çok iyi bilinen isimlerden biriydi. Poli ile Lefkoşa arasındaki posta ve yolcu taşımacılığını üzerine alan, akıllı ve cesur bir insandı .  Lefkoşa’dan Poli’ye , Poli’den Lefkoşa’ya onun  Bedford köy otobüsü ile gelir giderdik. Rumlar bu girişimciliğinden Ahmet Beyazı kıskanırlar ve ondan şüphelnirlerdi . Nevzat Yalçın, Ahmet Beyaz’ın öldürüşünü şöyle anlattır:

ahmet-beyaz

Rumlar, 1974 Türk çıkarması sırasında Ahmet Beyaz’ı barbarca öldürdüler. O zamanki Türk direniş teşkilâtının Poli sorumlusu ve Beyaz’ın yeğeni olan Fuat Otağ, amcasının nasıl öldürüldüğünü bir mektubunda şöyle anlatır. “Amcam, Poli ile Baf arasında her gün sefer yapıyordu. Örgüt yazılarını Rum postası ile Baf’a göndermek mümkün olmadığı için onunla gönderirdik. Gelen yazıları da o getirirdi. Rumlar bunu pek iyi biliyorlardı. 22 Temmuz 1974’te çarpışmaların başladığı saat on iki sularında amcam, saklı olduğu evinde bir su evleğine yatarak yakındaki Hürriyet Okuluna sığınmak istemiş, fakat pusuya düşürelerek öldürülmüştü.”

Hürriyet Okulu:

Hürriyet Okulundan bahsetmişken bu okulun nasıl kurulduğundan söz etmem lazım. Poli civar köylerin Türk nüfusu büyüdükçe ilkokul yanında bir ortaokulun da oluşması Polililer için önemliydi. 1958’de Faiz Muhtarın verdiği arazi üzerine toplum kaynaklarından alınan yardımlarla Poli Hürriyet Orta Okulu binası yapılıp büyük bir törenle açılır. Geniş salonu köy sineması ve evlenme salonu olarak da kullanılan bu bina hala bugün ayakta durmaktadır. 1974 öncesi öğrencilik yapan Poli ve civar Türk köylerinin belleğinde bir ilim yuvası yanında bir kültür merkezi ve spor merkezi olarak hatırlanır. Türkiye’den gönderilen ilk Atatürk büstü de bu okul için gönderilir ancak Lefkoşa Evkaf avlusuna dikilir. Aynı etapta gönderilen ikinci Atatürk büstü ise  Hüriyet Ortaokul bahçesine dikilir.

hurriyet-poli-ortaokulu-bust

Ahmet Beyaz yeğenim . Engin Karabıyık arşivinden.

Yıl : 1958. POLİ HÜRRİYET ORTA OKULU açılışına Müftü Dana efendi,Sömürge Valisi

vekili Singler,Faik Müftüzade….ve tüm Poli ve çevre köy eşrafı…vb.katılmıştı.

Hüsnü Feridun’un arşivinden.

Hüriyet Poli Orta Okulu önündeki Atatürk büstü. Bu Okul

1963’ten sonra ilkokul olarak da kullanılmaya başlanmıştı.

Engin Karabıyık’ın arşivinden.

İşte bu okul  kültür merkezi yanında 1963 sonrası ve 1974 arası Polili Türkler için etrafı da dahil  bir sığınak, güvenli olacakları bir yer olur. Ahmet Beyaz yeğenim de Hürriyet Okuluna sığınmaya uğraşırken, hayatına son verilir, ruhu şad olsun. Ahmet Beyaz yeğenimden önce de Rumların Poli’deki Türklere olan davranışları, diş bilemeleri 1958’de Lisani Ahmet Çavuşun katlinden başlayarak  devam eder. 1964-74 arası  Cengiz Ratip, Turgut Sıtkı,  Cemal Hasan, Ahmet İbrahim, Mustafa Yusuf ve 1974 Temmuzunda da 27 Polili Türk daha bu şehitler listesine eklenir. Hepsinin de ruhları şad olsun nurlar içinde yatsınlar .

Poli şehitlerimizden bazıları . Engin Karabıyık’ın arşivinden .

poli-sehitleri

Poli köyümüzün hikayeleri tabii ki böyle bitemez.

1974 Temmuz’u savaşından sonar Poli Türk Köylülerin çoğunluğu Güzelyurt bölgesi yanında Kuzey Kıbrıs’ın değişik bölgelerine yerleştirilir ve İngiltere , Avusturalya , Kanada gibi dış ülkelere de göç ederler.  Birbirlerini uzun zaman göremezler veya görüşemezler. Bundan ötürü bir tesadüf eseri tanıştığım  Ahmet Pastırmacıoğlu yeğenim ile bir Polililer sayfası kurmaya karar verdik ve Facebook sayfası olarak 2014’te Kıbrıs Polili Köylüleri sayfasını başlattık. Üye sayımızın az olacağını tahmin ederken,  şu an 1250 üzerinde üye sayısı oluştu. Bunlar arasında 1974’ten bu yana  birbirinin nerede olduğunu bilmeyen aileler, komşular, arkadaşlar birbirleri ile buluştular, birlikte olup fotoğraflarını ve Poli hikayelerini paylaştılar .  Hatta sayfa üyelerimiz arasında Kıbrıstan ilk Türk göçleri olan 1920 ve  30 larda ayrılıp Anadolu’ya yerleşen ve ailelerini arayan Poli ve Melatya kökenliler de var.

Bu anıların bazılarını dosya olarak Kıbrıs Polili Köylüler sayfasında dosyalar kısmında bulmak mümkündür.

(E-mail sermenerdogan@hotmail.com)