Köşe Yazarları

Piyasaların açılması, denetim ve hükümetin öncelikli politikaları






Pazartesi günü açılacak işyerleri açıklandı. Hijyen kurallarının elden bırakılmaması ve gevşememe gerektiğini  doktorlarımız, ve Sağlık kuruluşlarıyla  uzmanlar ve Dünya Sağlık Örgütü sık sık tekrarlamaktadır. Hükümetin bu dönemde her konuda ve öncelikle hijyen koşullarına uyulup uyulmadığı konusunda çok sıkı kontrol ve denetimi sürekli olarak uygulayacak ekiplerini görevlendirmesi  şarttır. Maazallah  bunun şakası bile olamaz.

Kontrol ve denetim gerektiren diğer öncelikli husus Fiyatlardır. Vatandaş her gün feryat etmekte ancak buna yetkili olan makamlar duymamakta ısrar etmektedir. Kurlar neden gösterilerek bazı mallarda fiyatların çiftelendiği bazılarının da çok arttığı malûmdur. Ekonomi Bakanlığının yasal görevidir. Özellikle bu safhada. Gerekirse belediyelerle de işbirliği yaparak fiyat denetiminin yapılması şarttır. Hele de alım gücünün oldukça düştüğü, gerek kamu gerekse özel’deki  ve sigortalı işçilerin 1500 TL aldığı, birikimi olmayan veya çok az olan ve çoğu borçlu durumda olan bordrolu çalışan ve emeklilerin, küçük ve orta boy işletmelerin, esnaf ve zanaatkârların ki genelde nüfusun % 80-90’ını oluşturan tüm orta kesimin çıkarılan kararnamelerle gelirlerinde birden bire düşüşün  yanında  fiyatların da artmaması için önlem alınması bir zarurettir.

Yabancı öğrencilerin sahipsiz bırakılması ve mensup oldukları okullar tarafından en azından gıda ihtiyaçlarının karşılanması için bu birkaç aylık sürede Hükümetin kararı gerekirdi kanısındayım. Çünkü bu çocuklar bu kurumlara eğitimleri için ki  ekonomiye de katkı vermiş bu  güne kadar ücretlerini ödeyen bir nevi müşterileridir. İlgili Kurumlar bu davranışlarının masraflarını bir reklam parası olarak da düşünebilirlerdi. Bırakalım insani değer yargılarını, ticari açıdan parasal açıdan bakıldığına göre müşteri memnuniyeti için asgari bir kuraldır. Eğer devamlılık istiyorsak..

Geçen gün bir yardım kuruluşu üçüncü ülke öğrenci çocuklara yardım yaptı diye fotoğraf çekerek gazetelere verdi. Çocuklardan bazıları başını yere eğdi, birkaç tanesi de şapkalarıyla yüzlerini eğilerek sakladı. Böyle yardım olmaz, günahtır. Teşhir etmek ne insanlığa  ne de dinimize uymaz . Verilen bir yardımı ‘bir elin verirken diğer elin görmeyecek’ derler ve gizliliğe işaret edilir. Kimsenin onurunu kırmadan, gösteriş yapmadan yardım yapılır. Bu bir çok kurum ve kuruluşların da aynı şekilde göstere göstere yaptığı yardımlar,  insanları deşifre edip göstermek yanlıştır.

Bir kuruma veya devlete kişiler veya kurumlar tarafından halkın ve ülkenin geneline veya yardım kabul eden kuruluşlara yapılacak olan yardımlar, kişileri hedef almadığı için ve diğer maddi durumu müsait olanlara da Örnek olması bakımından haber niteliğini taşır. Ancak insanlara yiyecek yardımı yapanlar lütfen bu insanları göstererek ve gösteriş şekline sokmadan yapsınlar, insanları da rencide etmesinler..

Ekonomik ve mali Politikalar;

Hükümetin bundan sonraki ekonomi ve mali politikasında son yıllarda oldukça ihmal edilen birincil hedefi; kayıt dışılıkla mücadele etmesi olmalı, ve Ekonomide her şeyin kayıt altına alınmasıyla, devletin gelirlerini arttırması ve devlet hizmetlerini yerine getirebilmesi olmalıdır.

Devlet iradesini; zayıf ve orta kesim üzerinde değil, kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı gelirler ve suç gelirleri üzerinde odaklanması üzerinde toplaması, ve devletin yasalar gereği hak ettiği gelir payını alarak mali zaafiyete girmemesi ile, hizmetlerde dengeli bir politika izlenmesi üzerinde göstermesi gereği vardır. Devlete iane verir gibi vergi ile yetinilmemesi , bu devletin her türlü hizmetlerinden ve imkânlarından yararlanarak sağlanan kazançlardan devletin etkin idari önlemlerle yasalara göre denetimlerini yapması, kayıtsız işlemler için mevcut müeyyidelerin uygulanması kaçınılmazdır.

Çok sık Af’lar yapılmaktadır. Artık her alanda Af’lardan vazgeçilmelidir. Özellikle son 5-10 yılda her yıl son defa denerek sürekli Af’larla ve denetimsizliklerle  Bütçe Gelirleri de Sosyal Sigorta Ve İhtiyat Sandığı gibi Fon’lar da gittikçe zayıflayarak büyük bir tehlike yaratmaya başlamıştır.

Hatta Kararnamelerle bile Vergi Af’ları yapılmıştır ki Anayasaya aykırılığı hususu da tartışmalıdır. Ve bence kararname ile Af olamaz. Yasalarımıza göre Bütçe gelirlerini düşürücü öneriler dahi Mecliste yapılamaz. Yerine konacak yeni bir vergi önerisi ile birlikte yapılması şartı vardır.

Af’lar insanları kayıt dışılığa itmektedir. Nasıl olsa af gelecek diye dürüst iş insanlarına karşı da bir adaletsizliktir.  Hükümetler kayıt dışılığı teşvik eder bir politika uygulamamalı.

Kayıtsız işçiler de gittikçe artmıştır. Bu da suç oranlarını da arttırmıştır son yıllarda.. Kalkınmak istiyorsak önce Kayıt Dışılığı kaldırmak gerekir. Bu konuda Hükümetler kadar tüm Siyasi partilerin bu konuya çok önem vermeleri ve Meclisin de bu konular üzerinde ısrarla durması gerekir. Gerek destek gerekse Hükümetleri denetim açısından.  Aksi halde halkın geleceği risk altındadır.

Bu gün yıllarca yatırımını en az 25 olmak üzere 30-35 yıl gelecekleri için prim yatırımı yapan emekliler ki kendi birikimleridir, ona bile el atılmıştır. İşsizlik Fonu’na yatırım yapanlar işsizlik paralarını alamıyorlar. Bunlar özellikle de son 10 küsur yılda kayıt dışılığın ve denetimsizliklerin sonucu , yeteri derecede Bütçeye Gelir tahsilatı yapamamanın, sigorta primlerinin toplanmamasının ve her konudaki Af’ların, yani yanlış politikaların acı bir sonucudur. Bunu halk ödemektedir. Sosyal denge çok bozulmuştur.

Bir de dış finansman teminine ülkenin ihtiyacı vardır. Özellikle yeniden başlayan TL enflasyon oranı kadar bir para arzının sağlanmasında Hükümetlerin görüşmelerinin ve talebinin olması sirkülasyonun sağlanması ve mali zarurettir. Çünkü bütçenin de mal alım ve hizmet alım ve ödemeleri için alım gücünü yerine koyması bakımından gerekli bir önlemdir.






Başa dön tuşu