Köşe Yazarları

O kadının gözyaşları …


Markette ödeme kasasının önünde aldığı birkaç parça ürünü ödemeye çalışan kadını izliyorum. Çıkan faturaya parası yetmiyor. Kadın “bunu çıkardım” diyor, Kasiyer “ayıp ettin ben tamamlarım 7 lira nedir ki?” diyor. Karşılıklı itirazlaşıyorlar. Kadının gözleri dolup sessizce ağlamaya başlıyor. Kasiyer: “maraz etme burada iş çıkar çıkmaz ilk sana haber edecem” diyor. Kadın karşılık vermeden, sağa sola bakmadan hızla marketten çıkıyor… İzliyorum, küçük bir Japon arabasına binip hızla uzaklaşıyor.

Kasiyer ile kadın Lefkoşa’da ayni mahallede büyümüşler ayni ilkokula ayni ortaokula gitmişler. Kasiyer, kadının hikayesini bana anlatma ihtiyacı duyuyor. Orta sınıf bir yaşam hayalleri varken yıllardır çalıştığı işyerinden iş azlığı gerekçesi ile çıkarılmış. İki aydır çaresiz iş arıyormuş. İki çocuğu olmasa dayanabilirmiş ama işin rengi artık çok değişmiş.

Biz hükümetin oynak salgın kararları ve saçma sapan konularla nefes tüketirken, çok sayıda ama sesi çıkamayan insanımızın gururlarını ayaklar altına alacak, zihinlerinde derin ve kalıcı hasarlar açacak gelişmeler yaşanıyor. Tek tek avlanan yabani kuşlar gibi, yüzlercesi binlercesi işsiz kalıyor. Güney’den ve ada dışından gelen yabancıların hayat verdikleri her alan gün gün kuruyor. Geriye yoksullaşma, işsizlik, yakıcı yıkıcı sosyal sorunlar kalıyor. Ama bu yaygın ve belki de şavaş günlerinden beridir bu büyüklükte ilk defa yaşadığımız bu sorun sessizlikle karşılanıyor. Yanan yandığı ile kalıyor kimse görmüyor duymuyor.

Böylesi durumlarda KKTC’nin sosyal koruma programları var mı? Kağıt üstünde her şey var. Peki sosyal sigortalardan kaynak bulan işsizlik ödeneği neden bu insanlara verilmiyor? Kanun hükmünde kararname (KHK) ile yasal olan bu hak ortadan kaldırılmış. Şöyle olmuş: Türkiye’de yayınlanan akıl dışı bir KHK, kopyalanarak bizde de uygulanmış. İşverenlere durumları nedir diye sormadan “ hiç kimseyi işten çıkaramazsınız” emri ile KHK çıkarılmış. “Ama biz kötü durumdayız küçülmeliyiz” diyenlere de yine Türkiye’den başka bir uygulama ile cevap verilmiş ve “O zaman bankalardan borç alın yüzde 3 faizi biz öderiz” denmiş. Olacak iş mi? Olmamış işte. Yüzlerce binlerce insan işten çıkarılmış ama Sosyal Sigortalar Yasası’nın amir hükümlerinden olan işsizlik ödeneği hiç kimseye verilmemiş.

Mete Hatay’ın amentü haline getirdiği gibi ben de soruyorum: 13 Mart ile başlayan pandemi süreci ile ilgili ekonomik ve sosyal göstergeler istatistikler rakamlar neden ortaya konulamıyor?? Bu salgın hastalık sürecinde kim, kaç kişi nasıl etkilendi neden hala bizler için büyük bir sır olarak duruyor?

İşten çıkarmalara bunun sonuçlarına neden bu kadar kayıtsızız? Önce Türkiyeli narenciye işçilerinin mahsur kalıp mağduriyetlerini izledik. Sonra otel-kumarhane çalışanlarını. “Türkiyeli” deyip burun kıvırdık. İşin tuhafı “Türkiyelilik” üzerinden siyaset yapan Erhan Arıklı’nın YDP’si bile görmezden geldi. Sonra çember genişledi, tanıdıklar, komşular akrabalar bu girdaba kapıldı. Muhalif hele sol partilere ne demeli? Sendikalara. hukuk camialarına, insan hakları savunucularına? Hukuksuzluk ve sessizlik her şeyi yakıp yıkacak gibi gösteriyor. Pandeminin sağlık boyutu bizi meşgul edip yorarken, pandeminin ekonomik yıkım boyutu herkesi hırpalayacak. Birşeyler yapmak lazım.


Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı