Köşe Yazarları

Nereden nerelere doğru



Geçtiğimiz hafta müzakere eğitimine katıldım.

40 yılı aşkındır ’Scotwork’’ firması tarafından 38 ülkede 200.000 kişi bu eğitimi almış. Firmanın verdiği tek eğitim programı.

Eğitimi diğerlerinden farklı kılan, vaka bazlı müzakerelerin geri bildirimde bulunmak için kayda alınması.

Spor müsabakası sonrası yapıldığı gibi banttan ileri geri oynatarak izlenip vaka sonrası hemen yorumlanıyor.

Vaka çalışması sırasında izlenen yol ve bunun yarattığı karşılıklı algı vaka sonrası mercek altına alınıp geri bildirimde bulunulup tartışılıyor.

Bu vesileyle eğitim ile öğretimin farkını hatırlamış, anlatılan sıcağı sıcağına pekiştirmiş olduk.

Uygulamalı olan bu eğitimi farklı kılan diğer unsur da ilk kez sanal ortamda yapılmış olması oldu.

Evden çıkmadan bu eğitime katıldım. Eğitmenler dahil herkes evinden katıldı. Pijamalı olanlar vardı.

Program süresince içerik olarak anlatılanları bir kenara koyuyorum.

Her konu başlığı altında sunumu dinledikten sonra yine sanal ortamda ayrı ‘’vaka odalarına’’ girip ekip üyeleri ile birlikte müzakere için hazırlık yaptık.

Hepimizin aynı anda görüp ekleme yapabildiği müzakere hazırlık formlarını doldurduk. Birlikte ortak sunum hazırladık.

Sonrasında da karşı ekip ile vakada verilen bilgilere göre müzakere ettik. Zamana karşı ihtilafı çözümleyip anlaşmaya çalıştık.

Karşı ekibin verdiği teklifi değerlendirmek için ekip olarak ara isteyip bu kez de ayrı mola odasına gittik.

Dört günün sonunda eğitim bitti.  Grup fotoğrafı bile çektik.

İçerik ile birlikte, güncel teknolojinin kullanılarak eğitimin verilmesinden dolayı geri bildirimde bulunmamız istendi.

Programın sonunda aldığımız eğitimin ‘’hologram’’ teknolojisi aracılığıyla verilmesi üzerinde çalışıldığını da konuştuk.

Ticari bir ürün olarak eğitimin hologram teknolojisi aracılığı ile pazarlanması maliyetli olmasından dolayı şu an mümkün değil.

Ama yakın zamanda bunun da kullanımının yaygınlaştırılacak şekilde maliyetini düşürmenin yolunun bulunacağına hiç şüphe yok.

Hologram teknolojisinin kullanımının yaygınlaşması dediğimiz şey bizim çocukluğumuzda izlediğimiz bir televizyon dizisinde yer alan o günün şartlarında hayal ötesi olan bir şeyin yine bizim ömrümüz içinde gerçekleşmesi anlamını taşıyor.

Bay Spock ve Kaptan Kirk’ün yer aldığı Uzay Yolu dizisini hatırlıyorsunuz. En azından 1980 öncesi doğanlar kesin hatırlıyordur.

Bu dizinin akılda kalan sahnesi kişilerin uzayın derinliklerinden dünyaya ileri ve geri ışınlanmasıydı.

Internet aracılığıyla dosya, fotoğraf ve filmlerin dünyanın bir ucundan diğer ucuna saniyeler içinde ‘’ışınlanması’’ yıllar önce başarıldı.

Hologram teknolojisi de bir yerde insanı bir yerden bir yere gitmişçesine taşıyan teknoloji. Üstelik üç boyutlu görüntü veriyor.

Büyük katılımlı ve yüksek bütçeli aktivitelerde sınırlı olsa da kullanılıyor. Dünyaca ünlü şarkıcıların konserlerinde sahnede hologram aracılığıyla düet yapılması artık normal bir atraksiyon oldu. Sahnede gerçekten olan ile hologram yoluyla olanın farkını oturduğunuz yerden anlamanız imkânsız.

Dünyanın farklı yerinde olan insanlar geçen hafta aldığım eğitimi ayni oda içerisindeymişçesine sanal bir masa etrafında oturarak müzakere edecek duruma gelinecek.

50 yıl önce Lefkoşa’daki Köşklüçiftlik ilkokulunda kara tahta ve tebeşir ile başlayan eğitimin nerelere geldiğini ve nereye yol almakta olduğunu düşünemeden edemedim.

Uluslararası bir eğitim firmasının elindeki tek ürünü olan 40 yıllık içeriği kaybetmemek için bugün ve yakın gelecekteki gelişmelere karşı neleri planladığını düşündüm.

Virüsten dolayı iyice su yüzüne çıkan var olma mücadelesinin tüm şirket ve iş alanları için geçerli olduğundan hareketle düşünmeye devam ettim.

Virüsün tetiklediği fay hattı kırılmasının yarattığı görülmemiş işsizliği ayakta kalabilmek adına firmalar fırsat bilip robotları ve hazırda bekleyen otomasyonu devreye sokmakla gelir dağılımındaki uçurum öyle bir açılacak ki uyandığımızda sanki de ‘’uzaylıların’’ istilası altında olduğumuzu mu göreceğiz diye düşündüm.

Dünyada benzeri çalışmalar hız kazanırken bu virüs bitince ara bölgeye geçip Kıbrıs sorununu müzakere etmeye ne zaman devam edeceğiz diye beklenti içindeyiz.

Öyle değil mi?

Virüs sonrası bizim gelecekten beklentimiz eski bilindik siyaset gündemine bir an önce dönmekten ibaret.

Seçimin yapılması ve sonrasında da görüşmelerin başlaması hayatın normale dönmesinin sembolü bizim için. Bizi öyle bir dünya ve gündem beklemiyor.

Tesadüflerin belirlediği hayatlarımıza tesadüflerle devam etmek zorunda olduğumuzu kabullenmek durumundayız.

Doğu Akdeniz’de bir adada havadaki tüy misali ağırlığı olmayan varlığımızın devamı için mücadele veriyoruz.

Adanın her iki kesiminde mangal yandığı sürece hayatı ıskalamadığımızı düşünüyoruz ama dünyada olan bitenden habersiz bakalım sabah ne gösterecek diye uykulara dalıp geleceği ha babam ıskalıyoruz.

Giderek geriye düşüyoruz.

Bunu da yeni ekonomik düzen alım gücümüzde geçmişte olmadığı kadar etki ettiğinde idrak edeceğiz.

 

 

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı