Kuyular yağmalandı

22 Mart 2018 Perşembe | 12:31
Oğuz Vadilili

Son UBP-DP, hükümeti döneminde KKTC’de 500 yeni kuyu izni verildi. Büyük çoğunluğu mevzuata aykırı olan kuyu izinlerinin bir kısmında Bakanlar Kurulu imzası var 

 500 İZİN: Geçmiş UBP-DP hükümeti Türkiye’den gelen suyla ilgili olarak iki ülke arasında imzalanan protokolün hilafına son 1 yılda 500 yeni kuyu izni verdi. Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili, verilen izinlerin su yönetimini de imkansız hale getirdiğini belirtti

YASAYA DA USULE DE AYKIRI: Son hükümet döneminde  verilen kuyu izinlerinin ortak özelliği hem usule hem de yasaya aykırı oluşları. Yasaya göre kaymakamlığın belli bir prosedürle yeni kuyu izni vermesi gerekirken, bu yetki prosedür aranmadan Bakanlar Kurulu tarafından kullanıldı

RANT ARACI: Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Vadilili, “adrese gönderme” olarak tanımladığı yeni kuyu izinlerinin rant aracı olarak kullanıldığına dikkati çekti. Vadilili, “kuyu izni arazinin değerini arttırdı satışını kolaylaştırdı” ifadesini kullandı

 

Hasan DÜZGÜN

Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili, Türkiye ile imzalanan su protokolüne rağmen geçmiş hükümetin ülke çapında 500 kuyu izni verdiğini öne sürdü. Vadilili, verilen kuyu izinlerinden 60 kadarının mahkemece “yok hükmünde” sayılabileceğini belirtti ve bunun ülke için büyük bir sorun olduğunu söyledi.

Yeni hükümetin bu problemle ilgilenmesi gerektiğini söyleyen Vadilili, ülkenin kuyularla ilgili bir politikaya ihtiyacı olduğunu belirtti.

Vadilili, KKTC’deki su politikası ve kuyu izinlendirme prosedürüne ilişkin Havadis’in sorularını yanıtladı.

 

HAVADİS: Geçmiş dönemde KKTC’ye Türkiye’den gelen suyun yönetimi ile ilgili çeşitli tartışmalar yaşandı. Bu konuda acil olarak yapılması gerekler nelerdir?

VADİLİLİ : Türkiye Cumhuriyeti’nden adaya su getirilmesi projesine fiilen 2006  yılında deniz geçişinin fizibilite çalışması ile başlanmıştır.

2009 yılına gelindiğinde ise bu projenin mühendislik açısından uygun olduğu ortaya konmuştur. 2012-2013 yıllarında ise Avrupa Birliğine de uyumlu ‘Su Yönetimi Yasa Tasarısı’’ Tarım Ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde çalışılmış ve yasa hazır hale getirilmiştir. Bu yasa hayat bulmuş olsaydı yurt dışından temin edilen su ve mevcut yerüstü, yer altı suları kurulacak olan Su Havzası Yönetimi Planlama Ve Koordinasyon Kurulu tarafından yönetilecekti.

Bu kurulda su işleri dairesi jeoloji ve maden dairesi, tarım dairesi, çevre koruma dairesi,  temel sağlık hizmetleri dairesi müdürleri, merkez kaymakamı ve belediyeler birliği başkanı yer alacaktı. Olmadı yasallaşamadı ve Türkiye’den gelecek olan suyun yönetimi boyutunda zafiyet yaşandı. Bunun akabinde bildiğiniz gibi yönetimde erk tartışmaları yaşandı. Odamız bu süreç de hep suyun adaya giriş yaptığı yer olan Güzelyalı’dan parası ödenmek kaydı ile suyun satın alınması ve yerel yönetimler tarından yönetilmesi taraftarı oldu. Şuan için Su Kurumu kurulması ve elde kalan yetkileri onun üzerinden kullanıp suyun yönetiminde söz sahibi olunmaya çalışılıyor. Umarız geç kalınmaz ve sonuç bir önceki yasa tasarısı gibi olmaz.

 kuyu

Çok sayıda kuyu izni verildi

HAVADİS: TC ile imzalanan su protokolünde yeni kuyu izni verilmemesi ile ilgili bir madde mevcuttu fakat sizin de belirttiğiniz gibi birçok kuyu izni verildi…

 

VADİLİLİ : Doğrudur. 2016 yılında iki ülke tarafından imzalanan anlaşmada sekizinci madde içme –kullanma suyu şebekesinin bulunduğu yerlerde içme –kullanma suyu amacıyla yerel su kullanımına ilişkin yeni izinler verilmez dendi.

Hatta bununla yetinmeden, zirai ve içme kullanma amaçlı şebekenin ulaştığı bölgelerdeki mevcut kuyuların kapatılmasını öngörüldü.

Ne yazık ki son bir yılda ülke genelinde 500’e yakın kuyu izni verildi, sadece  Güzelyurt aküferinde ise 90 civarında. Kaldı ki bunların 60 civarındaki ise mahkemece yok hükmünde sayılma ihtimali olan Bakanlar Kurulu tarafından verilen kuyu izinleri.

 

POLİTİKA ÜRETMELİYİZ

HAVADİS: Böyle bir tabloda, sağlıklı su politikası üretmek mümkün mü?

VADİLİLİ: Üzülerek söylemek isterim ki böyle bir ortamda ülkemizde su politikası yoktur. Su ne yazık ki bütünlüklü düşünülerek tarım ve hayvancılığında söz sahibi olduğu bir yasal çerçevede ülkemizde ele alınmamaktadır.

Herhangi bir organizasyonda mevcut değil. Örneğin fasıl 351 kuyular yasası bu iki sektörün temsilcilerinden kuyu izni verilirken görüş alınmasını öngörmemekte. Tabii sözlerimden tamamı ile kuyu izni verilmemesi gerektiği anlaşılmamalıdır.

Yapılan çalışmalara bakıldığında en az 2- 3 yıl içerisinde suyun Güzelyurt’a verilebileceğini görüyoruz. Dolayısıyla tamamen su kuyusu izni verilmemesinden bahsetmiyoruz. İzinler verilirken gerçek ihtiyaçlı kişilerin tespitini yapacak ve suyun kullanılması aşamasında denetimi sağlanacak bir düzen kurulduktan sonra gerçek ihtiyaçlı kişilere mevcut bahçelerini ve mevcut üretimlerini yapmalarını sağlamak kadar su temini elde edecekleri kuyu izinlerinin verilmesini söylüyoruz.

 

“Bakanlar kurulu kararı ile izin verildi”

Son bir yıl içerisinde hassasiyetlerimizi dikkate almayan adrese teslim 60 civarında Bakanlar Kurulu kararı ile geçmişte yapmış olduğumuz tüm uyarılara rağmen kuyu izinleri verilmiştir. Nitekim yakın zaman içerinde sonuçlanan davalarda bunun gayrı yasal olduğu da ortaya çıkmıştı.

Bu uygulamalar vatandaşta da psikolojik etki yapmakta ve kural getirilmesini, devlete olan güvenin yitirilmesini engellemektedir. Nitekim vatandaş bir yolunu bulur alırım düşüncesi ile gelecekte ekmeyi planladığı narinciye bahçesi için kuyu izni talep eder noktadadır.

Türkiye’den gelen suyun zirai kullanıma verilmesinde ise bizce fiyat 50-60 kuruş civarının altında tutulmalıdır.

Ancak bu şekilde kuyu sahiplerini kendi sularını kullanmama yönünde teşvik edebiliriz. Aküfer den su çekimini bir an önce azaltmamız gerekmektedir çünkü tehlike çanları her geçen gün daha hızlı çalmaktadır.