Küsmek yok, saygı duyup susmak var

14 Ocak 2018 Pazar | 11:24
Cenk Uzunoğlu

Zaman zaman cesaret istese de yine de söylemek ya da yazmak kolaydır.

Çok daha farklı ve zor olan söyleyip yazdıklarını yapmaktır.

Siyasete soyunanlarla bizim gibi ‘’yazı insanlarının’’ ayrıştığı nokta budur. Hele hele bunun üstüne bir de bizim gibi hariçten gazel okuyan kategorisindeysen.

Seçim sürecinde Havadis gazetesinin sunduğu platformu fırsat bilip yukarıdaki tanıma göre bu siyaset oyununda bir yerde kolay olanı yaptık.

7 Ocak erken seçiminin siyasi değişim ve toplumsal dönüşüm için fırsat olduğunu tutkuyla yazdık durduk.

Seçmenin söyledikleri de değişime hazır olunduğu ile ilgili iyi sinyal veriyordu.

Bunun için haftada bir iki köşe yazısından bu değişim ihtiyacına ne kadar katkı yapabiliriz diye yazdık.

Bir yerde seçmeni değişim yönünde ikna etme çabasıydı bizimki.

Diğer yönüyle de bu siyaset oyununda yer alacak olanları kabuklarını kırmak için cesaretlendirmeye yönelikti.

Kudret Özersay öncülüğündeki Halkın Partisi bıçağın artık kemiğe dayandığı iddiasını dile getirenler için makul bir seçenek olarak ortaya çıktı.

Yeri geldiğinde uyarı ve eleştirilerimizi de yaparak bu partiyi tercih için işaret de ettik. Hatta haddimiz olmayarak üzerinde değişim, yolsuzlukla mücadele ve icraat baskısı olacağını düşündüğümüz bir HP-CTP koalisyonunun bu seçimlerden çıkacak en makul hükümet seçeneği olacağını da ekledik.

Bunlar seçim öncesi yazdıklarımızdı.

***

Gelelim seçim sonrasına.

Demokrasiye sonuna kadar inansam da seçim sonuçlarında ortaya çıkan statükodaki ısrarın boyutu benim için hayal kırıklığı oldu.

Medyaya yansıdığı üzere seçmen büyük ölçüde şikâyet etti ve değişimden bahsetti durdu, ama Pazar günü evde oturmak ile sandık arasında tercih yapması gerektiğinde, seçmenin üçte biri evde oturmayı tercih etti.

Sandığa gidenler de kendisiyle elindeki mühür ve kalem arasında baş başa kaldığında şu an değişmek istemediğini sandığa fısıldadı.

Sonrasında da sandığa gitmeyenlerle beraber kendisinin düşünüp yapamadığını acaba komşularım yaptı mı diye merakla bekledi.

Seçim öncesinde konuştuğum kişilerde geçmiş seçimlere göre heyecan yoktu ama acaba sonuç ne olacak diye büyük bir merak vardı.

Yanlış anlaşılmasın, seçmenin iradesine saygı duymak ve sebebini siyasette ve siyasetçide aramak gerektiğini düşünüyorum.

Değişim kararını vermek için neyin eksik olduğunu, bu fırsatın niye kaçtığını bir sonraki seçimleri beklemeden değişim iddiasında olan siyasetçiler kendilerine bugünden itibaren sormaları lazım.

Tahmin etmek gerekirse, değişim söylemini seçmen bunu dile getirenlere bakıp içi boş bir serüven olarak gördü.

Değişim adına önlerine gelen adaylarla bunun yapılamayacağını düşündükleri için de elleri değişime güçlü bir destek vermeye gidemedi.

‘’İçime tam sinmese de bildiklerimle yola devam edeyim’’ dedi.

Lafı uzatmayalım.

Olmadı.

Olmamakla da kalmadı bundan sonraki değişim iddiasını yapmaya soyunacaklara da ciddi bir gözdağı verdi.

Farklı bir açıdan bakarsanız, belki iyi de oldu.

Mahsustan ‘’tesviyenin’’ bile doğru dürüst yapılamadığı yerde ‘’tasfiye’’ çok daha güçlü şekilde tek alternatif olarak gelir kapıya er ya da geç dayanır.

İnşallah sosyal patlamalara varmaz. Sistem değişikliğine kadar yolu vardır geciken tesviyenin.

***

Bu seçim sürecinde yazdıklarım çerçevesinde kendim için de birkaç söz söylemek lazım.

Hiçbir şey olmamışçasına iç siyaset ile ilgili yazı yazmaya devam etmek bu sonuçları ve sonrasında yaşananları gördükten sonra zoruma gidiyor.

Özellikle hakkında bu kadar çok somut iddia olan birinin bunları cevaplamaktan kaçmasına rağmen adada neredeyse en fazla oyu alarak tekrar meclise dönmesi düşündürücüdür. Bu benim doğup büyüdüğüm toplumun değerlerini temsil etmiyor. Adanın dışında olmakla beraber gelişmeleri yakından takip etsem de toplumsal değerlerdeki yozlaşmanın geldiği noktayı inkâr etmeye devam etmişim. İyice yabancılaşmışım.

Gördüklerimi, duyduklarımı ve okuduklarımı doğru yorumlayamadım demek ki.

En basit ifadeyle, ‘’yanıldım’’.

İş hayatının olmazsa olmazı sorumluluk almak ve sonrasında da hesap vermektir.

Bu da hesap verebilecek şekilde yönetmeyi kendiliğinden getirir.

Yazı yazmak, yorum yapmak da ayni şekilde olmalı diye hep düşünmüşümdür.

Bu seçim sonuçlarından sonra içimin sokaklarına çekilmek için kurulacak olan hükümeti ve icraatlarını hatırı sayılır bir süre görmek adına susuyorum.

Makine gibi kullandığım beynimi iç siyaset ile ilgili yazı yazmak adına soğutma kararı aldım.

Bu seçim sonuçlarından sonra kendimi ‘’tadilattan’’ geçireceğim.

Kolay olanı yaparak olsa da uyarılarımızı, değişim zamanının gelip geçiyor olduğunu ve 7 Ocak’ın bir son fırsat olduğunu yazmamız tatmin edici olmayan sınırlı bir sonuç verdi.

Demokrasi adına seçmenin neleri başarmaya muktedir olduğunu gösteren bu seçim sonuçları önünde saygı ve samimiyetle susuyorum.

Şimdilik hoşça kalın. Ara veriyorum.

Gitmiş değilim, döneceğim diye düşünüyorum.

En azından öyle umut ediyorum.