Köşe Yazarları

Kurlar, fiyatlar, ekonomik ve mali sıkıntılar






Geçen hafta geçerli döviz kurları karşısında TL değerinde yine birdenbire bir düşüş yaşandı.  İthalata dayalı KKTC ekonomisinde üstelik Türkiye’den dahi son 15 yıldan beri dövizle ithalat yapılması, kur artışından kaynaklanan maliyet ve fiyat artışlarını da beraber getirmekte gittikçe alım gücü düşmektedir.

Alım gücünün düşmesi, ve piyasada dolaşan para değerinin düşmesi, piyasayı TL para açısından daraltıcı bir etkisi vardır.  Öte yandan eksilen TL para arzının piyasaya yıllardan beri otomatik olarak sürülememesi, böyle bir mekanizmanın maalesef TL enflasyonun başladığı 1980’lerden sonra TC-KKTC gündemlerinde yıllarca talep olarak KKTC Merkez Bankası bünyesinde bir Fon oluşturulması ve TL kurlarındaki değer kaybı veya enflasyon oranında Fon’a TC Merkez Bankasından Türkiye’de yapıldığı gibi emisyon yapılması yani, KKTC’de de TL para arzının arttırılması ve enflasyon oranında vergilenen KKTC halkı ve ekonomisinin otomatik olarak takviye edilmesi zaruretinin giderilmesi için, otomatik bir sistemin kurulması tercih edilmedi.  Otomatik işleyen bir mekanizmanın kurulamaması hem halkın alım gücünü hem de piyasada TL para miktarında darlık yaratmaktadır. Bu talebe pek sıcak bakılmamıştır.



Buna mukabil TC Yardımlarıyla telafi edilebilecek seviyelere duruma göre çıkarılabileceği hususları  tercih edilmiş gündemlerde hep konuşulmuş, zaman zaman Yardımlar ve krediler arttırılmış, ancak zaman zaman duraklamıştır. Bu yöntem haliyle muntazam bir transfer olmadığı cihetle KKTC’de devamlı TL para darlığı yaşatmıştır.

Bu miktarın Bütçe kanalıyla bir miktarının telafi edilebilecek şekilde arttırılacak TC yardımlarıyla takviyesi tercih edildiği cihetle her iki Hükümetlerin karşılıklı çalışma durumuna göre aksamaktadır. Ya bir taraftan veya çift taraftan kaynaklanan veya yeterli işbirliği olmamasından kaynaklanmaktadır.

Özellikle son 10 yıl içinde TC-KKTC arasında yapılan bütün protokollerde Yardımların tümünün, özellikle yatırım harcamaları ve krediler, şartlara bağlanmış ve bu kabul edilmiş olmakla birlikte şartların yerine gelmemesi, karşılıklı verilen sözlerin yerine getirilmemesi ile sıkıntılar yaşanmaktadır. Geçtiğimiz son yıllarda öngörülen TC Yardımlarının ve kredilerin realize olması Bütçede öngörülen ödeneklere göre düşük orandadır. Bu haliyle hem normal hizmetlerin yürütülmesinde ve yatırımların gerçekleştirilmesinde pek ileri gidilmemekte hatta eskiden yapılan yatırım projelerinin idamesi, işletmesi, bakım onarımı için dahi yeterli mali imkân sağlanamamaktadır.

Strg 12.1TL sına yükseldi. Yılın başına göre 4 ayda %20 değer kaybı vardır. KKTC’de en çok kullanılan ve menkul ve gayrımenkûl fiyatlarını, kiraları etkileyen sterlin kurudur. Daha sonra Euro gelir ki yüzde 15-16 civarında değer kaybı oldu. Dolar daha düşük oranda yükselmişse de KKTC fiili ticaret ve alım satımlardaki kullanılan birim ölçü için pek etkisi yoktur.

Türkiye’de ise kurların etkisi daha sonraki aylarda enflasyona olan etkisi oranında fiyatlara yansır. Türkiye’de ekonomi ve kaynaklar açısından geniş ve büyük bir potansiyelde olduğu cihetle ikame kaynakların devreye sokulması, TCMB’nın çeşitli vasıtalarıyla piyasaya para sürmesi, enflasyon pahasına para basma ile arzı (emisyonu) da olduğu cihetle hareket kabiliyeti daha kolaydır ve sektörlerin de genişliği, çeşitliliği ve ağırlığı açısından teşviklerle başka kaynaklar yaratma, kaydırma ve sektörlerin güçlendirilmesine imkân vermektedir..

Enflasyon pahasına para basımı (emisyon) yoluyla sektörlerin teşvik harcamalarını arttırma imkânı vardır ve ekonomik sıkıntı yaşandığı dönemlerde dayanma gücü yüksektir. Dolayısıyla içte ek kaynak yaratmada,  -ne kadar dış borç olsa da- yapılandırma ,erteleme gibi önlemlerle içteki alternatifleri daha fazla arttırma imkânı ve dinamikleri vardır.

KKTC Yönetimine düşen görev kaynak artırımını sağlamak için halen elindeki imkânları kullanma,  kazanç sağlayan kesimlerin beyan ettikleri vergileri ve vergi ve her türlü geçmiş borçları, kamu alacaklarını almak, vergi aflarını ve her türlü afları kaldırmak, devlette tasarrufa gitmek, en basiti teknik daireler dışındaki bütün salon arabaları kaldırarak masraflarını da kaldırmak, gereksiz istihdam yapmamak, tecrübeli müşavirlerin alanlarında hizmetlerinden yararlanmak, lüks harcamaları kaldırmak, ve esnafa, küçük işletmecilere destek olmak, işsizlere iş alanları açacak teşvik uygulamalarına gitmektir. Kredileri düşük faizle sübvansiyonla arttırmak, ve devlet içborçlanmasına gitmektir.

Diğer yandan aynı süratle ve sürekli olarak Türkiye Hükümetleri ile temas ederek sorunların bu kadar arttığı ve kurların etkisi ile zaten darda olan ekonominin canlanabilmesi için alım gücü düşen TL’nin takviyesi için Bütçede öngörülen yardımların gelmesini sağlamak olmalıdır. Maliye Bakanlığının her gün çıkıp şikâyet etmesi sorunları çözmez.

Bakın bu yıl 2021 de Türkiye GSMH’nın artacağı ve gerek resmi kuruluşların gerekse yabancı uluslararası ekonomi değerlendirme kuruluşlarının tahminlerine göre ilk çeyrekte yüzde 5 ile yüzde 7 arasında  büyüme olacağı öngörülüyor.

KKTC’de ise Ticaret Odası’nın çalışmasına göre ekonomide yüzde 11 küsur küçülme olduğu, işsizliğin yüzde 10’ları geçtiği, genç işsizliğin yüzde 29’ları aştığı , enflasyonun 4 ayda yüzde 16’yı geçtiği, işletmelerin yüzde 38 inin çalışan sayısını azalttığı açıklamaları var.

Buna mukabil Hükümetin hem ekonomiyi hem de halkın yaşamını, devlet hizmetlerinin genişletilerek bir iyileştirme çalışma programı bile mevcut değil . Bu konuda bir gayret ve gaile gerekir, o da yok. Mecliste dahi ferhalatıcı bir program çalışması konusunda açıklama olmadığı gibi koltuklarda genelde boş oluyor.

Türkiye Hükümetleri nezdinde de ülkenin dertlerinin, sorunlarının anlatılması ve  öngörülen ve sağlanamayan finansman sorunlarının giderilmesi gerekir.

 

 

 

 







Başa dön tuşu