Köşe Yazarları

Kur artışları devam eder mi?







Döviz kurları son günlerde yeniden alevlenmiştir. Covid 19 salgınında zaten dünyada doğal olarak kısıtlamalardan ve yeni alınan önlemler dolayısıyla her ülkede o ülkenin şartlarına göre az veya çok ekonomilerde bir daralma olmuştur. Bunu gidermek için bir çok ülkeler para arzını arttırmak üzere Merkez bankaları kanalıyla kısa süre içinde ilk önlem olarak en kolayı olan para basma işlemini yürürlüğe koymuşlardır.

Ancak para basma karşılıksız ise sonraki zamanlarda enflasyonu körükleyeceği bilinmektedir. Ekonomik dengeleri artıda ve düzgün olan güçlü ekonomilerde biraz üretim daralması ile, ve daha sonra alınan üretim artışı (mal ve hizmet) için teşvik edici ekonomik ve mali önlemleri ve istihdam odaklı önlemleri alarak daha kolay atlatabilir.

Gelişmekte olan ülkelerde ise bu çok daha zor olur. Çünkü ekonomisi maalesef dışa ve dövize bağımlı sermaye yatırımları ve işletmeleri ile ve özellikle döviz borcu yüksek olan ülkelerde döviz talebinin yüksek olması dolayısıyla ve kalıcı yabancı yatırımlar dışındaki diğer döviz ve dövize bağlı yatırım araçlarının durması ve geri çekilmesi halinde, haliyle döviz fiyatlarının yükseleceği aşikârdır.

Türkiye de gelişmekte veya kalkınmakta olan ve dövize bağlı dış borcu yüksek olan ve bu yıl pandemiye rağmen ticaret hacmi iyi olmakla beraber hizmetler sektörlerinden özellikle turizmden döviz kazancı oldukça düştüğü cihetle döviz açığı olan bir ülke durumundadır.

Resmi istatistiklere göre zaten pandemiden önce de var olan ve resmi istatistiklere göre yalnız 165 milyar dolar halen finans dışı kesimin net döviz pozisyon açığı olan Türkiye’de toplam dış döviz borcu 450 milyar doların üstündedir. Salgın döneminde para arzının arttırılması, para basımı, TL faizlerin düşük tutulması ve kredi hacminin çok genişletilmesi, -kredilerde artış % 20’den % 50’ye yükselmiştir-, ayrıca teşviklerin arttırılması ve bütçe kanalıyla borçlanma ile harcamaların artması, bütçe açığının oldukça yükselmesi, ekonomik dengeleri sarsmıştır.

Yüksek enflasyona rağmen faizlerin gittikçe düşürülerek enflasyon oranının altında tutulması TL’nin getirisi olmadığı ve tasarrufların değerinin erimemesi için gerek hane halkının gerekse şirket ve işletmelerin TL’sından kaçışı ve dövize olan talebi de oldukça arttırmaktadır.

Enflasyon % 12 lere gelmişken TL faizlerin yıllık %8.25lerde tutulması tutanların zararına olacağı cihetle dövize talep devam ederek artacaktır.

Esasen faizlerin düşük olması hanehalkını konut ve gayrı menkul ve menkul alımına, dövize, altına yöneltmiştir.TÜİK yayınlarına göre konut satış artışı, geçen yıla göre % 209 olmuştur. TL tasarruftan kaçınılmıştır.

2020 de ilk 7 aylık sürede TL, dolar ve sterling karşısında % 22, Euro karşısında ise %30 değer kaybetmiştir. Yalnız son ayda sterling’e karşı % 5, ve euro’da % 6 oranında TL değer kaybetti.

Ayrıca dış borç ödeme yükümlülükleri için bu yıl 160 milyar dolar kadar gerekeceği resmi istatistiklere yansımaktadır.

Bir de BDDK verilerine göre, 2019 dan beri gerek TCMB gerekse Kamu bankalarından döviz taleplerinin karşılanması için toplamda 100 milyar dolar, piyasalara müdahaleyi de içeren döviz arzı yapılmış,    bozdurulmuştur.

Mevcut durumda döviz kazancı çoğalana kadar ve dış sermaye transferi içe doğru çoğalana kadar TL değerinin arttırılmasında, faizlerin enflasyonun bir miktar üzerinde bir seviyeye getirilmesi elzemdir kanaatindeyim. Ayrıca Türkiye’nin yabancı sermaye celbini arttırması ve açık pozisyon ve döviz borçlanmalarına, lüks ithalata sınır getirilmesi gerekmektedir. Döviz, kritik seviyede ve ekonomik dengeler ekside olmaya devam ederse kur artışı devam edebilir. Önlemler alınmasına gidileceği düşünülmektedir.








Başa dön tuşu