Köşe Yazarları

Köyüne gömülemedi ama toprağına ebedi olarak kavuştu


Öntaç Düzgün

 106 yaşındaki Maronit nenecik Vasilou Ahmedi geçtiğimiz Salı günü beklendiği gibi yaşama veda etti. “Nenecik” diyorum çünkü ölüm haberinin verildiği gün Havadis Web sayfasında yayınlanan resminin altında yapılan yorumlardan bir tanesi onun için “Eğer Kıbrıs’ı temsil etsin diye bir resim belirlenecekse, lütfen bu neneciğin resmi olsun” diyordu. Çünkü Kıbrıs kadar yaşlı, Kıbrıs kadar hüzünlü ve Kıbrıs gibi umutlu bakıyordu. Ölümü herkes gibi o da yakınında hissediyor ve bekliyordu. İki yıl önce Havadis’te yayınlanan söyleşisinde “ Şu sıralar öleceğimi biliyorum. Lütfen köyüme Ay Marina’ya gömülmeme izin versinler, bu hayatta tek beklentim bu kaldı” diyordu.

Cenaze töreninin Perşembe gün saat 4’te yaşadığı köyde Koççat’ta kilisede yapılacağı duyurulmuştu. Eşime “gidiyorum” dediğim zaman “sen bu kadınla akrabalık duygusu mu yaşıyorsun?” diye soruverdi. Yol boyu bu soru hep aklımı kurcaladı durdu. Son birkaç yıldır, Kıbrıs sorununun neden olduğu çelikten cendere arasında sıkışmış kalmış, ne Rumlara ne de Türklere yaranamamış, dahası asimile edilerek yok olma aşamasında olan bu topluma karşı özel bir ilgim oluşmuştu. Topluluktan söyleşi yapıp yayınladığım birkaç entelektüel “Dilimizi, kültürümüzü kaybettik, gençlerimiz Rum gençlerle evleniyorlar” diyorlardı. 1974’ten sonra Kuzey’de kalmış kaybettikleri köylerden sonra artık bir arada yaşama olanakları da kalmamış. “Bizim için yolun sonu göründü” diyorlardı. Youtube’da izlediğim yaklaşık 54 dakikalık “The Third Motherland” belgeselinde, aslında Kıbrıs’ın en eski bu topluluğunun kendi topraklarında ne kadar da yabancı ve yalnız bırakıldıklarını fark ettim. Evet bir akrabalık hissetmiyordum ama Vasilou nenenin köyünde gömülme isteğini ve karşılık bulamamasını ağır bir insan hakları sorunu olarak görüyordum ve pasif direnişine saygı duyuyordum. Bu hakkı için hiçbir kompleks yaşamadan KKTC yurttaşlığı için müracaat etmiş, “lütfen bu isteğime saygılı olun” diyordu.

Ay Marina, Kuzey’de kalmış ve üçü askeri bölgeler ilan edilmiş son dört Maronit köyünden birisinin ismi. Güney Kıbrıs’ta Maronitlerin sahip olduğu herhangi bir köy yok. Geri köylerine dönüp Kıbrıslı Türklerle komşuluk ilişkileri içinde yaşamak istiyorlar. Ama hem sivil hem de askeri kanattan karşılık bulamıyorlar. Kıbrıs Türk yönetimini de anlamak mümkün değil. “Azınlıksınız”nitelemesine karşı çılgınca tepkiler veren Kıbrıs Türkü, kendi azınlığının yakarışlarına karşı kulaklarını tıkıyor.

Dört kardeşin birisi papaz, üçü hoca

1974 yılına kadar Ay Marina’da yaşamış Maronitlerin kökenleri aslında Lübnan’dan göç etmiş Katolik Araplar. 1200’lü yıllarda Haçlı seferleri sonrası yenilenlerin Kıbrıs’a göçmüş devamcıları. Zaman içinde Kıbrıslı Müslümanlarla akrabalık ilişkileri de oluşturmuşlar. 106 yaşına kadar yaşamayı başarmış Vasilou nene, dedesi Ahmet’in ismini soyadı olarak kullanmaktan hiç çekinmemiş.

Kıbrıslı Türkler arasında kimileri, bu akrabalık ilişkilerinin tesadüfi ve tarihte kalmış ilişkiler olduğunu söylüyorlar. 1963 yılına kadar Ay Marina’da yaşamış Kıbrıslı Türkleri temsil eden “Gürpınar Dayanışma Derneği” başkanı Mehmet Hoca bu iddiayı reddediyor. “Halen hayatta olan ve akraba olduklarını söyleyen Maronit ve Kıbrıslı Türkler varken bu akrabalıklara nasıl tarihte kalmış diyebilirsiniz ki?” Diye sorarak tepki veriyor. Cenaze töreni için gittiğimiz Koççat köyünde kahvehanede ve kilisede onlarca kişiyi önce kucaklıyor ve sonra da bize tanıtıyor. “İşte bu da Ahmedilerden” diyor. Sonra da bizi ikna etmek için uzun uzun “köken” sohbetlerine girişiyor. Farklı evliliklerden akrabalıklar olduğunu anlıyoruz.

Orta büyüklükte prefabrik nitelikte 1974’ten sonra yapılmış Katolik kilisesinde sahnede üç papaz ilahiler okuyorlar. Vasilou nenenin sahneye yerleştirilmiş tabutu ziyaretçi akınına uğruyor. Çocuklar önde taziye kabul ediyorlar. Sırayla gelen torunlar, torun çocukları ve köylüler önce saygı ile eğiliyorlar sonra tabuta dokunup haç çıkarıyorlar. Salonda, Ahmedilerin en yaşlı temsilcisine saygı için gelen ayni kökenden tanınmış Kıbrıslı Türkler de var. Papazlar, Yunanca başlayıp kayıp Maronit dili Aramice ile ilahilerini sürdürüyorlar. Zaman zaman duygusal ortamlar oluşuyor.

Maronit toplumunun sorunlarını gündemde tutmayı başarmış Mete Hatay, yanındaki ile sürdürdüğü heyecanlı konuşmasını keserek bana dönüyor ve sahnedeki papazları göstererek: “O ortada duran uzun boylusu var ya, o da Ahmedilerdenmiş ve üç kardeşi Londra’da Şeyh Nazım Camisi’nde imamlık yapıyorlarmış” diyor. Kilise çıkışı bu iddianın peşine düşüyoruz. Mehmet Hoca kim olduklarını, isimlerini sıralıyor. Bu meseleyi önceden biliyormuş. Yaşlı bir Maronit espri yapıyor: “Köyde (Ay Marina) tek yaptıkları iş cami ile kiliseyi tamir etmek oldu ya, bu kardeşlerden birini camiye hoca yapalım bizimkini  da papaz.” Diyor gülüşüyoruz.

Ay Marinalı Maronitlerin 1974’ten sonra yaşamaya başladıkları Koççat, eski bir Türk köyü. Aradan geçen zamanda köyde yapılaşma olmamış, temiz tertipli ama 1974 öncesi köy görünümünde. Belli ki kendilerini köyde iğreti görüyorlar. Belki de bu nedenle köye mezarlık da yapmamışlar. Ölülerini Lefkoşa’ya yakın bir mezarlığa defnediyorlar. Vasilou nene için biz bir kere daha üzülüyoruz. 60 yılını geçirdiği ve vasiyet ettiği Ay Marina’ya gömülemediği gibi, son 46 yıldır yaşamakta olduğu köye de gömülemiyor. Ruhunun rahatsız olduğuna inanıyoruz.

Bu sorun çocukları arasında çok tartışılmış. Çocuklarından çoğumuzun tanıdığı Şarpel, ne pahasına olursa olsun annesinin eski köylerine gömülmesi gerektiğine inanıyormuş. Bunun için Türk makamlarından gerekli izni de almış. Ancak diğerleri, “köye yaklaşmak için bile askeri ve sivil makamlardan izin almak gerekiyor biz kime güvenerek annemizi oralarda bırakalım” diyorlarmış. Aslında doğru da söylüyorlarmış. Yıllardır aldatılmak onları kuşkucu yapmış.

Bütün bu tartışmaların ve gel gitlerin arasında Vasilou nenenin Türk akrabaları büyük bir jest yapıyorlar. Tabutun taşıyıcı arabaya yerleştirildiği sırada bir torba dolusu toprakla günün en anlamlı girişimini yapıyorlar. Aldıkları özel izinle Ay Marina Maronit mezarlığından aldıkları toprağı Vasilou nenenin mezarına konsun diye hediye ediyorlar. O sırada karmaşık duygusal anlar yaşanıyor. Böylece Ahmedilerin en yaşlı temsilcisi köyüne gömülemiyor ama toprağına ebedi olarak kavuşmuş oluyor.

 

 

 




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı