Köşe Yazarları

Koronadan önce, koronadan sonra


Korona felâketini atlattıktan sonra bugünlere tanıklık eden kuşaklar, koronayı bir milat olarak anacaklar. Koronadan önce ve koronadan sonra diye.

Tıpkı bizim “İsa’dan önce” ve “İsa’dan sonra” dediğimiz gibi. Gerçi biz bir papazın yanlış hesabını izleyerek bu tarihlemeyi yapıyoruz. Kimse İsa’nın hangi yılda doğduğunu kesin olarak bilmiyor. Bazı bilim adamları, İsa’nın İ.Ö. 7. yılda, bazıları ise İ.Ö. 4. yılda doğduğunu ileri sürerler. Noel günü yani İsa’nın doğum günü de tamamen uydurmadır.

Bugün üç beş yaşında olan çocuklar, 50-60 yıl sonra büyük bir ihtimalle çocukluk anılarını şöyle anlatacaklar:

Çocukluğumda korona virüsü diye bir salgın olmuştu. Bugün bir aşıyla yakalanmadığımız yakalansak bile kolaylıkla atlattığımız Covid-19 hastalığı, o günlerde büyük bir kaos yaratmıştı.

Ülkedeki insanlar, dünyanın başka yerlerindeki insanlar gibi evlere kapandılar, başka insanlarla ilişki kurmaktan imtina ettiler. Annelerimiz, babalarımız işe gitmedikleri için bütün gün evdeydiler. Bizim için güzel günlerdi.

İşten benim uyuyacağım zaman dönen babamla bütün gün oynamak fırsatı bulmuştum. Annem bize o güne kadar görmediğimiz, tatmadığımız yemekler, börekler, tatlılar hazırlardı. Öylesini koronadan sonra da göremedik ya.

Hava almam ve avluda oynamam için babam beni dedemlere götürürdü. İnanmayacaksınız ama yollarda ne insan görebilirdiniz ne de araba. Bazan köpek gezdiren birkaç kişi, bazan da birkaç araba görmek mümkündü. Yollar kedilere kalmıştı.

Dedemler ve nenemler, evin balkonuna çıkıp beni oradan seyrederlerdi. Koronadan önce bana sarılıp beni arsızca öpmeye çalışan bu insanlar bana yanaşmıyorlardı. Bu da benim hoşuma gidiyordu. Dedim ya koronalı günler çok güzel günlerdi.

XXXXX

50-60 yıl sonra bugünleri anlatan bir sosyal araştırmacı şuna benzer bir yazı kaleme alabilecek:

Korona virüsü salgını baş gösterince ülke ekonomilerinin çarkları birbiri ardısıra durduruldu. Birkaç ay yaprak kımıldamadı. Ekonomiler büyük darbe yedi.

İşin ilginç yanı ülkelerin tümünün hazırlıksız yakalanmış olmasıydı. Düşünebiliyor musunuz? İngiltere ve Amerika gibi ülkeler hastanelerine yeterince maske, ellik, önlük gibi korunma ekipmanları bulamadıkları için doktorlarını ve hemşirelerini göz göre göre ölüme gönderdiler. Ondan sonra da onları “Ön cephede savaşan kahramanlar” diye övdüler. (Günümüzde bu türden politikacılar bir daha seçilmez ama o zamanlar seçilirdi.)

Zengini fakiri tüm ülkeler, her yönüyle hazırlıksız yakalandılar. Yöneticiler “Böylesine bir felâketle ilk kez karşılaştık”, “Bu gözle görülmeyen sinsi bir düşmandır” gibi mazeretlerle özürlerini örtmeye çalıştılar. Bunda pek inandırıcı oldukları söylenemez. Buna benzer bir felâketin vukubulma ihtimalinin mümkün olduğu koronadan önce yazılıp çizilmişti.

Koronadan 5 yıl önce, Bill & Melinda Gates Vakfı, yayınladığı bir sağlık raporunda şöyle diyordu: “Günümüzde nükleer savaşın yer alma ihtimali çok düşük çünkü böyle bir savaşın kazananı olmaz. Her iki taraf da kaybeder. Bu nedenle biyolojik savaşlara hazırlıklı olmalıyız. Virüs salgınlarına karşı gerekli önlemleri şimdiden almalıyız.”

2000’li yılların başında ortaya çıkan SARS, kuş gribi, domuz gribi gibi salgınlar nedeniyle 2012 yılında Alman Federal Meclisi’ne bir rapor sunulmuştur. Bu raporda bilim insanları bir salgın senaryosu kaleme almışlar ve hastalığın Almanya’da nasıl yayılacağı izah edilmektedir. Bu senaryoya göre;

  1. Hastalık önce ateş ve kuru öksürük semptomları ile başlayacak, nefes darlığı ve akciğer zarı iltihaplanmasıyla ölümcül bir hal alacaktır.
  2. Virüsün kuluçka süresi 2 ilâ 5gün olacak ama bu süre 14 güne kadar uzayabilir.
  3. Çocuklarda ve gençlerde ölüm riski % 1 civarında olacak ama 65 yaş üstü kişilerde ölüm oranının % 50’lere ulaşma ihtimali vardır.
  4. Böyle bir sallgında Almanya sağlık sistemi çökebilir. Ayrıca ülkede çok ciddi ekonomik sorunlar yaşanabilir. (Almanya’da burada öngörüldüğü gibi, sağlık sistemi çökmedi ama başka ülkelerde fena çöktü.)
  5. Ne Almanya böyle bir salgına hazırlıklıdır ne de dünyada başka herhangi bir ülke. Almanya bir an önce buna benzer bir salgına karşı hazırlanmalı ve sağlık teşkilâtını takviye etmelidir.

Almanyadaki yöneticiler de dünyanın öteki ülkelerindeki liderler de kös dinlediler.

XXXXX

Koronalı günlerde hoş olaylar da vukubulmuştur. Her şey siyah değildi. Bu olaylardan biri İngiltere’de yaşandı. İkinci Dünya Savaşı gazisi Yüzbaşı Tom Moore, 100. yaş gününü kutlamak için yürüteci ile evinin avlusunda 100 adım atmaya karar verdi. Bir de yardım kampanyası başlattı. Amacı 1,000 sterlinlik yardım toplamak ve bu parayı şükran nişanesi olarak NHS (Ulusal Sağlık Teşkilâtı) personeline iletmekti.

Tom dedenin bu hareketi o kadar beğenildi ve destek gördü ki kısa sürede 27.5 milyon sterlin toplandı. Bunun üzerine Tom dede fikir değiştirdi ve NHS’e yeni bir hastane kurmayı kararlaştırdı.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı