Köşe Yazarları

KKTC : Kaos ekonomisi

KKTC de “ kaos ekonomisi ” vardır. Çünkü,bugüne kadar tüm KKTC hükümetlerinin programları ve TC-KKTC programları, ne yazık net-şeffaf-öngörülebilir ve hedefe kilitlenmiş bir şekilde “ Kuzey Kıbrıs’ta neyi üretip-neyi üretmeyeceğimize karar verememiştir ”.

Bu karasızlık ve belirsizlikten dolayı da, kıt ülke kaynaklarımızı köreltiyoruz,israf ediyoruz,saptırıyoruz,bir çok sektör-sektörcükte suni saadet zincirleri yaratıyoruz ve büyümeyi baskılıyoruz.Hatta,inanın ki, ekonomi politikalarımızda ki bu belirsizlik ve kararsızlık-karmaşıklık izolasyonların maliyetinden daha büyüktür.

Haliyle ekonomiyi yeterince büyütemiyoruz,refahı ve istihdamı yeterince artıramıyoruz.Üzerine hayat pahalılığını da her geçen gün artırarak rekabet gücümüzü de baltalıyoruz.

KKTC’de istisnasız tüm ekonomik programlar(hükümet ve TC-KKTC programları) çorba gibidir,karma karışıktır.Genel de programların, “neyi üretip-neyi üretmeyeceğimizle” alakalı kafaları karışıktır.

Çünkü,programların mukayeseli avantajlarımıza göre dizyanı-kurgusu-vizyonu-hedefi-çapası-sektörel kümelenmeleri-öncelikleri-ilkeleri-prensipleri-enstrümanları-dozajları-tutarlığı vs gibi kavramlarında sıkıntı var.

Programlarımız genelde turizmi-üniversite sektörünü lokomotif sektör olarak tayin eder,ama yani zamanda tarım ve sanayiyi de korur,bu sektörleri korumak için yasakçı-korumacı ithalatçı rejim uygular(cinayet), bazı sektörlerdeki ithalatçıları korumak için ilave yükler getirir vs,üzerine her sektörü teşvik ederek hiçbir sektörü aslında teşvik etmez ve önceliklendirmez,yanlış sübvansiyelerle(teşviklerle) de kaynakları yanlış dağıttırır ve israf yapar vs…

Özetle KKTC ekonomi- politiğinin ve sosyo- ekonomik hayatının en büyük hastalığı olan POPULİZM ekonomik programlarımıza da hakimdir.Ama ne yazık, ekonomi de başarı “ biraz ondan , biraz bundan ”popülizmi ile olmuyor.

Yatırımcı 50 milyon USD’lik otel yapıyor veya üniversite kuruyor ama adam dünyanın ya en pahalı etini alıyor,ya da ihtiyacı olan etleri bulamıyor,tavuğu ithal edemiyor,zeytinyağını pahalı alıyor,domatesi-sebze-meyveyi kota sistemine göre dönemsel ithalatla alıyor vs…Ya da adam bir şey ithal edecek, o sektörden değilmiş diye üzerine ilave fon-gümrük ödüyor..

Kim, ne fiziki mal üretimi yapıyorsa ona hemen koruma alıyor, bazı ithalat yapanlar da gereksiz korunuyor ve sonra da KKTC turizm ve üniversiteler adası diyoruz. KKTC’ye gelen bir yatırımcının cidden kafası karışıyor,piyasaya,ekonomiye karışık sinyaller veriyoruz.

Bu ülke tarım adası mı, sanayi mi, yoksa hizmetler sektörü adası mı? Elbette, koruyacağımız ve destekleyeceğimiz yerel mal-fiziki ürünlerimiz vardır(yasakçı-korumacı  ithalat rejimi ile değil ) ve olacaktır. Ama bunları genel ve esas mukayeseli avantajlarımızı baltalayacak şekilde yapmamalıyız.

Halbuki,bu adanın lokasyonu,kapasitesi,doğal kaynakları,ölçeği,insan kaynakları bize der ki; “ KKTC ekonomisi turizm ve üniversite sektörü lokomotifliğinde hizmetler sektörüne dayalı bir ekonomi olmalıdır. Tarım ve sanayi politikaları da bu sektörlere REKABETÇİ değil, TAMAMLAYICI olarak uygulanmalıdır.Bu vizyona göre ekonomi politikaları önceliklendirerek uygularsak ekonomimizi daha çok büyütürüz,refahı ve istihdamı artırırız.”

Son tahlilde, KKTC’de “ KAOS EKONOMİSİ ” vardır ve ekonomi politikalarındaki bu kaotik vizyon ve icraatlar, ne yazık bize izolasyonlardan daha büyük bedeller ödetmektedir.Kaos ekonomisini terketmenin birinci kuralı da “ yasakçı-korumacı ithalat rejiminden vazgeçmektir ”.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı