Köşe Yazarları

KİTAP ELEŞTİRİSİ: Stefan Zweig ve SATRANÇ

Halil Paşa yazdı







2022 yılını yazarlardan ağırlıkla Stefan Zweig’in biyografi ve romanlarına ayırdım. Hedefim bu yıl tümünü de bitirmek. Ancak eğitimim olan ekonomi ve merak ve mücadele alanım olan politik kitaplar ve makaleler de her zamanki gibi buna eşlik edeceğe benziyor.




Dönelim kitaba. Tümü 86 sayfa. İri puntolarla ve aralıklı. Pek ala 70 sayfa da olabilirdi.  Zamanınız varsa bir günde, alt yazıları çizerek, ağır-ağır sindirerek gidecekseniz en çok iki günde bitirmeniz mümkün.



Konu kafası yalnızca satranca çalışan, insanlarla ilişki kuramayacak, denilenin dışında iş yapmayan ama satranç şampiyonu olan Czentovic’in hikayesiyle başlar.

Yazarın ilk kahramanını: “Sabit fikirli, monomatik (bir amaca odaklanmış yani saplantılı) bir başka yerde ise “zihinsel tek yönlü” diye tanımlar. Birkaç da psikolojik çıkarsama yapar: “Bir insan kendini ne kadar sınırlıyorsa, sonsuz olana bir o kadar yaklaşıyordur”

“…görünüşte dünyadan uzak olanlar kendi özel cevherleri içinde termit misali tuhaf ve tamamen bir defalığına dünyanın küçük bir modelini kurarlar.”

Bir deniz yolculuğu başlar ve monomatik şampiyon önüne geleni devirir

Bu arada yazar, satrancın övgü dolu tanımına girişir:

“Altmış dört kareden meydana gelen bir mekanın çevresinde dönmekten ibaret bir beyin faaliyeti. İnsanın düşünmüş olduğu oyunların en benzersizi. Galibiyet durumunda ödül sadece zihinsel yeteneğin belli bir biçimine verilir. Fakat satranca bir oyun demek aşağılayıcı bir kısıtlama değil mi? O aynı zamanda bir bilim, bir sanat değil mi?

Stefan Zweig ve SATRANÇ

Satrancın, yeryüzünde keşfedilmiş en iyi ‘oyun’ olduğunu dillendirirken de:

“Bütün karşıtlıkların emsalsiz birleşimi…Tertibatında mekanik ama hayal gücü sayesinde etkili, geometrik olarak sabit bir mekanda sınırlı ve kombinasyonlarında sınırsız, sürekli kendini geliştiren ama yine de kısır, hiçbir yere götürmeyen bir düşünce, hiçbir şey hesaplamayan bir matematik, yapıt vermeyen bir sanat, maddesi olmayan bir mimari ve varlığıyla bütün kitaplardan ve yapıtlardan hiç şüphesiz daha kalıcı, bütün halklara ve bütün zamanlara ait ve can sıkıntısını öldürmek, duyuları keskinleştirmek, ruhu germek için hangi tanrının onu dünyaya taşıdığını kimsenin bilmediği tek oyun. “

Yazara göre diğer meslekler gibi satrancın da dâhileri vardır:

“…sadece satranç için belirli bir yeteneğe sahip olan insanlar çıkabiliyordu; tıpkı bir matematikçide, bir şairde, bir müzisyende olduğu gibi vizyon, sabır ve tekniğin son derece hassas ayarlı dağılımıyla etkisini ortaya koyan dâhiler…”

Yazar kitabının başında neden satrancın bu kadar detaylı bir anlatısına girişmiştir? Bunu romanın ilerleyen sayfalarında “dünyada hiçbir şey hiçlik kadar baskı yapmaz insan ruhunda” diyen yazarın, romanının anlatısını ve dekorunu aniden değiştirmesiyle anlarız. Naziler tarafından tutuklanıp tek kişilik hücreye konan, böylece hem zamandan ve mekandan koparıldığı, hem de psikolojik baskı gördüğü hücresindeki Dr. B’yi romanının baş rolüne taşır yazar. Naziler’in hücre tecridi Dr. B’yi sakladığı bilgileri itiraf etmesi için dize getirir mi? Dr. B sorgu odasında aşırdığı küçük bir satranç kitabı, hücre tecridinde zorlandığı hiçlikte delirmesini ve itirafını önler mi?

Bu kez de yazar, Nazilerin hücre tecridi ve psikolojik baskı ile hiçliğe zorladığı Dr. B’nin yaşadıkları üzerinden HİÇLİK ile ilgili iddialı tanımlara girişir:

“Yapılacak hiçbir şey, duyacak hiçbir şey, görecek hiçbir şey yoktu, insanı çevreleyen her yerde süren hiçlik, mekan ve zamandan yoksun tam bir boşluk vardı. Volta atıyordum ve benimle birlikte düşünceler de volta atıyordu… düşüncelerin bile bir dayanak noktası var, aksi takdirde onlar da çevrelerinde dönmeye başlıyor, onlar da katlanamıyor hiçliğe. Bir şey olmasını bekliyordum sabahtan akşama ve hiçbir şey olmuyordu. Bekliyordum tekrar, tekrar hiçbir şey olmuyordu. Bekliyor, bekliyordum. Düşünüyor düşünüyordum, ta ki şakaklarım ağrıyana kadar. Olmuyordu hiçbir şey. Yalnız kalmıştım. Yalnız. “Hücre tecridindeyken tek bağ kurabildiği satranç kitabı ve ancak hayalinde canlandırdığı hamleleriyle Dr. B, o gemi yolculuğunda satranç şampiyonuyla, kalabalık yolcu mürettebatı önünde satranç tahtası kurulur. Kim kazanacaktır ve oyunun sonucu ne olacaktır?

Bunu da ancak kitabı okuyacaklar öğrenecek…

 









Başa dön tuşu