Kitap da yasak!

Kitap da yasak!
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

 Kadınlar çantalarını kollarına takar,

Ellerine şemsiyelerini alır,

Çarşıya çıkarlardı…

Mevsim bahar diyelim.

Sinemalar yaza hazırlanmakta.

Kahvehaneler iskemlelerini dışarıya taşırken,

Efkalipto ağaçlarından serin rüzgarlar kalkmakta…

Kimse Nevruz nedir bilmezdi…

Kumaşlar arşınla ölçülürdü.

Kadınların en çok uğradıkları mağazalar da kumaş mağazalarıydı.

Seçilen kumaşlar büyüce bir bankonun üzerine top halinde yatırılır,

Sonra arşınlanarak kesilirdi…

Bir düğün töreni yaklaştığında,

O heyecan içinde yeni kumaşlar alınır,

Yılın modası ne ise,

Burda’dan modeller seçilir,

Kağıtlar vasıtası ile elbise kalıpları çıkarılır,

Sonra dikiş makinelerinin başına geçilirdi…

Gümüş rengi yüksükler kadınların parmaklarında parlardı…

Kimse Kutlu Doğum Haftası nedir bilmez,

Ama her gece yatırlara kandiller yakardı…

Sinemalar hazırlıklarını bitirdiğinde yaz mevsimi de başlamış olurdu.

Böyle zamanlarda Aynalı elinde sepeti ile sokaklara çıkar,

Dr. Küçük gazete binasının önünde oturur kalın çerçeveli gözlükleri ile etrafı gözetler,

Kebapçı Paraşüt mangalını çoktan yakmış olur,

Osman Gezer, gezine gezine el arabası ile bir yol tutar Sarayönü’ne varır,

Mücahit öğrenciler yollarda dolaşır,

Genç kızlar Arasta’dan kırmızı manakür ve pembe allık alır,

Kuğulu Parkta Londrezler yarı Türkçe yarı İngilizce konuşur,

Akasyalar da çiçeğine yüklenmiş olurdu…

Hiç kimse terör nedir bilmezdi…

Herkes işinde gücündeydi.

İkindi vakti oldu mu,

Hatırlatalım mevsim yazdır,

Ceviz ve turunç macunları çoktan kavanozlara yerleştirilip tel dolaplarına konurdu,

Ki misafirlere bunlardan ikram etmek adetti.

Böyle vakitlerde sokaklar şenlenir,

Lingiri ve pirili oynamak için çocuklar hisarlara çıkar,

Sinemalar yolu kalabalıklaşır,

Çocuk Bahçesi büyükleri de birlikte kucaklar,

Etrafta yasemin ve ful kokuları,

Sinema afişlerinde yeni filmler pek yakında…

Hiç kimse ne çocuk gelin,

Ne de canlı bomba bilirdi…

Günlerden Cuma ise televizyonlarda Türkçe yayınlar olurdu.

Behiç Gökay, Zeki Müren şarkıları söyler,

Daha sonra film başlardı.

Bunun için evde hazırlıklar önceden yapılır,

Film vakti geldiğinde herkes televizyonun karşısında yerini alır ve pür dikkat izlerdi…

Hayat böyle geçerdi.

Hiç kimse ne Alevilik bilirdi ne Sünnilik ve Fetullah!

Ve şimdi kitap da yasak!

 

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman