Kıbrıs’ta Futbol birleşebilir mi? Transdinyester örneği

145
Öntaç Düzgün
Öntaç Düzgün

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA)’nın “Kıbrıs’ta futbolun birleştirilmesi” hedefi ile Kuzey ve Güney Kıbrıs’taki futbol federasyonları ile yürüttüğü görüşmelerin üzerinden yaklaşık 10 yıl geçti. Ancak sonuca oldukça yaklaşılmış olmasına rağmen bu hedef bir türlü tutturulamadı.

2008 yılında Niyazi Okutan başkanlığındaki Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nun girişimi ile başlayan görüşmeler, şimdiki başkan Hasan Sertoğlu ile çok ciddi bir seviyeye gelmiş olmasına rağmen, Kıbrıs sorununun boğucu ağırlığı altında ilerletilip bir türlü sonuca götürülemiyor. Kıbrıs’ta 60 yılı aşan futboldaki ayrılığın yarattığı psikolojik duvarlar bir türlü aşılamıyor. Bu durum neden böyle oldu veya bu sorun nasıl aşılabilir konularına geçmezden önce bizdeki soruna benzeyen fakat başarı ile çözümlenen başka bir örneğe göz atalım…

 Moldova-Transdinyester ayrılığı ve futbol

Bir Doğu Avrupa ülkesi olan Moldova veya resmi adıyla Moldova Cumhuriyeti, Ukrayna ile Romanya’ya komşu, yaklaşık 10 milyon civarında nüfusa sahip bir ülke. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’ne dahil özerk bir cumhuriyet iken, Sovyetlerin dağılmasının ardından 1991 yılında bağımsızlığını ilan etti. Moldov (Romen), Ukraynalı, Rus ve Türk asıllı Gagavuzlardan oluşan  Moldova halen Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Dünya Ticaret Örgütü, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Bağımsız Devletler Topluluğu, Karadeniz Ekonomik İşbirliği ve diğer uluslararası organizasyonlara üye ülke statüsündedir.

Moldova’nın SSCB’den ayrılıp bağımsız devlet statüsüne kavuşması, kendi içindeki “Transdinyester sorunu”nun çözümünü getirememiştir… Bağımsızlığından kısa bir süre önce 2 Ekim 1990’da, Dinyester nehri ile ülkenin Ukrayna sınırı arasında kalan dar uzun toprak parçasında(4 bin 163 kilometre kare KKTC’den biraz daha büyük) yaşayan yaklaşık 550 bin kişilik topluluk, ayrılıkçı bir adımı atarak dünyaya de-facto olarak Transdinyester devletini kurduklarını ilan ettiler. Ayrılık ilanından hemen sonra, bölgenin yöneticileri Transdinyester’in kendi anayasasını, bayrağını, ulusal marşını ve para birimini kabul ettiler ve ardından siyasi yapıyı güçlendirecek meclis, ordu, polis, bakanlıklar ve sınır gümrükleri gibi kalıcı yapılar kurdular. Transdinyesterliler 2006 yılında bir referandum düzenleyip ezici çoğunlukla (yüzde 97.2) Moldova’dan bağımsızlığı yeniden teyit etmelerine rağmen, Birleşmiş Milletler üyesi hiçbir devlet tarafından tanınmayıp, sadece kendileri gibi sorunlu de-facto yönetimler olan Güney Osetya, Dağlık Karabağ Cumhuriyeti ve Abhazya tarafından tanındılar.

Birleşmiş Milletler Transdinyester’in tanınabilmesi için Moldova ile federal bir devletin kurulmasını bir çözüm önerisi olarak görürken, Moldova buna karşı çıkmakta ve sorunlar halen devam etmektedir. İlişkiler, savaş olasılığı da dahil olmak üzere gerginlikler üzerinden devam etmekte, dünyadaki konjonktüre bağlı olarak aradaki gerginlikler artmakta ya da azalmaktadır.

 

Kopmayan tek bağ futbol

Transdinyester’in Moldova’dan ayrılması hatta kısa süreli savaşlar ve halen devam eden ateşkes şartlarına rağmen iki taraf arasında kopmayan tek bağ, futbolun birliği olmuştur. Ayrılıktan sonra bazı futbol kulüpleri Transdinyester’de kalmış, buna karşılık Moldova tarafı bölge üzerindeki egemenliğinin bir parçası olarak gördüğü Moldova Futbol Federasyonu’nun yasal otoritesinin tanınması karşılığında Transdinyester takımlarının Moldova Futbol Ligi’nde yer almalarına izin verebileceğini açıklamış, karşı taraf ise, bu şartı koşulsuz kabul ederek ligin ortak olarak yürütülmesine katkı yapmıştır. Yaratılan bu çözüm ile Moldova, başka alanlara da yansıyacağını umarak futbol üzerinden de olsa “egemenlik” duygularını tatmin etmiş, Transdinyesterliler ise, futbol üzerinden de olsa ülke ya da toplumlarını uluslar arası arenada temsil edebilme ideallerine kavuşmuştur.

 

FC Sheriff Tiraspol öyle bir geldi ki!!

fc sheriff logoFutbol liginin birleştirilmesi kararının alınmasından sonra Transdinyester devletçiği, bütün ekonomik, fiziki ve psikolojik şartlarını zorlayarak 1997 yılında kurulan FC Sheriff Tiraspol futbol takımını Moldova liglerine verme kararı aldı.  Kurulan takım kendi şartlarında oldukça yetkin ve iddialıydı çünkü, takımı Rusların da sermaye desteği verdiği ülkenin ikinci büyük şirketi SHERİFF şirketi kurmuştu ve onun adını taşıyordu. Transdinyesterliler, “az ama öz olsun” mantığıyla Moldova ligine bir takımla katılmayı ve aslında ligi domine etmeyi bütün kupaları kazanmayı hedefliyorlardı. Bu hedeflerinde de yanılmadılar. FC Sheriff takımı henüz daha 20’nci kuruluş yılındayken, Moldova liglerinde 15 defa şampiyon olup 9 defa da kupa şampiyonluğunu kazandı. Yıllardan beridir de Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde Moldova’yı temsil ediyor. Aralarında Türk takımları Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin de olduğu, pek çok ünlü takımla deplasmanlı ön eleme maçları yapıyorlar.

FC Sheriff takımının bu günkü değerlerine bakacak olursak takımın mali değeri, uluslar arası bir değerlendirme kuruluşu olan Transfermarket’e göre 12.05 milyon Euro. Ayni kuruluşa göre, Güney Kıbrıs’ta faaliyet yürüten Apoel takımının değeri 23.05 milyon Euro, Omonya’nın 12.93 ve AEL Limasol’un ise 8.93 milyon Euro. FC Sheriff takımının 26 kişiden oluşan kadrosunun yarısı 13 kişisi lejyoner yani yabancı oyuncu. Geriye kalan 13 futbolcunun ise 9’u milli takım oyuncusu. Kulübün 13 bin 300 kişilik UEFA tarafından onaylanmış küçük bir stadyumu var ve maçlarını bu stadyumda oynuyor.

 

Ve KKTC’deki futbol

KKTC’nin ilanından sonra, resmi olmayan maçlar yapma da dahil, dünya futbolu ile bağları tamamen kopan Kıbrıs Türk takımlarının, yeniden bir statü kazanmalarına yönelik tartışmalar sürüyor. Faaliyet yürüttüğümüz her alanda karşımıza çıkan sorun, Kuzey Kıbrıs’taki idari yapının Birleşmiş Milletler tarafından tanınmamış olması sonucu uluslar arası hiçbir spor organizasyonuna üye olamamamız. Sporda yasal süreçlere dahil olabilmemizin tek koşulu, tanınmış herhangi bir federasyonun bünyesine dahil olmak. Bunun için iki yolumuz var ya (Güney Kıbrıs’ın itirazı olmazsa)Türkiye’deki ya da Güney Kıbrıs’taki  yasal yapılara dahil olmak ve bu araçlar üzerinden yeni olanaklar ve hedefler yakalamak. Bunlar mümkün mü bir bakalım.

 

Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol takımı deneyimi

Bir Kıbrıs Türk takımının Türkiye üzerinden uluslar arası alana açılma deneyimi bakımından en çarpıcı ve başarılı örnek, Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı’dır.  Yakın Doğu Üniversitesi, Kıbrıs Türk basketboluna katkı yapmak veya bir tanıtım aracı olarak ciddi düzeyde bir bütçe ile oluşturduğu kadın basketbol takımını, Türkiye Basketbol Federasyonu’na akredite ederek 2013 yılında Türkiye Basketbol Federasyonu İkinci Ligi’nde oynamaya başlar. Yapılan düzenlemeye göre bu lig deplasmanlıdır ve Türk takımları KKTC’ye gelerek maçlar yapmaktadırlar. YDÜ takımı, iki yılın sonunda şampiyon olur ve birinci lige çıkar. Bu noktada Güney Kıbrıs basketbol federasyonu devreye girer ve Avrupa Basketbol Federasyonu’na itirazda bulunarak YDÜ takımının Türkiye liglerinde bir Kıbrıs takımı olarak yer almasının engellenmesini ister. Uluslar arası kurallara göre bu istek kabul görür ve YDÜ Kadın Basketbol Takımına bir Türk takımı statüsü kazandırılarak ligdeki maçlarına devam etme izni verilir. Bu arada YDÜ takımının KKTC’de resmi maç yapma olanağı ortadan kalkar. Takımın Avrupa düzeyinde müthiş başarılar elde etmesi bile sonucu değiştiremez.

Yakın Doğu Kadın Basketbol Takımı son üç yılda Türkiye Lig şampiyonluğu, Türkiye Kupa şampiyonluğu, Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonluğu, Avrupa Kupa Galipleri Kupası (EUROCUP) şampiyonluğu kazanır. Takım halen Türkiye lig liderliği yanında Avrupa Şampiyonlar Ligi (EUROLİG) son sekiz takım arasındadır. Takımın bünyesinde Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İsveç ve Belçika milli takımlarından oyuncular bulunmaktadır. Ancak takım KKTC’de veya Kıbrıs Türk gençliği adına faaliyet yürütememekte, bir Türk takımı olarak bilinmektedir.

 

“Biz evrodo muyuz?”

HASAN SERTOĞLU

Kimilerine göre çok ağır kaçan, kimilerine göre ise yerinde ve zamanında sarf edildiğine inanılan bu sözler Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu’na ait. Yakınma ve öfke içeren bu sözler aslında Türkiye Futbol Federasyonu için söylenmiş. Sertoğlu, Kıbrıs Futbol Federasyonu KOP ile UEFA düzeyinde yürütülen “Kıbrıs’ta Futbolun Birleştirilmesi” görüşmelerinde Kıbrıs Türk ekibine hiçbir yardım desteği olmayan Türkiye Futbol Federasyonu’nun, Kuzey Kıbrıs’ta ofis açma girişimleri üzerine küplere binmiş. Haksız da değil, Türkiye Futbol Federasyonu’nun niyeti KKTC’de ofis açarak futbolcu devşirmesi yapmak. Nitekim Sertoğlu’nun bu tepkisinden sonra KKTC liglerinden büyük vaatlerle kaçırılan veya yeni bir gelecek arayışında olan genç ve yetenekli futbolcular için Türk takımları hiçbir bedel ödemiyor ve Türkiye Futbol Federasyonu Kuzey’deki yapının legal olmadığını ileri sürerek bu uygulamalara göz kırpıyor. Bunun en yakın ve çarpıcı örneği ise Yenicami altyapısında yetişen ve kısa bir süre önce Galatasaray’a giden genç oyuncu Ahmet Sivri. Galatasaray Genç Takımı ve Türkiye U19 Milli Takımı’nda da büyük başarı gösteren Ahmet Sivri için Galatasaray, yetiştirici ve bonservisine sahip Yenicami kulübüne bir tek kuruş dahi ödeme yapmamış. Bu çocuğa “gaipten gelmiş” muamelesi yapılmış.

 

Birleşmenin zamanı geldi ve geçiyor bile…

Kıbrıs’ta futbolun birleştirilmesine yönelik UEFA düzeyinde yürütülen görüşmeler aslında somut adımlar atılmasını mümkün kılacak kadar ilerlemiş. UEFA, K.T.Futbol Federasyonu’nun Güney’deki futbol federasyonunu Kıbrıs’taki futbol otoritesi olarak tanıması ve oraya üye olması karşılığında, Kuzey’deki futbol düzeneğinin aynen devam edebileceğini buna karşılık Türk takımlarının Güney’deki liglere katılabileceğini söylüyor.  Bunun için izlenmesi gereken yol haritasını ise şöyle tarif ediyor: Öncelikle bir anlaşma metninin imzalanması, bu metnin karşılıklı olarak her iki federasyonda da onaylanması ve K.T.Futbol Federasyonu’nun Güney’deki federasyona üyelik için müracaat etmesi.

İki federasyon arasında 5 Kasım 2013 tarihinde UEFA huzurunda imzalanan anlaşma yukarıdaki koşulların taraflarca kabul edildiğini içeriyor. K.T.Futbol Federasyonu, sürecin halen geçerli olduğunu, metnin Güney’de de onaylanması halinde üyelik başvurusu yapabileceklerini söylüyor. Ancak öyle gösteriyor ki Güney’deki refleksler ve hatta milliyetçi duygular şimdilik bu sürecin ilerlemesini engelliyor. Irkçı bir kitle tabanına sahip APOEL takımı ve benzeri birkaç takım “Türkler bu lige gelirlerse biz çekiliriz” diyerek federasyona şantaj yapıyorlar. Durumun farkında olan Başkan Hasan Sertoğlu, ise “üyeliği kabul edince şaşırdılar” diyor, Güney’deki federasyonun ezberinin bozulduğunu dile getiriyor.

 

Bizden bir “FC SHERİFF” çıkar mı?

K.T.Futbol Federasyonu yürüttüğü yasallaşma mücadelesini durduğu yerden yeniden başlatmalı. Rum muhataplarının içine düştükleri açmazın üstüne gitmeli, istekte bulunan çözüm öneren taraf konumunu sürdürmeli. Her aşamada UEFA ile dirsek teması yapmalı. Kıbrıs Türk futbol organizasyonu ve kapasitesinin gücü Güney’deki ligin tozunu atacak bir “FC Sheriff” takımı çıkarabilecek düzeydedir.