Poli

Kent meydanlarının sosyo-politik dönüşümü: İnönü Meydanı

 

Kentler; fiziksel ve sosyal katmanları olan, bu katmanların tarihsel süreçte değişim ve dönüşüm geçirdiği, kendine özgü ekonomik ve siyasi şartlarla farklılaşan yaşam alanlarıdır. Kent yaşamında çok önemli bir yer tutan kentsel açık mekanlar ise kentlerin nefes alma noktalarıdır. Kentsel açık mekanın özgün yapısı, onu çevreleyen yapıların mimari özellikleriyle ve mekanda gerçekleşen aktivitelerle oluşur. Bu bağlamda, kent dokusunu oluşturan en önemli açık alanlardan olan sokaklar ve meydanlar, toplumsal yaşamda en öne çıkan kentsel mekanlar olarak kabul edilebilir. Modernizmi kamusal mekanlar üzerinden tartışan Berman (1994), sokakların ve meydanların modernizmin mekanları olduğundan ve demokratik ülkelerde bu mekanların toplumu birleştirici etkisi olduğundan bahseder.

Kamusal alanlar, kentte yaşayan farklı kesimler tarafından eşit olarak erişilebilen ve farklı amaçlar için kullanılabilen alanlardır. Bu anlamda kamusal alanlar çağdaş bir yaşamın da göstergisidir. Ortak kullanıma açık olan her türlü kent mekanı kamusaldır fakat toplumsal yaşamda, kamusal alan, fiziksel bir mekandan çok sembolik bir mekanı temsil eder. “Kamusallığın Yapısal Dönüşümü” kitabında ‘kamusal alan’ı, tarihsel süreç içindeki dönüşümü ile ele alan ve ‘söylemsel pratik alanı’ olarak kavramsallaştıran Habermas (1997)’a göre, demokratik toplumlarda kamusal alan; politik gelişmelerin belirlendiği, bireyler, gruplar ve kurumların yarış içinde olduğu, temel hakların ve özgürlüklerin düzenlendiği ortak bir alandır.

İnönü Meydanı
İnönü Meydanı

Kentlerin kalbi olarak niteleyebileceğimiz kamusal açık alanlar, toplumların sosyal etkileşimlerini yansıtan aynalar gibidir. Meydanlar, bu etkileşimi görünür kılan en etkili ve etkileyici kamusal mekanlardır ve bu anlamda da, kentlerin vitrini olarak kabul edilebilir. Meydanların toplumun sosyal yapısıyla şekillenen kendine özgü mekansal özellikleri vardır.

Geçmişten günümüze yaşamın odak noktası olan kent meydanları, kentin tarihine ışık tutan somut bir belge gibidir. Tarihsel süreçteki devamlılığı göz önüne alındığında, kent meydanları genellikle kentin merkezi olma özelliğine sahiptir. Günümüz meydanlarına denk gelen Antik Yunan döneminin Agora’sı, Roma döneminin Plaza ve Forum’u, politik ve ticari amaçlarla kullanılan mekanlardı. Meydanların farklı isimlerle tanımlanmaları; meydanı domine eden bir bina, meydana yüklenen belirli bir işlev ya da meydanda iz bırakan bir olay sonucu oluşabilir. Tarihsel süreçte, meydanları çevreleyen yapıların da etkisiyle dini meydan,  idari meydan ve eğitim meydanı örneklerine de rastlamak mümkündür.

Meydanın kent dokusu içindeki oluşumu mekansal niteliklerini belirlerken kamusal bir alan olarak topluma nasıl hizmet ettiği, onu hatırlanır kılan en önemli özelliklerinden biridir. Dünyadaki örneklerine bakıldığında, ülkelerinin sembolü haline gelmiş, bulundukları kentin tarihine ismi kazınmış meydanlar vardır. Kızıl Meydan (Red Square); tarihinde idamlara, gösterilere, mitinglere sahne olmuş ama özellikle resmi geçit törenleriyle Rusya’nın ve Moskova’nın simgesi olmuştur. Günümüzde birçok dini ve kültürel etkinlikler de yine bu meydanda düzenlenmektedir.

Diğer yandan, birçok kenti ve bu kentlerin simgesi olmuş tarihi eserleri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan İtalya, neredeyse tüm başarılı meydan örneklerini barındırmaktadır. Venedik’te, geçmişte deniz ticaretinin merkezi olan Piazza San Marco, Roma’da Piazza Navona ve Siena’da yer alan Piazza del Campo İtalya’nın en önemli ve dikkat çekici meydanlarıdır. Dini bir meydan olan Aziz Peter Meydanı (Saint Peter’s Square / Piazza San Pietro) ise Vatikan’ın merkezi ve sembolüdür.

Çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmakla birlikte politik amaçlı gösterilere ve protestolara sıkça sahne olan Trafalgar Meydanı (Trafalgar Square) da Londra’nın en önemli simgelerindendir. Kamusal kullanım etkinliğini artırmak için belirli dönemlerde projeler üretilmiş ve meydan yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamdaki örnekler daha da artırılabilir, çünkü kent meydanları, kaçınılmaz bir şekilde, kentin ve kentlinin yaşam merkezidir.

Diğer yandan, meydanların uysal bir yapıdan hırçın bir isyancıya dönüştüğü kırılma anları vardır. Bu dikkat çekici dönüşüm, genelde kentlerin karşı karşıya kaldığı politik süreçlerin sonucu oluşur. Meydanlar; siyasi iktidarın topluma, toplumun da siyasi iktidara mesaj ilettiği bir iletişim alanıdır. Ve doğal olarak, politik bir yapıya ve ruha sahiptir. Günümüzde meydanlar, kent yaşamının olduğu kadar politik eylemlerin de merkez noktasıdır. Toplumsal hareketler meydanların siyasallaşmasında, politik kimliğini kazanmasında önemli bir rol oynar.

Sarayönü
Sarayönü

Meydanlar kentte yaşayan insanlar için demokratik bir buluşma yeri olduğu kadar siyasi iktidarlar için güç gösterme alanıdır da. Kendiliğinden bir araya gelen geniş kitlelerin etkileşimi toplumsal bir mücadeleye dönüşebilirken, bu potansiyelden korkan otoriter iktidarlar meydanları kontrol altında tutmaya, resmi törenler ile sembolleştirilmeye çalışır. Bunu bir paradoks olarak ele alan Kostoff’a göre “bir yandan toplum ve bireyler bu mekanları diledikleri zaman ve diledikleri süreyle ve özgürce kullanırken, hakim otorite de kendi görüşlerini topluma yaymak ve halkı kontrol etmek için aynı açık kamusal mekanları kullanmaktadır” (Erdönmez, 2014; Kostoff, 1999). Bu bağlamda akılda kalan en çarpıcı örneklerden biri Bebelplatz Meydanı’nda gerçekleşen kitap yakma olayıdır. 1933 yılında Nazi öğrenci örgütü üyelerinin rejim tarafından sakıncalı bulunan 20,000 civarı kitabı törenle yakması, otoritenin gücünü meydan üzerinden gösterme eylemidir.

Meydanların politik açıdan önemi ve bu yönde kullanımı söz konusu olduğunda, büyük toplumsal olaylarla simgeleşen ve ismini bu olaylardan alan meydanlar vardır. Bu meydanların bir kısmının çeşitli dönemlerde “Devrim Meydanı” ya da “Özgürlük Meydanı” ismini alması, bu benzer politik geçmiştendir. Fransız Devrimi’nin simge mekanı Bastille Meydanı (Place de la Bastille); ‘Ekim Devrimi’ ile anılan, Saint Petersburg’taki Saray Meydanı (Palace Square); Mısır Devrimi için bir sembol olan Tahrir (Özgürlük) Meydanı; Havana’daki Devrim Meydanı (Plaza de la Revolución); Bueno Aires’te yer alan ve ismini 1810 Mayıs Devrimi’nden alan Mayo Meydanı (Plaza de Mayo); 1968 öğrenci ayaklanmaları ile anılan, idamlara sahne olan ve bir süre Devrim Meydanı olarak anılan Paris’in Concorde Meydanı (Place de la Concorde) gibi birçok örneğe rastlamak mümkündür. İstanbul’un Taksim Meydanı ise, toplumsal mücadelenin mekanla bütünleştiği, yakın coğrafyada en bilinen örneklerdendir. Özellikle Cumhuriyet döneminde yoğun olarak gösteri ve protesto merkezi olan meydan, 1976 ve 1977 yıllarının olaylı 1 Mayıs mitingleri sonrasında 1 Mayıs Meydanı olarak anılmaya başlanmaştır.

Meydanlar, bazen devrimle sonuçlanan ayaklanmaların ve direnişlerin sahnesi olur; bazen de kanlı bir şekilde bastırılan sert çatışmaların ve idamların. Ülke tarihinde bu olayların “Kanlı Pazar”, “Kanlı Pazartesi” gibi tanımlamalarla hatırlanan tarihleri vardır. Ve bu olaylara tanıklık eden mekanlar olarak tarihteki yerini alan meydanlar… Pekin’deki Tiananmen Meydanı ilk akla gelen örneklerdendir. Dünyanın en büyük meydanı olarak da bilinen Tiananmen Meydanı, “1989 Tiananmen Meydanı Olayları” ya da “Tiananmen Katliamı” olarak bilinen olaylarla anılmaktadır. Bu olaylarla ilgili akıllarda yer eden ve özgürlük hareketlerinin simgesi olan “Tank Adam / Meçhul İsyancı” (“Tank Man” / The Unknown Rebel”) fotoğrafı ise hala meydanın simgelerindendir. ‘BBC Culture’ yazarlarından mimar/eleştirmen John Glancey, “Tiananmen Meydanı bu adamı yuttu!” derken, bu cesur adamın kim olduğunun ve ona ne olduğunun hala bilinmediğinden bahsetmiştir.

5 Haziran 1989 – Tank Adam / Meçhul Asi – Fotoğraf: Jeff Widener (https://www.bbc.com/culture)
5 Haziran 1989 – Tank Adam / Meçhul Asi – Fotoğraf: Jeff Widener (https://www.bbc.com/culture)

 Farklı kesimlerden birçok kişinin katıldığı ve ölü sayısının hiçbir zaman net olarak açıklanmadığı bu toplum hareketi dünyada büyük yankı uyandırmış, bir sürü film ve şarkıya konu olmuştur. Tiananmen Meydanı’nda yaşananların izlerine Zülfü Livaneli’nin “Asya-Afrika” şarkısındaki sözlerde de rastlamak mümkündür:

“Kalbimizin yarısı burdaysa,

Yarısı Çin’dedir…

Ama Sarı Nehr’e doğru akanların değil,

Tiananmen Alanı’nda ezilenlerin içindedir…”

Gizemini koruyan detaylarıyla birlikte toplum belleğinde yer eden bu olayla ilgili her yıl yapılan anma etkinlikleri için hala yoğun güvenlik önlemleri alındığı, basın ve sosyal medyaya karşı yoğun bir sansür uygulaması yapıldığı biliniyor (www.bbc.com).

Siyasi iktidar – halk – meydan üçgeninde; egemenlerin ve muhaliflerin ideolojilerinin çatışma alanı olan meydanlar zamanla yeni anlamlar kazanarak toplumsal bellekteki yerini alır. Bu yüzdendir ki, tarihte iz bırakan meydanlar genellikle sosyo-politik kimlikleri ile anılmaktadır.

Kıbrıs’ta politik yaşam ve meydanlar… İnönü Meydanı, Sarayönü’ne karşı!

Kıbrıs, politik yaşamın sürekli hareketli olduğu ülkelerden biridir. Adanın politik süreçleri kent yaşamının her alanında hissedildiği gibi kent mekanlarına da yansımaktadır. Kuzey Kıbrıs’ın diğer şehirlerinden farklı olarak, başkent Lefkoşa politik yaşamın merkezini oluşturmaktadır. Bu da, Lefkoşa’nın kent meydanlarını farklı şekillerde etkilemektedir. Kıbrıs’ın kuzeyindeki kamusal alanlar arasında, Atatürk Meydanı olarak da bilinen Sarayönü Meydanı ve İnönü Meydanı, politik yaşamın izlerini taşıyan ve toplumsal simge haline gelen iki meydandır.

Sarayönü Meydanı, geçmişten günümüze birçok dönemde kentin hem idari hem de politik merkezi olmuştur. Lüzinyan Dönemi’nde yapılmış olan sarayın da bulunduğu bu meydan, Lefkoşa’nın en önemli kamusal alanlarından biridir. Bu özelliğiyle birçok etkinlik için tercih edilmekle birlikte uzun yıllardır süregelen politik kullanımıyla, temsil ettiği ideolojinin sembolü haline gelmiştir. 2000’li yıllardan önce hem “sol” hem “sağ” partiler tarafından miting alanı olarak kullanılan meydan, özellikle ‘Kıbrıs Sorunu’na ilişkin politik gelişmeler sonucu sembolik bir dönüşüm süreci geçirmiştir. Bu süreçte düzenlenen yürüyüşlerin bitiş noktası olarak İnönü Meydanı’nda toplanılması sol hareketler için yeni bir miting alanı oluşmasına neden olmuş ve Sarayönü Meydanı da zamanla sadece Sağ hareketlerin tercih ettiği bir mekan olmuştur. Ana sağ partinin parti merkez binasının bu alanda yer alması da sağ görüşün buraya duyduğu aidiyet hissini güçlendiren etkenlerden biri olarak kabul edilebilir.

inönü miting
İnönü Meydanı’nda gerçekleşen, Kuzey Kıbrıs’ın en büyük mitingi.

İnönü Meydanı da sosyal, kültürel vb. birçok etkinlik için tercih edilen önemli bir kamusal alan olup ülkedeki sosyo-politik dönüşümler açısından özgün bir yapıya sahiptir. Kuzey Kıbrıs’taki diğer meydanlara kıyasla, yüklendiği ideolojik anlam açısından en dikkat çekici meydandır. İnönü Meydanı, Lefkoşa Suriçi’nin ana giriş noktası olan Girne Kapısı’na yakın konumuyla ve onu çevreleyen ticari işlevlerin de etkisiyle günlük yaşamda bir toplanma alanı değil sadece bir geçiş noktası gibidir. Mevcut durumuyla kent yaşamına gündelik anlamda  çok  dahil olamasa da, politik önem vurgusu oldukça belirgindir. İnönü Meydanı’nı mekansal yapısıyla toplumun başkaldırılarına tanıklığı çerçevesinde ‘asi’ olarak tanımlamak yanlış olmaz.

Sarayönü Meydanı gibi idari bir merkez olma geçmişi olmamakla birlikte, şu anki Cumhurbaşkanlığı binasına yakın oluşu, burada yapılan protesto mitinglerine farklı anlamlar kazandırmaktadır.

 2002 yılında gündeme gelen Annan Planı sürecinde, bu meydanda birçok miting düzenlenmiş; 2002 ve 2003 yıllarında yapılan kitlesel eylemler sonucu da simgesel bir anlam kazanmıştır. 2004 yılında, halkoylamasına sunulacak olan Annan Planı’na ve referandumda “evet” oyu kullanılmasına destek vermek amaçlı düzenlenen miting, Kuzey Kıbrıs’ın en kalabalık mitingi olarak tarihe geçmiştir. Eş zamanlı olarak Güney Kıbrıs’ta Annan Planı ve referandum süreci genellikle olumsuz tepkiler alsa da, tek ‘evet mitingi’nin adına yakışır şekilde Özgürlük (Eleftheria) Meydanı’nda yapıldığını da belirtmek gerekir!

Çözüme ilişkin çabalar olumlu sonuçlanmamış olsa da tüm bu eylemler İnönü Meydanı’nın o dönemin simgesel mekanı olarak anılmasını sağlamıştır. Meydanda yapılan mitinglerin yarattığı etki ve bıraktığı izler de, toplumsal mücadele anlamında, bir dönüm noktası olmuştur.

2004 yılından itibaren ‘barış’ temsilcisi bir mekana dönüşen İnönü Meydanı, özellikle sol’la özdeşleştirilmiş, sol hareketlerin eylem mekanı olarak algılanmaya başlanmıştır. Bu bağlamda, 1 Mayıs ve Dünya Barış Günü mitingleri için İnönü Meydanı’nın tercih edilmesi de yine meydanın kazandığı bu simgesel anlamın sonucudur. Sonuç olarak, yüklendiği ideoloji ile sol partiler tarafından özellikle tercih edilen İnönü Meydanı, bu partilerin mitinglerinde mekansal bir simge halini alırken; Sarayönü Meydanı ise sağ partilerin kontrolüne bırakılan bir mekan olmuştur.

Kuzey Kıbrıs’ın diğer şehirlerindeki kullanımlardan farklı olarak Lefkoşa meydanları zıt iki ideoloji ile özdeşleşmektedir. Diğer bir deyişle; Mağusa, Girne Güzelyurt ve Lefke’de, mevcut meydanlar parti ayrımı yapılmaksızın tüm toplantılar için kullanılmakta iken Lefkoşa’da durum farklıdır. İdeolojik tercih mekan tercihi ile örtüşmekte, toplantının politik temeli bağlamında toplum Sarayönü veya İnönü Meydanı’nda toplanmaya yönlendirilmektedir. Böylelikle bu iki meydan “solcu meydan” ve “sağcı meydan” kavramlarını ortaya çıkarmıştır.

Meydanlar; tarihsel, fiziksel, sosyal ve ekonomik açılardan, bulundukları kentin merkezi olan ama en çok da sembolik anlamlarıyla kent yaşamında öne çıkan kamusal mekanlardır. Bazen sıradan bir toplanma alanı, bazen de toplumsal mücadele alanı olan meydanların özgürce kullanılması demokrasi gereğidir. Bu nedenle, demokratik toplumlarda meydanlar insanların bir araya gelmesini teşvik eder. Bu çerçevede ideolojik olarak ister sağcı ister solcu olsun tüm toplantıların demokrasiye katkıda bulunduğu yadsınamaz bir gerçektir.

 

 

 

Kaynaklar:

Berman, M. 1994, “Katı Olan Herşey Buharlaşıyor / All That Is Solid Melts Into Air”, Trans.: Ümit Altuğ & Bülent Peker, Mithat Sancar, İletişim Yayınları, İstanbul.

Erdönmez, E. 2014, “Kamusal Alan ve Toplum”, Esenler Şehir Düşünce Merkezi Yayınları, İstanbul.

Glancey, J. 2004, “The violent history of public squares”, https://www.bbc.com/culture

Habermas, J. 1997, “Kamusallığın Yapısal Dönüşümü / Structural transformation of the Public Sphere”, Çev.: Tanıl Bora, Mithat Sancar, İletişim Yayınları, İstanbul.

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı