Köşe Yazarları

Karnelerde “sevgi”ye not verilseydi!







Öğrenciler karnelerini aldılar. Geleneksel çağdışı eğitim anlayışının raporu karneleri yani. Daha önce bu köşede “Karne Neyi Gösterir?” adlı makalede karne ile ilgili düşüncelerimizi paylaşmıştık. O nedenle tekrarlamak niyetinde değiliz. İlgilenenler arşivden veya “Örtük Dersler” kitabında bulabilirler.
Karneler geleneksel okulun bir ürünüdür. Geleneksel okul idealizm ve realizm felsefesini temele alan Esasicilik ve Daimicilik eğitim akımlarını göre kurgulanmıştır. Öğretmen merkezlidir; öğretmen alanında uzman ve tek yetkili olarak kabul edilir ve anlattıkları veya söyledikleri doğru diye kabul edilir, öğrenciler onların anlattıkları bilgileri asla eleştiremez, yargılayamaz sadece ezberler. Değerlendirme etkinliklerinde de ezberlediklerini, klasik sınavlar aracılığıyla kağıda döker. En iyi ezberleyen 10 alır, ezberleme yeteneği düştükçe not da düşer.
Sonuçta öğrenciler ders kitabı dışında var olan “sosyal yaşam problemlerini” asla öğrenmez. Kitaplardaki bilgileri ezberler ve ona göre de not alır. Size aktarılan bilgileri eleştirmeden kabul ederseniz, başkaları tarafından yönlendirilmeye alışırsınız. Bazı toplumlarda görülen din hocalarına körü körüne itaat etmek, söylediklerine inanmak ve onların söylediklerinin dışındaki bilgileri yanlış kabul etmek, tamamen geleneksel okulun yetiştirdiği insan tiplerinde ancak görülür.
Bunlar dışında karnelerde sosyal bilgiler, Türkçe, beden eğitimi, fen bilgisi gibi derslerin dışında keşke “Sevgi” diye bir konu da yer alsaydı. O zaman karneler biraz olsun çağdaşlaşırdı. Sosyal problemleri dikkate almış olurdu. Gerçek yaşamda var olan problemler okula ve sınıfa taşınmış olurdu. Fikirler üretilir ve gerekirse yaşama geçirilirdi. Tıpkı pragmatizm veya varoluşçuluk felsefelerini temele alan “İlerlemeci” ve “Yeniden Kurmacılık” eğitim akımlarında olduğu gibi.
Karneler o kadar gelişigüzel verilmektedir ki insan güler. Örneğin İngilizce’de dört temel dil beceri yazılı anca karşısında bir tek not; örneğin 10. Öğrenci dört temel dil becerisinden de 10 notu almış olur anlayacağınız. Ayrı ayrı her beceriye not verilmez. Okullarda verilen karneler bu nedenle de hiçbir işe yaramaz; verilmek için verilmiş gibi.
Neyse, karnede “Sevgi” konusu da yer almış olsaydı. Sevgi de alt dallara bölünmüş olsaydı. Öğrencilerin düzeylerine göre isimlendirilmiş olsaydı; çağdaş bir uygulama olurdu.
Bu toplumun en büyük eksiğidir sevgi. Sevgi insanlara, hayvanlara, bitkilere veya çevreye karşı sevgi diye alt dallara bölünmüş olsa ve öğrencilere notlar verilse nasıl olurdu? Bu uygulama ilkokuldan lise sona kadar devam etse acaba buralarda toplumu kemiren pek çok probleme çözüm bulma yolunda bir adım atılmış olmaz mıydı?
Adam kayırmacılık, sahtekarlık, hırsızlık, köşeyi dönme, partizanlık, bizdensen çok yaşa ayağının altına her şeyi serelim, bizden değilsen yaşam şansı yok, ganimet kültürü, yönlendirilmiş düşünme ve uygulamalar, değersizleri değerli yapma uğraşı vb gibi toplumu kemiren davranışlar sevgi yoksunluğunun göstergeleridir aynı zamanda. İnsanları, çevreyi, hayvanları, bitkileri sevmemenin göstergeleridir. Geleneksel okulun insanlara kazandırdığı niteliklerin sonucudur.
Bu niteliklerin puanları da ilkokuldan liseye kadar öğrencilere verilen karnelerde yazmakta. Sevgiden korkulur aslında bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde (gelişmekte olan ülke diye yazdığım için gülmeyiniz).
Sevgi karşılıksızdır çünkü. Eğer insanları severseniz karşılık beklemezsiniz. Onun da sizi sevmesi gerekmez. Hayvanları, bitkileri severseniz de durum aynı, çevreyi severseniz de. Bu sevgi büyür ve kişilik haline gelirse, işte o zaman sizden korkulur.
Girne Dağları’nı patlatıp patlatıp satan, doğayı yok eden ve bundan kar eden patronlarla idarecilere karşı eylem yaparsınız. Başkalarının mallarını peşkeş çekenlere karşı da eyleme geçersiniz. Adam kayırmacıları, partizanlıkları, bankalarda hesabı verilemeyecek trilyonları, başkalarını sömürerek bir anda ulaşılması imkansız servetlere, insanları haksız yere işe almalara karşı çıkarsınız. Tıpkı gelişmiş pek çok ülkede olduğu gibi.
Güvenlik önlemi alınmadan açılan ve pek çok insanımızın ölümüne neden olan, gelmiş geçmiş bütün sorumlu yöneticilerin yargılanması için toplumca eyleme geçersiniz. Eğer insan SEVGİ’si varsa. Sevgiyi karnede göstermektir en önemlisi. İstenen en önemli nitelik olduğunu ve bu toplumu kemiren her problemin altında sevgisizlik olduğunu kavramak için sevgi karneye girmelidir. Şimdiki uygulamada, trafik kazalarında hayatını kaybedenleri matematiksel olarak sayarsınız; 1, 2, 3 diye. Daha sonra da unutulur gider. Geleneksel okul ve karnesi matematiği öğretir çünkü. Ama insanınıza hatta hayvanlara karşı sevginiz varsa eyleme geçersiniz. O tip insandan da korkulur. O nedenle çürümüşlük devam etsin diye geleneksel okula ve onun hiçbir işe yaramayan karnelerine daha uzun zaman devem edilecek; bundan eminiz…














Başa dön tuşu