Köşe Yazarları

KAPILAR VE SINIRLAR KAPANIRKEN






15’inci yüzyılda yeni kıta Amerika keşfedilince vahim bir durum yaşanacaktı.

O vakte kadar Avrupa kıtasında baş gösteren suçiçeği salgını Avrupalıları kırıp geçirmişti.



Anlatılanlara göre, Amerika’yı keşfeden Avrupalıların bu yeni kıtaya hastalıkları ile birlikte ayak basıp yayılması, bağışık sistemleri bu hastalıklara elverişli olmayan yeni kıtanın yerlilerinin çoğunluğunu yok etti.

O kadar ki bu kitlesel ölümlerin Amerika’nın işgalini kolaylaştırdığı söylenir.

19’uncu yüzyıla kadar her Amerikan yerlisinden ikisinden birinin Avrupa’dan gelen hastalıklarla öldükleri belirtilir…

Dünya daha önce veba ve “kara veba” gibi salgın hastalıklarla milyonlarca insanının ölümüne sahne olmuştu.

Derken, kolera, AIDS ve günümüze kadar birçok salgın hastalıklar nedeniyle milyonlarla ifade edilen insanlar yok oldu…

Bunların yanında, insanoğlunun salgın hastalıkları geride bırakan hastalıkları da vardır!

Dünyada gelmiş geçmiş bütün savaşlar nedir?

Niye bir yanda ölüm kol gezerken, bir yanda herkes keyfini sürdürüyor?

Niye dünya bir araya gelip salgın hastalıklarda olduğu gibi savaşlara karşı çareler üretmiyor?

Salgın hastalıklarda insan hayatı önemli de, savaşlar da önemsiz mi?

Dünya edebiyatına damgasını vuran Tolstoy şöyle der:

“Amaçsız sanat olmaz, sanatın başlıca amacı da insanlar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesine yardım etmektir. Bu ilişkilerin düzelmesine kesinlikle yardım etmeyen bir şey varsa o da savaştır. Sonucu rastlantıya dayandığı için savaş insanlık dışı, insan yaradılışına aykırı bir şeydir.” 

Koronavirüs salgınının bir “milat” olacağı yolunda değerlendirmeler vardır.

Bu dönemden sonra dünya gerçekten bir değişim süreci içerisine girer mi, girerse nasıl girer; mevcut düzenler dana çok mu demokratikleşirler, daha çok otoriter eğilim mi gösterirler?

Virüs nedeniyle dünyada alınan önlemlere bakılırsa, en önemli önlemin herkesin kaplumbağa gibi kendi kabuğuna çekilmesidir.

Her ülke, her bölge kendi sınırlarını koruyor, kendi vatandaşlarına yönelik önlemler alıyor.

Kıbrıs’ta durum daha vahim.

Daha önceleri belirtiğimiz gibi,

Taraflar kapıları birbirlerinin suratına kapatıyor.

Böyle bir durumda bile işbirliğini reddediyorlar.

Bunlar çözüm mü arayacaklar?

Bir araya mı gelecekler?

Bir sokağın yarısında biri, yarısında diğeri otururken bir maskeyi, bir oksijen tüpünü, bir kit’i, bir sabunu, bir kolonyayı bile paylaşamayanlar ne yapacaklar?

Bu salgın dönemi bitince birbirlerinin yüzüne nasıl bakacaklar?

“Milat” olarak değerlendirilen bu dönemin pek hayra alamet işaretleri olmasa da, en kalıcı duygu sevgidir.

Bunun en önemli silah olduğu anlaşılana kadar, dünya daha çok bedeller ödeyecek…

 

 

 

 

 







Başa dön tuşu