Köşe Yazarları

İşi yaptı, parayı alamadı







Bir de bu dert var ülkede. Kamuya iş yapmak, ciddi bir dert.




Yetmez prosedürler, bir de işi yapan parasını alamıyor.
Hüseyin Perçiner. Benim yaşlarda bir müteahhit.
Mersinlik Vana Odası Tadilat İşleri İhalesi’ni kazanarak 24 Ocak 2014 tarihinde işe başladı.
Çeşitli nedenler dolayısıyla gecikmeli olarak işini bitiren Perçiner, devletten parasını alamadı, şimdi ciddi zorluklar yaşıyor.
Perçiner Müteahhitlik Ltd adına bir açıklama yapan Hüseyin Perçiner, 25 Ağustos 2014 tarihinde Su İşleri Dairesi’nden ödeme için fatura kesilmesine karşın halen ödenmediklerini söyledi.
Peki neden?

Aslında bir çok kişinin “devletten alacaklı olduğu ve bu nedenle hesaplarının çıkmaza girdiği” muhakkak.
Bu nedenle, Hüseyin Perçiner’in “okuyucu mektubunu” önemsiyorum.
Umarım, herkes önemser.
En çok da görevde olanlar.
İşte o mektup:
“Bir ihaleye katıldım.
Kısaca, kronoloji şu:
– 30/12/2013 MİK kararı
– 10/01/2014 Mukavele tarihi
– 24/01/2014 Yer teslimi ve işe başlama
– 14/05/2014 İşin bitirilmesi ve Kıb-Tek kontrolüne hazırlama
– 06/06/2014 Geçici kabul ve MİK’e süre talep yazısı verilmesi
– 04/07/2014 MİK’in cevabi yazısı ve diğer yazışmalar
– 07/08/2014 MİK’in Su İşleri Dairesi’ne gönderdiği karar ( 9,000 TL gecikme cezası öngörüldü)
– 25/08/2014 Su İşleri Dairesi’ne fatura kesilmesi (Bu fatura yanlış kesildiği iddiasıyla iptal edildi)
– 08/09/2014 Su İşleri Dairesi’ne II. Fatura kesilmesi
– 17/09/2014 tarihi itibariyle işin ‘harcama belgesi’ henüz hazırlanmamıştır.

Sıkıntımız şudur; 30/12/2013 tarihinde Merkezi İhale Komisyonu kararı ile Mersinlik Göleti Vana Odası tadilat işleri Perçiner Müteahhitlik Ltd. isimli işletmemize ihale edildi. 10/01/2014 tarihinde mukaveleyi yaptık ve 24/01/2014 tarihinde yer teslim tutanağı imzalayarak işe başladık.
İşin muhteviyatında, izolasyonlu çelik borular, yatay santrifüj pompalı büyük motorlar, zaman ayarlı elektrikli vanalar vardı.
Bu tip malzemeler, her an stokta bulunan malzemeler değil, özel sipariş üzerine üretilen malzemelerdir. Miktar da az olduğu için, fabrika mevcut üretim bandını bozmadan sırası geldiği zaman üretecektir. Başka bir deyişle, biz siparişi verdiğimiz an değil, mevcut üretim bandındaki malzemelerin üretimi bittikten sonra bizim sipariş ettiklerimizin üretimine başlanacaktır. Ayrıca Ocak ayındaki dövizin de hareketli oluşu, ilk yaptığımız antlaşmaların suya düşmesine ve yeniden bir takım pazarlık süreçleri yaşamamıza sebebiyet vermiştir.
İş devam ederken, Su İşleri Dairesi’ne, 60 iş günü olan süremizin yeterli olmayacağını yazılı olarak bildirdik. Su İşleri Dairesi de talebimizi yerinde bularak, süre uzatımı için Merkezi İhale Komisyonu’na yazı yazdı ancak Merkezi İhale Komisyonu, ortada süre uzatımı verilecek mücbir sebep olmadığını ve gecikme cezası kesilmesi gerektiğini söyleyerek talebi reddetti. Her şeye rağmen çalışmalarımıza devam edip işimizi 14 Mayıs 2014’te bir tamam bitirdik.
*14 Mayıs 2014 tarihinde, Su İşleri Dairesi’ne yazılı olarak adı geçen işi bitirdiğimizi, sistemin çalıştırılması için Elektrik Kurumu’nun kontrole gelmesi gerektiğini, eğer elektrik tesisatı tamamsa elektrik enerjisinin verilmesi gerektiğini bildirdik. Su İşleri Dairesi de Elektrik Kurumu’na bu talebi ileterek müracaatını yapmıştır. İlerleyen günlerde Elektrik Kurumu, iş sahasına gelerek kontrolünü yapmıştır. Şartnameyi de inceleyerek, sayaç bağlatma ücretini ilgili bakanlığın ödemesi gerektiğini belirterek, faturayı da ilgili bakanlık adına hazırlamıştır. Sayaç bağlatma ücretini kimin ödemesi gerektiği konusunda bir müddet mutabakat sağlanamamıştır. İş teslim süresinin daha fazla uzamaması için 4 Haziran 2014 tarihinde sayaç bağlatma ücreti tarafımızdan ödenmiştir.                                        Bilahare enerji verildikten sonra, sistem çalıştırılmıştır. 6 Haziran 2014 tarihinde de işin teslim alınabileceğini Su İşleri Dairesi’ne yazılı olarak bildirdik. Bunun üzerine yetkili personel tekrar yerinde inceleme yaparak adı geçen işi teslim almıştır.
*6 Haziran 2014 tarihinden itibaren yazışmalarla zaman geçirilmiş ve işin karşılığı olan 112,500 TL  (yüz on iki bin beş yüz Türk Lirası)  ödeme, tarafımıza yapılmamıştır. Aynı gün Su İşleri Dairesi tarafından tekrardan süre uzatımı için Merkezi İhale Komisyonu’na talep yazısı yazılmıştır.
*4 Temmuz 2014 tarihinde Merkezi İhale Komisyonu, kendisine yapılan talebi bir ay beklettikten sonra tüm yetkilerin yeni Devlet İhale Tüzüğü’ne göre ita amirinde yani Su İşleri Dairesi’nde olduğunu bildiren bir yazı yazmıştır. Su İşleri Dairesi de ortada bir yetki karmaşası olduğunu değerlendirerek, gerek Sayıştaylığa gerekse Başsavcılığa görüş sormuştur.( Bu görüşlerin yazılı neticesi tarafımızca bilinmemektedir ancak sözlü olarak bize söylenen; gelen görüşe göre yetkinin Merkezi İhale Komisyonu’nda olduğudur.)
*7 Ağustos 2014 tarihinde Merkezi İhale Komisyonu, almış olduğu bir kararla Devletin gecikmeden dolayı zararı olduğunu varsayarak, alacağımız ödemeden yaklaşık 9,000 TL (dokuz bin TL ) gecikme cezası kesintiye gidilmesine karar vermiştir. 8 Ağustos 2014 tarihinde söz konusu karar Su İşleri Dairesi’ne ulaştırılmıştır ancak ilgili personel Çiğdem Akdoğan Göztür izinde olduğu için, 26 Ağustos 2014 tarihine kadar herhangi bir işlem yapılmamıştır. Aynı gün daireye giderek şirketimize ait 0074 numaralı faturayı imzalayarak işleme koyduk. Daha sonra faturanın hatalı olduğu ve değiştirmemiz gerektiği söylendi. Biz de istenen değişikliği ‘haklarımıza halel gelmeksizin’ notunu düşerek yaptık.
*Yukarıda yazılı süreç devam ederken, sıkıntıyı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’a ilettik. Serdar bey, Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hamit Bakırcı’ya sıkıntıyı naklederek ilgilenmesini istedi. Bakan bey, Su İşleri Dairesi Müdürü Turgay Hoşsöz’den gerekli izahatı alarak konuyla ilgilendi ve süre uzatımı için MİK’e ikinci bir talep yazısı yazıldı ancak MİK kararını değiştirmedi. Bütün gelişmelerden, bağlı bulunduğumuz İnşaat Müteahhitleri Birliği’ni ve başkanı Cafer Gürcafer’i sürekli bilgilendirdik. Cafer Gürcafer, ilgili bütün mercilerle sayısız görüşmeler yaptı. Maliye bakanı Zeren Mungan ve bakanlık müsteşarı Ahmet  Havutçu ile de görüşüldü. MİK başkanı Asım Özer’den bilgi talep ettiler ancak sonuç değişmedi. Başbakana hiç ulaşamadık. Allah korkusu olduğuna inandığımız T.C Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a ulaşıp konuyu araştırmasını düşünüyoruz. Ayrıca hukuk davası açmak niyetindeyiz. Aradan geçen bunca ay boyunca alamadığımız ödeme sonucunda birçok sorunlar çıkmış, işçilerimizi ödemede gecikmeler olmuş, tüccarlara yapamadığımız ödemeler dolayısıyla itibarımız zedelenmiştir. Bu gecikmelerin hesabını kim verecek? Yazık günah değil mi? Devlet vatandaşı aylardır bekletirken ve daha da bekletecekken, kendi üzerine düşen vecibeleri zamanında yerine getirmezken, vatandaşa gecikme cezası uygulaması en hafif tabiriyle vicdansızlıktır. Dövizin hareketlenmesinden dolayı zaten bir  zarar olmuştur ancak ilave ödeme gibi bir talebimiz yoktur. İş tesliminden itibaren bugüne  kadar alacağımızı beklerken geçen sürede ödemek zorunda kaldığımız banka kredi faizleri de zaten bize en ağır ceza olmuştur. Ceza üstüne ceza görmemiz yetmezmiş gibi üstüne üstlük bir de devletin bize gecikme cezası uygulamak istemesi hazmedilir bir durum değildir. İleriki ihalelerde gecikme cezası almış olmamızdan dolayı da dezavantajlı duruma düşeceğimiz ve bu yüzden iş kaybedeceğimiz de bir başka sorundur. Maliye Bakanlığı ve ona bağlı Merkezi İhale Komisyonu tarafından resmen mağdur edildik. Bizimle birlikte, işçisinden malzemecisine kadar birçok insan da mağdur edilmiş oldu. Her türlü mazeretle beklememizi salık veren bürokratlarla muhatap olmaktan bıkkınlık geldi. Kendilerine yaptığımız çeşitli yazılı ve sözlü müracaatlarımıza da ne yazık ki tatmin edici bir yanıt alamadık. İşin detayını bilmeden oturdukları yerden ahkam kesmek doğru değildir. İş yapmaya çalışanları, ekmek parası peşinde koşanları potansiyel suçlu gibi görmek kimsenin haddi değildir. ‘Ali kıran baş kesen’ misali kendi varlığını hissettirme edasıyla doğru yanlış ayırt etmeden vatandaşı mağdur eden bu zihniyet, ileride telafisi mümkün olmayan zararlara da yol açacaktır. Bugün oldu paramızı alamadık. Mağduriyetimizin giderilmesini talep ediyoruz. Saygılarımızla…”   



                                                                                                  

Hüseyin Perçiner

 









Başa dön tuşu