Köşe Yazarları

İnsan pazarı ve ötekileştirmenin keşfi

Kuzey Kıbrıs’ta yaşam hızla değişiyor. Dünyada da öyle. Ama dünyadan farkımız, bu değişimin kontrolsüz bir şekilde yaşanması; bizim şartları değil, şartların bizi yönlendirmesi. Ve bu yeni şartlarla birlikte kendimizi de keşfediyoruz galiba.

Daha 3-5 sene öncesine kadar yollarda yaya olmadığını konuşurken, şimdilerde araç kullanırken yayalardan şikâyet eder olduk. Adım başı oto stop yapan bir yabancı artık rutin. Çoğunlukla işçi ve öğrenciler; ama turist de çok. Tıka basa, bu halin kamuflajı olarak camları kapatılmış otobüslerle “taşıma” yapan üniversite servisleri dışında toplu ulaşım da olmayınca, yolun ortasına çıkarak oto stop çeken yabancılar utanç verici bir görüntü oluşturuyor.

Genelden farkım yok ama geçtiğimiz gün oto stop yapan Afrikalı bir genç kızı aracıma aldım. Aslında sürüp geçmiştim ama sanırım bakışındaki çaresizliğe kayıtsız kalamadım ve tur atarak geri döndüm. Güzergâhım olmamasına rağmen üniversitesine de götürdüm. O kadar abartılı teşekkür etti ki, doğrusu utandım. Ama daha da kötüsü, onu Kıbrıslı olduğuma ikna etmekte zorlanmam oldu. Kıbrıslı hariç, rengime uyabilecek tüm seçenekleri sıraladı milliyetimi öğrenmeye çalışırken.

Hoşgörüsüyle, yabancılara sempatisiyle ünlü adalı, acaba sandığının aksine kendinden olmayana mesafeli mi diye takıldım kaldım! Yoksa, hızla gelişen kontrolsüz yeni yaşama adapte sorunu mu! Sadece Afrika kökenlilere yönelik bir mesafeli olma hali mi; yoksa “yabancı istememe” potansiyelimiz mi yüksek!

Psikolojik ve sosyolojik açıdan irdelenmeye zaten muhtacız toplum olarak, ama bu yeni durumlar da kendimizle tanışmamıza vesile oluyor galiba.

Diğer yandan bu insanları ucuz iş gücü olarak kullanmaktan da kaçınmıyoruz. İnşaatlardan turizme, Arasta’daki dükkândan Dereboyu’ndaki cafe ve restorana, marketten bahçe işlerine artık her yerde işaret diliyle anlaşmaya çalışan yabancılar var.

Özellikle Afrika ülkeleri gibi üçüncü ülkelerden gelen öğrencilerin bir kısmı Mercedes araçlarla gezerken, azımsanmayacak bir kısmı da okullara devam etmiyor veya okulla birlikte çalışıyor. Konfeksiyon mağazalarında, işletmelerde, kumarhanelerde, gece kulüplerinde, sokakta. Her yerde onlar var artık. Her tür istismara, karanlık işe açık.

Üniversite cenneti olacağız diye veya iş gücü açığını kapatma kaygısıyla “insan pazarı” olmayı da; ırkçılığa varan yabancı antipatisini de kaldırmaz bu coğrafya. Sosyolojik ve kültürel yapımız da… Bugün ötekileştirdiğimiz insanlarda öfke biriktirmenin bedelini de bir şekilde öderiz, yıllarca Türkiye’den gelen işçilerde olduğu gibi…




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı