“İmkanı yok bu düdük ötmeyecek:” 1963-4 Olayları ve Ermeniler - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Poli

“İmkanı yok bu düdük ötmeyecek:” 1963-4 Olayları ve Ermeniler

Mete Hatay
Mete Hatay

1963’ün soğuk Aralık ayı sadece Kıbrıslı Türler için korku dolu geçmeyecekti. Ortodoks Noel gecesi olan 1964 yılının Ocak ayının altısına gelindiğinde, Hamurjian ailesi, her yıl olduğu gibi Noel’i Agop ustanın evinde kutlamak için toplandı. Bu yıl herkes biraz tedirgindi. 21 Aralık gününden sonra başlayan olaylar tüm şiddetiyle devam ediyordu. Agop’un küçük kardeşi Arman, aynı gün evlerini bir TMT’cinin ziyaret ettiğini ve onlara Arabahmet’te yaşayan bir Ermeni’nin evinde telsizle yakalandığını ve gözlerinin üzerlerinde olduğunu söyledi. Arman, bunun kesinlikle doğru olmadığını, sözü geçen Ermeni’nin asla böyle bir işe kalkışmayacağını da sözlerine ekledi. Diğer taraftan evin damadı ise Uzunyoldaki dükkanına gelen bazı Rumların kendilerini “Örgüt “ elemanı olarak tanıttıklarını ve eğer Türklerle birlikte yaşamaya devam ederlerse, bunun neticelerine de hazır olmaları gerektiğini söylediğini dehşet içerisinde anlatır. Lefkoşa’nın Ermenileri tamamen iki ateş arasında kalmış durumdaydılar. Agop’un eşi dayanamaz ve ağlamaya başlar, “keşke ağabeylerimle Londra’ya göç etseydik, o söylemişti böyle olacağını.” Kadının ağabeyi gibi yüzlerce Ermeni’nin, Cumhuriyet ilan edildikten hemen sonra kendilerini artık güvende hissetmemelerinden dolayı göç ettiğini biliyoruz. Çoğu İngiltere’ye 1950’lerde EOKA şiddeti devam ederken göç etmiş akrabalarının yanına; bir kısmı ise 1962 yılında Sovyet Ermenistan’ına göç etmişti (600 kişi). Bugün İngiltere’de yaşamakta olan 3,500 kişilik Ermeni cemaatinin büyük bir bölümünü Kıbrıs’tan göç etmiş Ermeniler oluşturmaktadır. Ayrılanların o dönemde kullandıkları meşhur bir tekerleme vardı, “imkanı yok, bu düdük ötmeyecek” (Sevgül Uludağ’ın Vartan Malyan ile yaptığı röportaj). Çoğu Anayasanın çok karmaşık olduğunu ve çatışmaların çıkmasına sebep vereceğini düşünüyordu.

motre-dame


Ermenilerin özellikle Başpiskopos Bedros Saradjian yönetiminde 1920’lerde ve 30’larda açıkça Enosise karşı çıktığını biliyoruz. 1950 Enosis referandumuna ise çok az bir Ermeni nüfus katılacaktı. 1955 yılında EOKA şiddet hareketlerine başladığında, taraf olmamak için 900 kadar Ermeni’nin kısa bir süre içerisinde Birleşik Krallığa göç etmeyi seçtiğini biliyoruz. 1915 yılından sonra Anadolu’daki Ermeni kıyımından kurtulup Kıbrıs’a sığınan birçok aile ilginç bir şekilde yaşamak için Türk mahallelerini seçmişti. Bunun en büyük nedeni Türkçe diliydi. Anadolu’dan gelen Ermenileri ana dili gibi Türkçe konuşuyordu. Tabii bu yıllarda binlerce Kıbrıslı Müslümanın Türkiye’ye göç etmelerinden kaynaklanan Türk mahallelerindeki ucuz ev bolluğu onları Türk mahallelerine de sürüklemiş olabilir. Oralara yerleştikten sonra yıllarca Türk komşularıyla uyumlu bir hayat sürdürmeyi başaran Ermeniler, Anadolu’da başlarına gelen korkunç olayları kendilerine saklayarak ve Türk komşularına pek anlatmadan, acılarını kalplerine gömerek iyi birer komşu olarak yaşamışlardı Kıbrıslı Türklere. Birçok zanaatkar Ermeni ustası yanlarına Kıbrıslı Türk çıraklar almışlar ve onlara kendi sanatlarını öğretmişlerdi. Esnafın yanında, birçok Ermeni müzisyen ve oyuncu Kıbrıs Türk sahne sanatlarının gelişmesine büyük katkıda bulunacaklardı. Örneğin Türk lisesinde çalışmış ve birçok Kıbrıslı Türk’ün müzik öğretmenliğini yapmış, lise bandosunu kurmuş ve 1963 Aralığına kadar Türklerle Köşklüçiftlik mahallesinde yaşamış Vahan Bedelyan, yüzlerce Türk talebe yetiştirmişti. Bütün Türk marşlarını iyi bilir ve Cuma namazı çıkışı Kıbrıslı Türklere konserler verirdi. İlginç bir şekilde ansızın bir gün Lisenin İngiliz müdürü bu değerli öğretmenin  işine son verecekti. Nedeni ise çocuklara 10. Yıl marşını öğretmesiydi sanırım. Onun gibi birçok Türk dostu Ermeni’yi gösterebiliriz (daha fazlası için bknz Ahmet An).

manastır

Ermeniler ve Kıbrıslı Türklerin arası ilk olarak 1960 referandumundan sonra açılacaktı. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası Ermeni, Maronit ve Latin azınlıkların iki ana cemaatten birini seçmesini dayatıyordu. Ermeniler ise kendi aralarında yaptıkları uzun tartışmalardan sonra çoğunluk ve Hristiyan olan Rum cemaatini seçeceklerdi. Referandum sonuçları açıklandığında 1077 oy Rumlara, Türklere ise sadece 4 oy çıkmıştı. Geçenlerde konuştuğum yaşlı bir Ermeni kadın, bu olaydan dolayı Türk komşularının çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını ve hatta bazılarının bunu gelip yüzlerine sinirli bir şekilde haykırdığını söylemişti bana. “Bizi niye seçim yapmaya zorladılar ki?” diye de ekledi. İşte tam bu dönemde Sovyet Ermenistan’ına olan göç hızlanacaktı. Ayrıca yavaş yavaş Türk mahallelerinden Rum mahallelerine de bir göç başlamıştı. Türklerin öfkesi bir türlü geçmiyordu. Gece pencerelere taş bile atıldığı oluyordu. 1963’ün Aralık ayına geldiğimizde Türk mahallelerinde yaşayan 600 Ermeni ailesinden sadece 240 Ermeni ailesi kalmıştı. Yükselen tansiyondan dolayı çoğu düşük fiyatlara evlerini ve arsalarını satarak yurt dışına veya Rum mahallelerine taşınmışlardı.

Bu arada 1963 yılında Kıbrıslı Türkler 21 Aralık’ta başlayan olaylardan sonra abluka altına alınacak ve sistematik bir saldırı karşısında gettolara sığınacaklardı. 103 köy yerinden edilmişti. Bu arada Ermenilerin bazıları daha güvenli bölgelere kaçacaklar ve akrabalarının yanına sığınacaklardı. Türk gettolarında kalanlar ise iki tarafın silahlı güçleri tarafından tehdit edilmeye başlanacaktı. TMT ilk kaotik aşamayı atlattıktan sonra, Arabahmet bölgesine girecek ve oradaki Kilisedeki papazları tutuklayacaktı. İddiaya göre papazlar Rum paramiliterlere yardım etmişlerdi. Artık “hakikat” şiddetin postalları altında kalmıştı. Böyle bir şeyin olup olmadığını hala daha bilmiyoruz. Bir süre sonra kilisenin yanındaki Ermenilere ait Alfa ayakkabı fabrikası kimliği belirsiz kişiler tarafından yakılacaktı. Kilise daha sonra mücahitlerin kontrolüne girecek ve bir mevziiye dönüştürülecekti. Bu arada bütün bunlar yaşanırken Ermeniler mahalleden yavaş yavaş ayrılmaya başlamıştı. Ulvi Keser, aynı dönemde Ermenilerin bazı Rum paramiliterler tarafından tacize uğradığını yazar. Türk tarafında yaşayan Ermenilerden haraç alınmaya çalışıldığı ve vermeyenlerin dükkanlarının yakılıp yıkıldığını iddia eder. Hatta bazılarının öldürüldüğü iddiasında bile bulunur (Keser 2014). Türk kaynaklarına dayattığı bu iddiaların ne kadar doğru olduğu bilinmemektedir fakat benim ulaşabildiğim belgelerden bazı Ermenilerin tartaklandığı doğrulanmaktadır (Un SC Report March 1965).

kilise-2

Ulvi Keser, Göçmen Bürosu kayıtlarına göre 1960-1963 döneminde Ermeni nüfusunun yaklaşık %27’si olan yaklaşık 1.000 Ermeni’nin göç ettiğini yazar. Kıbrıs Ermeni Kilisesi ise bu dönemde Lefkoşa’nın Türk bölgesinde kaçan kişilerin kaybettikleri malların envanterini çıkartır. Keser, Kiliseye göre Ermenilerin geride bıraktıkları taşınmaz mal varlığının değerinin 1964 yılı itibarıyla 1.5 milyon İngiliz sterlini olduğunu iddia eder.

Bu dönemde yaklaşık 200 Ermeni ailesi Kıbrıs’tan ayrılır ve özellikle İngiltere, ABD ve Lübnan başta olmak üzere farklı ülkelere göç ederler. Ada dışına göç eden bazı Ermeniler, bir süre sonra Kıbrıs’a dönmelerine rağmen, ne iş yerlerini, ne de evlerini geri alabileceklerdi. Hatta bazıları Sokaklarda yatıp kalkmaya, bazıları ise İngiliz üslerine sığınırlar. BM’nin yardımıyla evlerini ziyaret etmek isteyen Ermeni aileler ise “her şeylerinin yağmalandığını göreceklerdir. Bütün bunların ardından kendilerine zararlarını tazmin için ödenen ise 250.000 İngiliz sterlini civarında bir paradır” (Keser 2014). Keser (2014) o dönemde olanlar için ayrıca şunları yazar: “Rum propagandalarına aracılık etmeyen, şantaja boyun eğmeyen, haraç vermeyen Ermenilerin evleri bombalanır, pek çoğu öldürülür, ev ve dükkânları yağmalanır ve yakılır, ölümle tehdit edilir ve paraları gasp edilir. Bu dönemde hem Kıbrıslı Rumlar hem de Kıbrıslı Türkler, Ermenilerin mağdur etmekle kalmayacaklar ayrıca onların mağduriyetlerini kendi propaganda yayınlarının malzemesi olarak da kullanmaya çalışacaklardı. Özellikle “Ermeni Soykırımı”nın 50. Yıl dönümünde bu tip propaganda faaliyetleri yoğunlaşacaktı. Bunun üzerine Türk tarafında kalmış yedi Ermeni ailesi de Rum tarafındaki Ermeniler gibi, Türk liderliği tarafından açıklama yapmaya zorlanmışlardı: Örneğin Victoria Kamyan isimli Ermeni kadın “Türkler benimle yiyeceklerini paylaşıyorlar. Türk düşmanı hareketlerin sebebi Rumların tehditleridir. 50 yıl önce meydana gelmiş üzücü olaylardan bahsetmesek daha iyi olur. Berch Tilbian Kıbrıs’ta doğmuştur. Bu olayları nasıl bilebilir ki? Rum tarafında yaşayan Ermeni kadınların Rumlar tarafından vahşice öldürülmelerini nasıl bu kadar çabuk unutabilir ki? Rumlar ellerindeki Ermeni tutsakları istedikleri gibi konuşmaya zorlamakta serbestler, fakat 50 yıl önceden bahsetmek yüzsüzlük ve terbiyesizliktir.” açıklamasını yapar.

Olga Demetriou o dönemde Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin yerinden edilen Ermenileri “göçmen” olarak görmediklerini ve onlara “Türkler tarafından darbe alanlar” dendiğini yazar. Bu insanların birçoğu ya göç edecek veya hayatlarını akrabalarının yardımıyla tekrar Kıbrıs’ın başka yerlerinde kurmaya çalışacaklardı. 1974 savaşı başladığında bu defa Girne ve Mağusa gibi yerlere yerleşmiş bazı Ermeni aileler göçmen durumuna düşeceklerdi. Evet “bu düdük ötmemişti,” öten tek şey onlar için ötmüş olan felaket borularıydı.

 

Kaynakça:

 

Ulvi Keser, “Kıbrıs’ta Ermeni Toplumuna Kesitsel Bir Bakış: 1915-1963,” Tesam Akademi Dergisi – Turkish Journal of TESAM Academy, Ocak – January 2015 . 2 (1) . 51 – 88

 

Olga Demetriou,“‘Struck by the Turks’: reflections on Armenian refugeehood in Cyprus” (https://file.prio.no/Publication_files/Cyprus/Demetriou-Struck-by-the-Turks-Patterns-of-Prejudice-2014.pdf)

 

Ahmet An, “The Cypriot Armenian Minority and their Cultural Reletionship with Turkish Cypriots,” in The Minorities of Cyprus: Development Patterns and the Identity of the Internal-Exclusion (editör: Andrekos Varnava,Nicholas Coureas,Marina Elia), (Cambridge Scholar Publishing: London), 2009.

 

Sevgül Uludağ, “Lefkoşa’nın belleğine yolculuk: Vartan Malyan…” Yeraltı Notları, 20 Aralık 2005:

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar