Köşe Yazarları

Gazeteciyim evet… Ama utanıyorum…







Doğu Akdeniz Üniversitesi, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Kulübü öğrencileri, benim açımdan son derece güzel ve onore edici bir etkinliğe imza attılar.

Danışman öğretmenleri ve Bölüm Başkanı Canan Zeki’nin de eli değince, gerçekten unutulmaz oldu…

Yaklaşık 250 öğrenci…

Önemli bir bölümü de psikoloji öğrencisi…

Haliyle gazeteciliği anlatmak daha da zor.

Daha önce çok defa iletişim fakültesi öğrencileri ile bir araya geldik, mesleğimizi anlattık.

Ama…

Konu toplumsal yansımaları ve psikolojik etkileri olunca…

Ne yalan söyleyim gergin girdim salona…

Zira…

Gelinen aşamadan mutlu olmadığımız bir mesleğim var.

Bunu da açık açık söyledim.

Kendi payıma hatalarım da dahil…

Mesleğimiz paralı baronların…

Kirli yatırımlarını korumak isteyenlerin…

Basın toplantılarına beli silahlı korumaları ile gelecek kadar kendinden geçen gazete sahiplerinin elinde…

Meslektaşlarımız da çeşitli gerekçelerle…

Bilerek ya da bilmeyerek bu çarka su taşıyor.

Maalesef gazetecilik mesleği benim ölçülerim içerisinde en kötü dönemlerinden birini yaşıyor.

Gazete sahipliğinin sorgulanmadığı ve kiminin kirli yatırımlarını kiminin de var olan yatırımlarını tehlikeden korumak için yaptığı yatırımlar, topluma yarar yerine toplumsal zarara da dönüşüyor.

Oysa, her zaman dediğim gibi, gazeteciliği bir amme hizmeti olarak görürüm.

Gücüm yettiğince de bunun için çalışmaya devam edeceğim.

hüseyin ekmekçi daü

Sordular, söyledim…

Bu yönde sorular da geldi…

Gerek bölüm ve iletişim hocalarından…

Gerek öğrencilerden.

Açık yüreklilikle her şeyi cevaplamaya çalıştım…

Onlar cesurca sorunca…

Ben de açıkça cevap verdim, kendi mesleki özeleştirilerimi de yaparak…

Yaklaşık 2 saat boyunca yeni şeyler de öğrendiğim bir sahnede kaldım…

Huzurlu ve mutlu indim.

Bunu sağlayan tüm öğrenci ve öğretim görevlilerine teşekkür etmek de boynumun borcu…

“Kendimi evimde hissettim, davet ederseniz haftaya da gelirim” diyerek…

hüseyin ekmekçi daü

MAALESEF tablo bu

İntihar haberlerinden, kaza fotoğrafçılığına kadar…

Çok şey konuştuk…

Benim için de mesleğimi yeniden sorgulama şansı oldu.

Pratikte yaşadıklarımız falan tamam da….

Farklı eğitim alanlarındaki gençlerin bakış açısını da görme şansım oldu.

Türkiye medyası ile birlikte…

Maalesef kötü noktalarından biz de etkileniyoruz.

Gazeteciliği yapma anlamında, çok da iyi bir noktada değiliz.

Ama şu fark da var Türkiye’den…

Baskı görmüyoruz…

Tutuklanma endişemiz yok…

Evimizi asker- polis basmıyor.

O dönemleri de gördük bu adada…

Siyaseten hoşgörü ve yaklaşım daha demokrat.

Bizim esas derdimiz, “patron gazeteciliği” ve medya sahipliği…

Maaşını bir tamam alıp, derin bir mesleki eleştiri yapmayan herkesin bu yazdıklarıma tepki göstermesi normal.

Ben de patron gazeteciliğinde bulundum ve bir noktada reddederek Başaran Düzgün ile bir risk alıp, hayallerimin peşinden sürüklendim…

İyi ki de…

Ama bütün olarak, sorgulama yapmak ve “medya sahipliği, sosyal medya kullanımı ve internet gazeteciliğini” yeni medya mağdurları yaratmayacak şekilde etik değerlere büründürmek gerekiyor.

Yoksa bataklıkta tertemizmiş gibi yapmaya devam edeceğiz.

hüseyin ekmekçi daü

NOT: DAÜ Rektörü sayın Necdet Osam ile de bol bol görüşme ve yükseköğretimi konuşma şansımız oldu… Yarın bu noktadan devam edeceğiz.

 








Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu