Köşe Yazarları

GAİLENİZ YOK







  • Diyelim ki enflasyonu sıfıra indirdik. Nefes alabilecek miyiz? Geçim sıkıntısı atlatılacak mı?
  • Enflasyon sıfırlansa bile hayat artık öylesine pahalı hale geldi ki bu kötü tabloyu tersine çevirmek, çok zor.

Bir karmaşa yaşıyoruz enflasyon denince hayat pahalılığını, hayat pahalılığı denince de enflasyonu anlıyoruz. Bu karmaşa daha çok siyasetçilerin işine geliyor.




Tamam Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde olan enflasyonun büyük bölümü ithal enflasyondur. Kendimizin yarattığı enflasyon %8-10 arası, bazı aylar %12-15 arası olabiliyor. İthal enflasyonu düşürmek bizim elimizde olan bir unsur değil. Bunu sanırım artık herkes anlamıştır. Fakat bizim esas derdimizin hayat pahalılığı olduğunu da her seferinde belirtiyoruz ve sanırım bunu da herkes anlamıştır. Peki şimdiye kadar enflasyonu düşürme konusunda hiçbir şey söyleyemeyen ve hiçbir şey yapamayan siyasi iktidar, hayat pahalılığı konusunda da herhangi bir söylemde bulunuyor mu? Hayır.



Hayat pahalılığını önlemek gelirle fiyatlar arasında ki dengeyi gelir lehine değiştirmek demek.

Şimdi eğer biz ülkemizde olan hayat pahalılığının sebebini Türk Lirası’nın ana yurdu Türkiye’ye yüklersek ve yan gelip yatarsak işte bu olmaz. Eğer enflasyonun düşmesini beklersek zaten hayat pahalılığı bununla önleyemeyeceği gibi fiyat artış hızının düşmesi, fiyatların gerileyeceği anlamına gelmiyor. Bir ürünün fiyat artış hızı düşebilir ama fiyatı artmaya devam eder.

Farz edelim ki fiyatlar sabitlendi, artış yok. Farz edelim ki aynı şekilde maaşlar da sabitlendi. Hayat pahalılığı ortadan kalkacak mı? Bizim alım gücümüz artacak mı? Hayır. Mevcut gelirlerimizle refaha ulaşabilecek miyiz? Hayır. Sabit ve dar gelirlinin, hane halkının, asgari ücretlinin gelir düzeyi o kadar düşük kalmış ki (çalışan nüfusun çoğu bu durumda) ortalama hane geliriyle temel ihtiyaçları bile karşılamak mümkün değil. Bırakın refaha erişmeyi, açlık sınırını bile aşamıyoruz. Bir simit 10,00 TL. Bu sanırım hayatın ne kadar pahalı olduğunu anlatmaya yeter. Enflasyonun yüksekliğini Türkiye’ye, Türk Lirası’nın sürekli değer kaybına yükledik. Peki hayat pahalılığını kime yükleyeceğiz? İnsanların refah düzeylerinin düşüklüğünü kime yükleyeceğiz?

Hayat pahalılığını önlemek vatandaşların satın alma gücünü hayat pahalılığı karşısında korumak bir beceri ve politika meselesidir. Bir gün yanlış ekonomi politikalarından dönecek olsa Türkiye ve doğru ekonomi politikalarını uygulasa enflasyonda gerileme yaşanacak. Bu bizim hayat pahalılığından kurtulmamızı sağlayacak mı?

Eğer siz ülkede çalışan nüfus arasında alım gücünü koruyabilme gayesiyle bile eşit davranmıyorsanız ve çalışanlar arasında sanki tüm çalışanların hayat pahalılığından eşit oranda muzdarip değillermiş gibi politika izler ve maaşlar arasında uçurum yaratır, gelir dağılımını asgari ücretli ve hane halkı aleyhine daha da bozarsanız, işte eşitsizliğin ölçütlerin den biri. Ağır travmalar yaratacak olan hayat pahalılığı sorunu yoksullukla beraber ağır ruhsal sorunları beraberin de getiriyor. Bu şekilde bir politikasızlıkla hiçbir zaman KKTC’de refahı sağlayamayacağız. Hayat pahalılığını da önleyemeyeceğiz.

Bu yalana dayalı politikadan vazgeçiniz.









Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu