Eskiden iki ileri bir geri idi, şimdilerde hep geri

29 Temmuz 2018 Pazar | 09:00
Bekir Azgın
bekir azgın

Ufak tefek istisnalar dışında gazeteler ve televizyonlarda bizlere Türkiye’nin güçlü bir ülke olduğu söylenir. 2023 yılına kadar ülke ekonomisinin en güçlü ilk 10 ülke arasına girmek olduğunun amaçlandığı tekrarlanır durur.

Girebilir mi? Belki ama bu hükümetle ve bu zihniyetle değil. İmkânsız desem yeridir.

Bu hafta içinde ya bir gün arayla veya aynı gün içinde birbiriyle çelişen iki haber okuduk gazetelerde. Kötüsüyle başlayalaım:

Türkiye’nin NATO ortağı olan ABD’nin kongresi uzlaşmaya vararak Türkiye’ye satılması beklenen F-35 savaş uçaklarının satılmasının geçici olarak durdurulmasını kararlaştırdı. Bu uçak projesinde Türkiye 2002 yılından beri ortaktır ve şimdiye kadar bu uğurda 900 milyon dolar harcadı.

Bu kararın S-400’ler nedeniyle gösterilmek istenen bir sünnetçi korkusu mu yoksa daha ciddi bir girişim mi 90 gün sonra göreceğiz. Durum ne olursa olsun Türkiye aleyhinde böylesine rahatlıkla karar alınması hayra alâmet değil. (Hilmi Yavuz’un ifadesiyle “Amerika’yla ‘papaz’ olduk”. Hem de bir papaz yüzünden.)

İyi habere gelince… Cumhurbaşkanı’nın eski baş danışmanlarından ve yeni Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank şu açıklamayı yaptı: “Yeni dönem, bilimde, teknolojide ve sanayide atılım dönemidir. Bu atılımda, yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, bütün kesimlerin önünü açacak, karar alma mekanizmalarını hızlandıracaktır.” 

Son 16 yıldır Erdoğan hükümetlerinin önünü kimler tıkıyordu? Şimdi ne değişti de bilimde, teknilijide ve sanayide atılım yapılacak? Bakan herhalde bir şeyler biliyor da böyle konuşuyor. Ne var ki tüm göstergeler ileriyi değil geriyi gösteriyor.

Geçenlerde bir yerlerde okudum: Son açıklanan 2018 Küresel İnovasyon Endeksi’nde Türkiye 126 ülke arasında 50. sırada yer almış. Bu normal görülebilir. Başlarda yer alması beklenemezdi. İşin kötü yanı şu ki aynı endeksin 2017 yılında Türkiye 43., 2016 yılında da 42. idi. Yani ülke ilerleyeceğine geriliyor.

Ne yazık ki bu gerileme hemen hemen her alanda görülüyor. Son kitabı “İçimde Kalmasın: Tanıklığımdır” adlı kitabında Ahmet Sever, durumu şöyle özetliyor:

“Uluslararası saygın kurum ve kuruluşların rakamlarına göre, Türkiye’nin ‘dünya karnesi’ bugün utanç verici kırık notlarla dolu. Üstelik sürekli kötüye giden bir durum söz konusu:

 “- Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye 113 ülke arasında 101. sıraya geriledi. Türkiye 2014’te 59., 2015’te 80., 2016’da 99. sıradaydı. Temel haklar konusunda da 107. sırada.

“- Uluslar arası Şeffaflık Örgütü’nün 2018 Şubat raporuna göre, Türkiye yolsuzlukta her yıl daha da kötüye giderek 2017 yılında 180 ülke arasında 81. sıraya düştü. Avrupadaki en yozlaşmış birkaç ülkeden biri.

“- En çok gazetecinin hapiste olduğu ülkeler arasında Türkiye açık ara birinci durumda.

“- Sınır Tanımıyan Gazeteciler Örgütü’nün 2017 basın özgürlüğü raporunda Türkiye 188 ülke arasında 155. sırada.

“- Uluslararası Af Örgütü’nün 2017/2018 raporuna göre, Türkiye bir hukuk       devleti olmaktan çok uzakta. Keyfi, uzatılan ve cezalandırma amaçlı tutuklamalar ile adil olmayan yargılamalar çok yaygınlaşmış durumda.

“- The Economist Intelligence Unit’in 2017 dünya demokrasi endeksinde Türkiye 88. sıraya düşmüş halde.

“- OECD üyesi 38 ülkenin değerlendirildiği yıllık eğitim endeksinde Türkiye sondan üçüncü.

“- Uluslararası sendikaların raporlarına göre, iş kazaları konusunda Türkiye, El Salvador ve Cezayir’in ardından dünya üçüncüsü.

“- Çocuk İstismarcılığıyla Mücadele ve Çocuk Haklarını Koruma Derneği’ne göre, Türkiye çocuk istismarcılığında dünya üçüncüsü. 

“- ODTÜ bünyesinde yer alan URAP araştırma laboratuvarının, dünyanın en iyi üniversiteleri raporunda, ilk 500’e girebilen Türk üniversitesi yok.

“Türkiye’nin geldiği nokta bu.” (ss. 68-69)

İlk gençlik yıllarımızda kendi halimizle dalga geçmek için “Herkes gider Mersin’e, biz tersine” veya “Herkes ileriye; biz iki ileri bir geriye” derdik. Bugünlerde geri vitezi taktık, hep geriye.

“Güzel günler göreceğiz çocuklar / Güneşli günler göreceğiz” diyor Nazım Hikmet. Ben onun kadar iyimser değilim. Halimize şükredelim de ileride daha kötü günler, karanlık günler görmeyelim.