Köşe Yazarları

EN BÜYÜK ZENGİNLİK VE EN BÜYÜK ZAFİYET






TMT Derneği Başkanı Yılmaz Bora açıkladı:

Bir Zamanlar Kıbrıs dizisinin yapımcıları dizi çekimlerine başlamadan önce kendilerinden yardım istemişler. Kendileri de yapımcıları uzman kişilere yönlendirmiş.

2 devlet eliyle teşvik edilen, açıklanmadı ama milyonlarca lira akıtılan ve galasına 1 cumhurbaşkanı, 1 cumhurbaşkanı yardımcısı 1 başbakan ve bolca bakanın katıldığı bir televizyon dizisi kuşkusuz ki devletin dizisi olur.

Bu kadar destek ve kutsamadan sonra, diziyi destekleyen ve kutsayanların görüşlerinin-düşüncelerinin ön planda olması beklenir.

Dizi yapımcıları Türkiye Cumhurbaşkanlığı tarafından maddi-manevi desteklendiler, KKTC Cumhurbaşkanlığı ve hükümetinden yardım aldılar, tarihsel olarak kaynağına başvurdular ve uzmanlara yönlendirildiler.

Peki ortaya ne çıktı?

Herksin şikayet ettiği, hatta yer yer şikayetlerin küfre dönüştüğü bir ucube.

İşin özeti nedir bilir misiniz?

Yüzlerine-gözlerine bulaştırdılar.

Neyi bulaştırdılar?

İzah edeyim;

 

***

 

Türkiye devletinin görünen ya da göz önünde olmayan kesimleri sürekli olarak “Kıbrıs Türkleri Türkiye’yi neden sevmiyor” konusuyla meşgul olurlar.

Mesela görünen ya da göz önünde olmayan bu kesimler tüm güçleriyle seçimlere müdahale ederler, cumhurbaşkanlığı seçimlerini bırakınız parti kurultaylarını bile dizayn etmeye uğraşırlar sonra da “ama Türkiye o kadar yardım ediyor, niye sevmiyorsunuz” diye de dertlenirler.

Böyle dertlene dertlene çeşitli icatlarda bulunurlar.

Örneğin Kıbrıslı gençleri Çanakkale’deki kamplara götürelim de milli-manevi hayatı öğrensinler diyerekten operasyon yaparlar ama Çanakkale’deki kampta niye milli-manevi değilsiniz diye gençlere saldırırlar.

Sonra bu dalga dalga duyulur, aileler infiale sürüklenir ve yaptıkları operasyon ters teper.

Örneğin bu görünen ve göz önünde olmayan ekipler “şükran” operasyonları tertiplerler.

“Para vermesek maaşları ödeyemezsiniz, aşı vermesek virüsten kırılırsınız diyerekten başta hükümet olmak üzere kendilerine bağımlı kurum ve kuruluşlardan “şükran sana anavatan” demelerini isterler.

Hem de günde 5 defa.

O kadar abartırlar ki bu da ters teper.

İşte Bir Zamanlar Kıbrıs dizisi de böyle bir operasyonun ürünüdür.

“Gelmeseydik yok olurdunuz, kurtardık, besleyip bakıyoruz” mantığının ürünü.

Onlar için varolan bu mantıktır.

Öyle Denktaş’ın şivesi, Sampson’dan bir korkak gibi kaçması, Dr. Küçük’ün ne yaptığını bilmeyen etkisiz eleman olması, mücahitlerin patır patır ölen figüranar olması  bunların hepsi ufak detaylardır.

Aslolan şudur;

“Geldik, kurtardık, besliyoruz, şükredin, biat edin.”

Rahmetli Dentaş’ın çok manalı bir sözü vardı;

“Kıbrıs Türkünün en büyük zenginliği kayıtsız şartsız Anavatan Türkiye sevgisidir. En büyük zaafiyeti de odur.”

İşte öylesi günlerden geçiyoruz…







Başa dön tuşu