Köşe Yazarları

DÜN 23 NİSANDI VE HERKESİN 23 NİSANI FARKLIYDI







Dün 23 Nisan’dı.




Çocuklu aileler çocuklarıyla kutladılar. Sosyal medya fotoğraf ve yorumlarından gidersek, kimi anne-babalar zamanlamadan ve sıcaktan şikayet etmiş olsalar da, sonuçta çocuklarıyla birlikte eğlenme uğraşındakiler çoğunluktaydı. Kimimiz de kendi çocukluğumuzdaki 23 Nisanlar hakkında düşüncelerini paylaştı. Öğretmenin çirpisi ve saatlerce süren prova ve ayakta beklemelerin eziyet anıları bir yanda, ah o danslar diye mutlulukla anılan mazi diğer yanda…



“Bir insanın çocukken çağın havasından kaptığı şeyler içine işler ve bir daha çıkmaz” (1) diye yazar “Dünün Dünyası” kitabında Stefan Zweig.

Peki sizin bir çocuk saflığında bayramınızı kutlamaya hazırlandığınız böylesi bir günde hiç babanız öldürüldü mü? Demem o ki; dün aynı zamanda 1962 yılında Muzaffer Gürkan ile Ayhan Hikmet’in evinde çocuklarının yanında uykuya daldığı bir anda vahşi bir siyasi cinayete kurban gittikleri gündü de. Hikmet’in kızı ve oğlu şimdi benim yaşlarımda ve onların “23 Nisan hediyesi” ne yazık ki tam 60 yıldır cemaatten dışlanmalarına da neden olan acı bir travma…

Dün 23 Nisan’dı…

Lefkoşa belediyesi, Dereboyunda yolu araç trafiğine kapattı. “Vur patlasın, çal oynasın, alış veriş bin kantar yemiş zirve yapsın, halkımız çoşup eğlensin…” “Kum atsan yere düşmez, mahşeri kalabalıklar” anında toplandı. Sosyal medyada sıraya girip gırla gitsin fotoğraf paylaşan ve sayın başkana övgüler düzen mutlu mesut bir kalabalık…

Dün 23 Nisan’dı.

Girne Belediyesi 23-29 Nisan tarihleri arasını, Işık Kitapevi ile birlikte Khora’nın da katılımıyla “Kitap ve Kültür Günleri Haftası” olarak organize etmiş. Girne Belediyesi Kültür Şubesinin daveti üzerine, 23 Nisan günü, Sami Özuslu, Tamer Öncül, Aydan Afşaroğlu ile birlikte 4 kişi kitaplarımızla ilgili bir söyleşi yaptık. Ailelerimiz, kitaba meraklı birkaç dost, kitabevi sahipleri ve belediye kültür şubesi çalışanları ve belediye başkanı Nidai Güngördü ile kebap, ayak, lahmacun kokularının derinden gelen kanalizasyon kokularına karıştığı sokakta, özenerek restore edilmiş muhteşem kültür binasında bir avuç konuşmacı ve izleyiciydik.

Konuşmalar iki saat kadar sürdü. Kendi adıma şunu yazayım ki; 78’i ve dönemin Kıbrıslı Türk solunu, bu kadar samimi ve duygusal bir ortamda, günümüzün farklı bakış açılarıyla tartıştığım ender panellerden birisi oldu. Gerçi katılımın fakirliği moralimizi yükseltmedi. Ancak konuşmalar bittiğinde 23 Nisan’ı böyle kelle sayısı az ama düşünce çeşnisi zengin ve duygu katsayısı yüksek bir ortamda geçirmiş olmanın huzuruyla sona erdi programı.

Daha sonra Lirik Şiir Grubu eski belediye binasının önündeki meydanda, Girne’nin göbeğine kurulan platforma çıktı. Yıltan Taşçı, Serkan Soyalan, Merter Refikoğlu… Müzik eşliğinde Orhan Veli’yle başlayıp Nazım’la devam ettiler. Özdemir Asaf, Can Yücel, Borges şiirleri aklımda yer edenler… Muhteşem bir şiir ziyafetiydi.

Kendimi şiirin nağmelerine kaptırdığım için başlangıçta meydandaki “mahşeri kalabalığı” fark edemedim. Ancak şiirler okunurken, aniden ezan sesi meydanın ortasına havan topu düşmüş gibi gümbürdeyince okumalara da ara vermek zorunda kalındı. İşte ben o zaman mahşeri kalabalığın; polis ve ambulans sirenlerinden (2), kimi sarhoş kimi ciddi, kiminin elinde alış veriş çantası, kimi bağıra çağıra cep telefonuyla konuşan telaş içinde oradan rast gele geçmekte olan kalabalıklardan ibaret olduğunu fark ettim.

Yine bir elin parmakları kadar dinleyici ve belediye çalışanıyla koca şehrin azınlığıydık. Biz bizeydik yani.

Dün 23 Nisan’dı.

Sanatın, kültürün ve 78 ruhunun çoktan işgal edildiği, betonlaşmış, nefes almakta zorlanan, insanından, doğasından geçmişinden, kültüründen hızla çekip koparılan Girne şehri, gelecek güzel günleri için UMUT verdi… Mi?

“Başbakan ya da zengin bir soylu Viyana sokaklarında kimsenin dikkat ve ilgisini çekmeden dolaşırdı. Buna karşılık; “Sevilen bir şarkıcının ya da sanatçının kaybı, engellenemez bir şekilde ulusal yasa dönüşürdü. (3)” diye yazar Stefan Zweig. Ve devamında şöyle bir yargıda bulunur: “Sanat her zaman tüm halkın yaşamının bir parçası olduğu yerde zirveye ulaşır” (4) Burada yorumu okura bırakıyorum…

Dün 23 Nisan’dı. Ve her birimizin 23 Nisan’ı farklıydı…

……………………………………

(1) Dünün Dünyası, S. Zweig, Sf.23, Can Yay.

(2) Dün Girne’de iki kişinin yaralandığı ve kaldırımda bir silahın bulunduğu olay da, şiirler okunduğu saatte gerçekleşti.

(3) A.g.e sf. 32

(4) A.g.e. Sf 33









Başa dön tuşu