Köşe Yazarları

Devlet yönetiminde halkın aradığı 






Önce Mübarek Ramazan Bayramını kutluyorum, halkımıza , müslümanlara, tüm dünya insanlarına sağlıklı, mutlu, barış içinde huzurlu bir gelecek diliyorum.

Bütün dünyayı ölümcül sonuçlarıyla sarsan bu salgın hastalığın, uluslararası  politikaları tayin eden, çizen ve yönlendiren Liderlerin, süper güçlerin hırsını törpüleyerek insanlığın iyiliği, insan haklarının ihlâl edilmediği, acıların, göçlerin yaşanmayacağı, savaşlarla yok olan yüzbinlerce , milyonlarca insanların dramının yaşanmayacağı bir dünya olabileceğini görebilecek, bir ufuk açmasını diliyorum.

Güzel dünyamızı her alanda bozacak, yaşanmaz hale getirecek değil, güzelleştirecek halkları mutlu edecek liderlerin ve yöneticilerin işbaşına gelmelerini de temenni edelim.

Bu hafta, Ülkemizde bizi derinden sarsan ve ne tesadüftür ki aynı günlerde tüm KKTC’nin her tarafında cereyan eden, ülkemizin doğal çevre güzelliği ve zenginliklerinden olan ormanlarımızda büyük çapta yangınlar karşısında direk sorumlu olan Orman Dairesi ve Tarım Bakanlığının en üst Yöneticilerinin açıklamaları, tüm halkımızı tedirgin etmiş tedirginliğin ötesinde ihmal ve konularına sahip çıkmada ne kadar sorumluluk ve işlerine olan bırakın duyarlılığı ilgisizlik derecesinde ne kadar rahat oldukları, net bir biçimde halkın önüne serilmiştir. Yazık ki ne yazık ..

Devlet hizmetlerini yüklenen insanların ehliyetleri ve genel kamu yararı açısından sorumluluk duyguları, tecrübe gibi kriterlerde en üstten başlayarak atamaların -yalnız bürokrasi değil-  bölge tatmini ve partizanlıklarla ne hale düşüldüğü  bir kez daha gözler önüne serildi. Siyasilere olan güvenin de her vesile ile yapılan kamuoyu yoklamalarıyla gittikçe niçin hangi oranlara düştüğü de hatırlanmalıdır.. Çünkü atamaları yapan da politikaları çizen ve yürüten de siyasi otoritenin sorumluluğunda olan konulardır.

Öte taraftan bu vesile ile bazı açıklamalardan kamu oyu öğreniyor ki  270 bin euroluk yatırımla Süt toplama merkezi Projesinin kurulması için AB’ce verilen –ki herhalde devletçe talep de edilmiştir-,  14 yıldan beri depolarda tutuluyor. Ve süratle de aktive edilebilir.  Öncelikle, bu güne kadar kurulmayan bu sistemin niçin kurulmadığı nedenlerini, şimdiki  Tarım Bakanlığının ve Süt Kurumunun halka açıklama borcu vardır.  İlgili bakanlığın en iyi bilmesi gerekir. Bunun arkasında ne vardır? Acaba geçmişte bu tesislerin kurulması halinde süt taşıma konularında düzeni bozulacak olan güçler veya güçlüler mi var? Yoksa aşırı ihmal ve sorumsuzluklardan mı kaynaklanmaktadır? Çünkü Devletin bu cihazları kuracak yer bulmaması veya yer tahsis etmemesi gibi bir sıkıntısı yoktur. Her yerde devlet binaları ve araziler bol bol vardır.

Devlet kaynaklarının ve varlıkların heba edilmesi önemli bir yasal sorumluluktur. Bunların hesabını soracak bağımsız makamlar vardır, bu yetkililer devreye girmezse devletimiz her gün ehliyet ve sorumluluk sorunları olan, devleti koruma, halkın hakkını koruma duygusu çok zayıf olan insanların elinde heba olacaktır. Denetim, sorma hakkı, yetkisi olan makamlara da görevler düşmektedir.

Devlet Yönetiminde iş yapan da yapmayan da aynı kefede ve hatta terfi de alan bir anlayış içinde partizanlıkla yönetildiği sürece ve Parti- Devlet bütünleşmesi gibi antidemokratik ve gayri adil, halkın genelinin değil, bir kesimin Yöneticisi olduğu sürece, ülkede adalet, eşitlik, ve gelişen ekonomiden halkın genel refaha ulaşması mümkün olamadığı gibi sıkıntıları genel yüklenmesi de hiçbir zaman söz konusu olamaz. Çünkü bir kesim hep nimetleri paylaşma ve külfetleri başkalarına yükleme alışkanlığına girer.

Her siyasi parti bu konularda çeşitli sözlerle gelir, gelince unutur. Halbuki genel olarak söylüyorum, verilen sözleri taşıyabilecek siyasi kadro, belli kişilerin değil, halkın genelinin takdir ve desteğine  mazhar Yöneticiler olabilir..








Başa dön tuşu