Köşe Yazarları

Denk Bütçe söylemleri ve Fiyat istikrar Fonu







Son yıllarda özellikle de son aylarda denk bütçe söylemleri seçimlere yönelik olarak oldukça artmıştır. Hatta Maliye Bakanı dışında başka Bakanlar da buna ağırlık vermiş durumda. Halbuki henüz gerçekleşmiş böyle bir şey yok…  Hatta geçenlerde bir televizyon programını izlerken bir Bakan ki ilgili bakanlıklardan biridir, bu konuda o kadar çoşmuştu ki  ‘denk bütçe demek artık vergi yok demektir’  diyerek (herhalde ek vergi demek istedi) halkımızı cahil yerine koyabilmekteler! Sanki Devlet statik, durağan ve halkına hiçbir yeni hizmet ve yeni hedefi, mükellefiyeti ve sorumluluğu yokmuş veya olmayacakmış gibi.. Kalkınma ve çağdaş koşullara ulaşma hedefi yokmuş gibi. Herşey halledildi ve zirveye ulaşıldı!




Aslında son yıllarda bir durağanlık söz konusu.  Halkın refahına dönük ve hayatını kolaylaştıracak, değer kaybeden gelir seviyesinin en azından değer kaybının karşılanması için eşel mobilden tutun da piyasa denetimleri, fiyatların döviz gerekçesiyle kontrolsüz bir biçimde hep yukarı çıkması, aşırı kâr marjlarına giden ve direk vergilenmede beyanları en düşük seviyelerde tutanların vergilendirilmesi için denetim sisteminin çalıştırılmaması, tüketiciyi koruyucu bir dizi önlemler mümkün iken bunların hiçbirinin yürürlüğe konmaması, her alanda olduğu gibi ekonominin, piyasanın çok büyük oranda kayıt dışılığa kaymasına göz yumulması,  Hükümetin bu konularda büyük boşluklar yaratması, vatandaşı yükselen döviz karşısında nispeten koruyabileceği bazı enstrümanlar varken ki bunları çok yazdık söyledik kullanmaması, ayrıca Hükümetin en azından geçici de olsa döviz artışlarının tırmandığı dönemlerde devletin aldığı dövize bağlı harç ve vergiyi belli bir kur üzerinden bir süre sabitlemesi gerekirken, yapmaması ve fiyatların tırmanmasına yardımcı olması halkın hayatını gittikçe zorlaştırmaktadır.



Yatırımlar dahil hizmetler yeterince yapılmazsa ve dövize bağlı gelir tahsilatında devlet de piyasadaki fırsatçılar gibi davranırsa, Fiyat İstikrar Fonu Gelirlerini pahalılıkta ve fiyat dengesinde kullanmazsa ve Fon gelirlerini bütçe açıklarını azaltmak için kullanırsa açık azalır tabii. Ve zahiri bir bütçe açık azalması görünebilir ancak bu, yapılması gerekli halka dönük hizmetlerin ve mükellefiyetlerin yerine getirilmemesinden kaynaklanmıyor mu?  Zaruri ihtiyaçlar olarak yeni okulların, yeni yollar bir yana yolların tamirlerinin dahi yapılmaması ve en önemlisi ayağımıza kadar gelen Su’nun bile birçok şebekelere verilememesi ve tarımsal alanlara dağıtımı için proje uygulamasına teşebbüs bile edilmemesi tek başına en büyük bir irade ve iktidar yoksunluğudur. Hem de saydıklarımın TC Hibe finansmanları varken.

Gelelim son yılların Denk Bütçe söylemlerine. 2016 Bütçesi, -254 milyon TL açık verdi. Ve bu rakam Bütçe kapsamına alınan Fiyat İstikrara Fonu Gelirlerinin Yasa amaçlarında kullanılmayarak 403 milyon TL’sının bütçenin cari harcamaları için kullanılmış olmasına rağmen.

Şimdi ise 2017 Bütçesinin denkliğinden bahsedilmektedir. Bu denklik de Fiyat İst. Fonu amaçları için (KDV’ye ilaveten) bazı tüketim malları üzerine konan ve fiyat istikrarını sağlamada kullanılması gereken Fon’dan 10 ayda cari bütçe harcamaları için 404 milyon TL kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca Bütçede diğer gelir artışı da sırf kazanç vergilerinden değil, döviz kuru artışından sağlanan ve dövize bağlanan gümrük, ve bu çeşit diğer vergi ve harçlardan dolayı olan artışlardır ki kura bağlı geçici bir gelir artışıdır. Ve ayrıca halka pahalılık olarak da yansımaktadır. 2017 yılında da Fiyat İstikrar Fon yasası amaçları için Giderler kısıtlanmış ve 10 ayda toplanan 551 milyon TL’sından,  Fon Giderleri için 156 milyon TL harcanmış, geriye kalan 400 milyon TL’ye yakın miktar da Bütçe cari giderlerine kullanılmış, ve zahiri olarak bu dönemde bütçe açığını düşürmüş görünmektedir.   Ancak 2017 sonu itibariyle devletin aylık maaş, ücret ve ödeme mükellefiyetleri ile piyasaya taahütleri, ve verilen avanslar (bir çok hizmet kısıtlamalarına rağmen) toplam Yerel Giderlerle, Toplam tahmini yerel Gelirler (aylık gelir, vergi ve FİFonu tahsilatları) hesaplandığında,  2017 Yılı sonu itibariyle kesin hesaplarda yine de 200 milyon TL civarında açık olacağı tahminim vardır. İnşallah yanılırım..

Geçenlerde Bakan’ın bir açıklamasında ‘şimdiye kadar akaryakıt fiyatlarının artmaması için FİF kaynakları kullanıldığı cihetle kaynak kalmadı’ ifadesi vardır. Ancak çıkan hesaplarda 156 milyon TL FİF harcamaları içinde akaryakıt fiyatlarının düşürülmesi için bir meblağ görünmemektedir. 156 milyon TL’nin, 103 milyon TL’sının Doğrudan Gelir Desteği için (tarımsal), ve 53.7 milyon TL’sının da ‘Tarımsal KİT’lerin görev zararları için kullanılmış olduğu, görünmektedir.. Ayrıca akaryakıtı düşürmek bir yana satış fiyatları içinde vergi söz konusudur.

2018 Bütçesinin ise denk Bütçe hazırlandığı hususunda beyanatlar vardır. Tabii ki kağıt üzerinde Bütçe denk görülebilir ancak fiiliyatta yapılacak hizmetler kapasitesi ile toplanabilecek  hakiki vergi miktarı nasıl gerçekleşecek ona bakmak gerekir. Bütçe görüşülmeyeceği cihetle 2018 Tasarısı Meclis’te irdelenemeyecektir. Ancak öngörülen Gelirlerin büyüklüğünün ana nedenlerine baktığımızda 3,486 milyar TL Mahalli Gelirler içinde kazanç vergileri ve direk vergiler 1.2 milyar TL olup, %70’i yine dolaylı vergiler ve Fon gelirleridir.

İlle de denk bütçe dar bakışı ile, insanları bezdirecek şekilde hizmet veremeyecek, halkın hayatını kısıtlayacak ve sıkıntılara sokacak, gelir tarafından da dolaylı vergilerle Fon’larla, yine dar gelirli vatandaşlara yüklenen, alım gücünü yerine koymak bir yana, alım gücünü her geçen gün düşürerek halkın genelini fakirleştiren, yatırım yapılamayan ve denetimsizlikten vergilendirilmeyen kayıt dışı gelirleri ise sürekli kabartılan bir Yönetim tarzı içinde  Bütçe’de  ‘denk’ olsa bile ne kıymeti veya anlamı var?









Başa dön tuşu