Davut Yıldızı-Mühr’ü Süleyman

29 Haziran 2018 Cuma | 11:07

“Bakmak”la, ”görmek” arasında büyük bir fark olduğuna inanırım. Herkes bakar ama herkes göremez ,özellikle de ayrıntıları… Oysa ki, ayrıntılar küçük nüanslarda gizlidir ve çoğu zaman olaylara, mekanlara, objelere ve tabii ki de insanlara ve yaşama anlam katan, zenginleştiren genellikle bu küçük ayrıntılardır.

 

Fotoğraf sanatı ile ilgilenen bir kişi olarak,son birkaç yıldır “detay “çekmeye de çalışıyorum. Tabii ki tarih ve tarihi yerler de ilgi alanıma girdiğinden, bu yerlerdeki detaylar da dikkat çekerek, ayrı bir araştırma konusu yaratıyor.Bir süre önce ,yerel bir gazetenin köşe yazılarından birinin içeriği olan “ Hala Sultan’da Davut Yıldızı” isimli yazıda, Davut Yıldızı’nın Hala Sultan Tekkesi’ndeki varlığı sorgulanıyordu..

Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi ve öğrenmeyi yaşam felsefesi edinen bir kişi olarak, Hala Sultan Tekkesi’ni ilk ziyaret ettiğim 2004 yılında, bahse konu motif benim de dikkatimi çekmiş ve motifi hemen fotoğraflamıştım. Başka  islami yerleri ziyaretlerimde de, farklı coğrafyalarda ve farklı tarihlerde  Davut Yıldız’ı yine karşıma çıkmıştır. Daha doğrusu , sadece islami yerlerde değil, yazımda değinip örneklerini vereceğim  birçok yerde, Davut Yıldızı’nı görmek mümkündür; yeterki bakmayı ve görmeyi başarabilelim.

 

Davut Yıldızı olarak da bilinen sembolün diğer adı Mührü Süleyman olup, Süleyman’ın Mührü anlamına gelmektedir. İngilizce’de  ise , “Seal of David”, “Star of David”, “Davis’s  Sheald” veya “Magen David” isimleriyle bilinmektedir. Çünkü Batı dünyasında, bildiğimiz çift üçgenin kesişimi olan Mühr-ü Süleyman aslında 5 kollu bir yıldızdır. 6 kollu yıldız ise, babası olan Davud Peygamberin kullandığı semboldür.

Aslında, altı kollu yıldız motifi ta Tunç Devri’nden itibaren Ortadoğu Coğrafyası’nda sıklıkla kullanılmış, ayrıca, Roma, İbrani, Asur, Bizans gibi eski medeniyetlerden kalan eserler üzerinde de yeralmıştır.Tüm bunların yanında,  Eski Türklerin kullandığı on iki hayvanlı takvimde de bu yıldızı görmek mümkün. Yıldız, Mitolojik zamanlardan itibaren, bereket ve güç sembolü olarak sayılmış ve pagan toplumlarda dahi kutsal kabul edilmiştir.Ona, her devirde atfedilen anlam da bu yüzden değişip durmuştur. Altı yön, matematikte ilk mükemmel sayı, dünyanın altı günde yaratılışı, bereket ve bolluğun özü gibi anlamlar, bunlardan sadece birkaçı.. Kötü güçlerden korunmak için tılsım olarak kabul edilmesi ise, oldukça yaygın bir inanış olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hıristiyan ve Yahudiler arasında Mührü Süleyman’a “Davud Yıldızı” denilmektedir. Onlar, altıgen mührün üzerindeki yıldızın her bir köşesinde sıra ile İbrahim, İshak, Yakup, Musa, Harun ve Davud isimlerinin yazılı olduğuna inandıklarından, İsrail Devleti’nin Bayrağı üzerinde de hexagram bulunmasının sebebi budur.Mührün, İlahî himayeyi sembolize ettiğine inanan Yahudiler, bu şekli sancak ve flamalara, muskalara işlemişler, büyücülük tılsımı olarak sıklıkla kullanmaya başlamışlar, zamanla ona kudsiyet atfedilmiş ve özellikle dinî ikbal uğrunda kullanmışlardır.

Mührü  Süleyman’ın bulunduğu yere şeytanın giremediğine dair halk inancından dolayı motif,İslam sanatında cami, tekke,kubbe ,mezar taşları gibi mekanların kubbe veya tavan nakışlarında,padişah gömlekleri, sancaklar ,giyim eşyaları ve takılarda ayrıca  taş, ağaç, cam, kağıt gibi yüzeylerde de yaygın olarak kullanılmıştır.

 

Nitekim,  2013 yılında ziyaret ettiğim Tokat’ın  Niksar İlçesinde de Süleyman Mührü, bazı camilerin taş işlemelerinde, kapı ve tavandaki ahşap süslemelerinde bazen 6, bazense 5 yıldızlı olarak; Selçuklulardan kalma meşhur  Ahlat’taki mezar taşlarında ise, çokgenli  yıldızlar olarak karşıma çıkmıştı.

Ön Türk Tarihinde iç içe geçmiş iki üçgenden oluşan altıgen yıldızın ‘‘Yaratan ve Yaratılan’’ı ifade ettiği belirtilmektedir. Bu yıldız Kuzey yıldızını simgelemekte  ve Tanrı’nın yol göstericisi olarak kabul edilerek, kırmızı renkli sabit yıldız olarak isimlendirilmiştir.

İslam inancına göre, Hz.Adem’in Cennet’ten getirdiği üç şeyden biri olan Mührü Süleyman, tüm semavi dinlerce kutsal kabul edilmiştir. Tanrı tarafından, Hz. Süleyman’a rüzgar, cinler, akarsu gibi akan metaller, kuşlar ve insanlardan oluşan ordular tahsis edİldiğine,  dünyayı imar ederken güzelliği ve adaleti kurduğuna inanılmaktadır.

Süleyman efsanesini doruğa çıkaran  ise, yüzüktür. Tanrı’nın kendisine bir yüzük hediye ettiği söylenir. Bu öyle bir yüzüktür ki sayılı kişi ve meleklerin bildiği Tanrı’nın gizli ismini  saklamaktadır. Tanrının bilinmeyen adı, yaratma ve hükmetme özellikleri içerir. Elbette bu tür bir efsane, güç düşkünü insanların başını döndürmeye yeter de artar bile. Kimi bilgilere göre Adem’in taşıdığı bir yüzüktür ve cennetten çıkarılırken onu Arşta bırakmıştır. Cebrail de daha sonra bu yüzüğü Tanrı’nın isteğiyle Hz. Süleyman’a getirmiştir.

Günümüzde ise  sembolün daha çok, göğün ve yerin birleşimini temsil ettiğine inanılmaktadır. Aynı zamanda bir yönüyle insan varlığının maddi bedenini ve ruhunu, bundan oluşan bütünü, yukarı üçgen doğumu, aşağı üçgen ölümü, ikisi arasında kalan alan ise yaşamı, göğün ve yerin birleşimini, yukarıda ne ise ,aşağıda da öyledir düşüncesini,  dişil ve eril prensipleri, maddi ve manevi değerlerin bütünlüğünü göstermektedir. Doğunun Yin ve Yang’ına benzer bir sembol olan Mührü Süleyman hakkında söyleyecek ,yazacak çok şey mevcuttur, ancak  Hala Sultan Tekkesi’nde sembolün neden yer aldığı konusundaki soru işaretlerinin giderilmesine yönelik katkım olmuşsa, ne mutlu bana..

 

Ayşe Gökyiğit