Köşe Yazarları

Daniskası

Tam da böyle zamanlardı Türk ahalinin liderleri arasında amansız kavgalar sürüp gitmekteydi ki henüz Enosis için dağlara çıkan yoktu, 1950’li yılların başıydı aylardan Ocak.

Necati Özkan bir taraftan, diğer taraftan Dr. Küçük birbirlerine karşı her türlü eleştiriyi ve saldırıyı yapabiliyorlardı gazeteleri vasıtası ile.

Özkan “Gölge etme” diye Doktora çıkışırken, Doktor da ona “uğraşmaya vaktimiz yok” gibisinden küçültücü ifadeler kullanıyordu…

Henüz partiler yoktu, koşullar bugünkü gibi değildi, parti kurulsa bile yürümüyordu, bir gün biri, bir gün bir başkası toplum lideri olarak öne çıkıyordu.

Kıbrıs bölünmemiş, Baf’tan Karpaz’a bir bütündü ve gerçekten dönemin koşullarında siyaset yapmak, sesinizi bir uçtan bir uca duyurmak zor zanaattı.

Siyasi nabız her dönem olduğu gibi bu antik şehir Lefkoşa’da atmaktaydı, kim duyardı şeherde olup bitenleri!

Radyo yok, televizyon yok.

Gazeteler köy otobüsleri ile köylere gitmekte o da sayılı…

İngiliz tüylü şapkasını henüz alıp gitmemişti,

Sömürge Yönetimi sürmekte, iki toplum da bunun çarkları arasında ezilmekteydi.

Sömürgeliğe karşı birlik olamayanlar, kendi içlerinde kavgaya tutuşuyorlardı.

Ki neresinden baksanız paylaşılacak pek bir şey de yoktu.

Ne bir devlet, ne bir hükümet, ne bütçe.

Alt tarafı bir Vakıf, bir de Lise meselesi vardı memlekette…

Günümüzde durum farklıdır.

Çok partili hayat vardır.

Devlet, hükümet, bütçe, meclis, ağır aksak da olsa bir ekonomi ve siyasi partiler, sendikalar, sivil örgütlenmeler…

Eski nesil doğal ömrünü bitirip hayattan ayrılmışlardır.

Onların yaptıkları, söyledikleri ve yazıp çizdikleri arşivlerde yaşıyor…

Bir zaman gelecek bugün söylenenler de arşivlerde kalacak.

Şu sözler gibi:

“Daha ne kadar Başbakan yetiştireceğim?”

“Partim koalisyona girerse ben girmem.”

“Ben o yazıyı o üslupta yazdığım için pişmanım.”

Eski arşivlere bakarken, ortada pek bir şey olmamasına rağmen, bölüşülecek, paylaşılacak, nemalanacak,  yedi sülalesine istikbal ayarlayabilecek hemen hemen hiçbir şey olmamasına rağmen, toplumun önde gelenleri arasında sürgit eden kavgalara baktıkça insan ister istemez şaşar kalır…

Gelecek nesiller de şaşırıp kalacak!

Onlar da günümüzde yaşananları anlamak için arşivlere düşen kayıtlara bakacaklardır.

Onların bu şaşkınlığın dışında kalmasını temenni eder insan.

Ama durum hiç de öyle olmayacağa benziyor…

Bugün geçmişi araştırırken tebessüm ediliyorsa,

Gelecek nesiller bugünü araştırırken tebessümden öte kahkahadan çatlayacaklardır.

Hele de olup bitenlerin daniskasını gördükçe…




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı