Köşe Yazarları

Çin ve değişim






Yazıma başlamadan önce geçen gün bana ulaşan bir öğrencimin durumu hakkında sizlerle birşeyler paylaşmak istiyorum. Özellikle pandemi döneminde üstlerine en çok yük düşen meslek sağlık çalışanlarıdır. Bu dönemde sağlık çalışanları kendi dertlerini unutarak yurtaşlara “nefes” olmaya çalışmaktalar. Ne yazık ki bazı sağlık çalışanları ise sistemde bulunan kusurlardan dolayı hak kaybına uğramaktalar. Semra İlgu’nun durumu ise bu durumun bir örneği[1]. İncelemek isteyenler için omdusman raporunu kaynakçaya ekliyorum. Umarım yetkililer gerekli adımları atarlar ve özellikle bu dönemde sağlık çalışanlarını mağdur durumda bırakmazlar.

Konumuza geri dönelim

Proletarya, bir toplumdaki en düşük ekonomik ve sosyal sınıflardan biridir. Roma kralı Servius Tullius (M.Ö.6. yüzyıl) tarafından ortaya çıkarılan Proletarya sınıfı Roma vatandaşları arasındaki en düşük rütbedir. Antik Roma’da proletarya, fakir ve toprağı olmayan özgür insanlardan oluşmaktaydı. Köleliğin genişletilmesiyle kademeli olarak yoksullaşan zanaatkârlar ve küçük esnaflar da bu sınıfın üyesi oldular. Günümüzde ise biz proletaryayı Karl Marx tanımıyla bilmekteyiz. Karl Marx’a göre proletarya, derebeyliklerin ortadan kaybolmasıyla mülksüzleşen ve emek gücünü belli bir ücret karşılığında satmaktan başka yaşam seçeneği olmayan insanların oluşturduğu sınıftır.



Son dönemde proletarya sınıfının en önemli örneği Çin’dir. Çin sosyalist sistemini küresel ekonomiye dahil etmek için, kırsal işçilere şehirde çalışma imkanı sağlanmış fakat çalıştıkları yerde kalmalarına izin verilmemiştir. Çinli köylü işçilerin proleterleştirilmesi süreci kentsel alanlarda üretim ile başlamış ve kırsal kesimde nüfus artışı sağlayarak devam etmektedir. Bu yeni yaratılan sınıf ne bir köylü sınıfıdır ne de bir işçi sınıfı. Leung ve Pun (2009) [2]çalışmasına göre 1993-2005 yılları arasında bu kötü şartlara karşı toplamda 87000 protesto gösterisi düzenlenmiş ve bu protestolara 3 milyonun üzerinde insan katılmıştır.  Dünyanın bilinen dev şirketlere hizmet veren çok büyük bir imalat şirketi olan FOXCONN’da bugüne kadar toplamda 25 işci intihar etmiştir. Bu işcilerin 18 tanesi 2010 yılında toplu bir şekilde intihar eylemini gerçekleştirdiler. İlk intihar ise ABD menşeli bir firmanın telefon modelinin prototipinin kaybolması üzerine yapılan soruşturma sonucunda gerçekleşti.

Son 15 sene içerisinde politikaları ile ucuz iş gücü sağlayabilen Çin çok hızlı bir şekilde ekonomik büyüme gösterdi. Çin ekonomisi olgunlaştıkça, reel GSYİH büyümesi 2007’de % 14,2’den 2018’de % 6,6’ya düşmüştür. Büyümenin Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından 2024’te % 5,5 dolaylarına düşmesi beklenmektedir. Çin hükümeti ekonomik büyümenin azalarak devam edeceğini ve ihracata dayalı üretimden yurt içi üretim ve tüketime dayalı bir ekonomik yapıya geçileceği yönünde açıklamalarda bulunmaktadır. Bu durum yeni normal olarak adlandırılıyor.

Çin’deki ekonomik faaliyetlerin yanısıra işci sınıfının hayat mücadelesi zorlaşarak devam etmektedir. Ekonomik ve sosyal olumsuzluklara ragmen ayakta kalmaya çalışan Çin’in yeni işci sınıfı son mücadelesini pandemiye ve iş alanlarının daralmasına karşı vermekte..







Başa dön tuşu